Biraz telefonumla vakit geçirdim dün, farkettiğim bu büyük değişim konusunda şaşkınlık yaşamamak elde değildi adeta. Eminim ki sizler de farkındasınız ülkemize, milletimize çizilen bu yönün. Şimdi üzülerek bu konuya değineceğim biraz. Eskiden Kurban Bayramı vardı.
Büyükler ziyaret edilir elleri öpülürdü. Onlar gelen misafirleriyle geçmişi yad eder biz çocuklar da onları dinlerdik. Kurban paylaşma bayramıydı. Paylaştıkça çoğalan bir mutluluk her mutlulukla bir huzur vardı. Tanrıya yaklaşmaydı amaç. Saf bir tinle ona ulaşma arzusuydu. Daha derine inersek islamiyetten önce de bu geçerliydi biz Türklerde. Kurban; kanlı kurban ve kansız kurban olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Amaç tekti; “Tanrıya yaklaşma, ona ulaşma”. Kimi islamiyetten önce biz Türklerde kurbanın Ekinoks zamanları yılda iki kez Tanrı’ya adandığını yazmakta kimi ise yılın dört mevsiminde de Tanrı’ya kurban edilebildiğini. İyiliğin belli bir günü var mı, bilmiyorum. Lakin bildiğim şey, bu iyilikten eser kalmadığı. Ben gencim, bu kadar hızlı bir zamanda her şey ne kadar çabuk değişti inanın anlam veremiyorum. Benim zamanımda 4 yaşındaki bir çocuk yalnız bakkala gidebilirdi, şimdi 14 yaşındaki çocuklarımızı yalnız bırakamıyoruz. 8 yaşındaki bir çocuk otobüse biner tek başına ilçe değiştirebilirdi, şimdi ise 18 yaşında bir gencin akibetini sorguluyoruz. Yaş kaç olursa olsun yalnız dışarı çıkmaya korkar olduk.
Konu konuyu açıyor ama ana düşünce hep aynı. İyilik diyordum, evet iyilik… Kurban Bayramı ve iyilik… Diğer değişle Kurban Bayramı ve ibadet… Eskidendi o! Ne yazık ki artık dini bayramlar bir ibadet değil de etkinlik takviminde yerini aldı adeta. Etkinliğin konusu ise “ne kestiniz” Yok biz dana kestik, yok biz koç kestik… Kesmek için kesmiyoruz efendim! En büyük ibadet gizli yapılandır dememişler mi yahu?
Şimdi ise yok hacca gittim hemen sosyal medyada fotoğraf paylaşayım, yok biz kurban keseceğiz hemen bunu paylaşalım. Dini bayram oldu sosyete bayramı. Param var geziyorum kardeşim, param var kesiyorum kardeşim! Ne kadar sosyal medyanın kurbanı olduk farkında mısınız? Kurban bayramına gerek kalmadı ki efendim. Kurban olan aslında bizler olduk. Modernleşme adı altında sömürülen gösteriş delisi insanlar olduk. Böyle etkinliklerin pardon ibadetlerin bir eğlenceye dönüştürülmesini izlerken dün, önce 1-2 saniye kadar hak verdim veganlara. Yazmışlar; hayvanların kesilmediği bir bayram diliyorum. Tamam da hayvanların canı var da bitkilerin yok mu? Canlılar alemini sınıflandırırken hiç duymadınız mı bitkiler alemini? Kanları akmıyor diye tinsiz diyebilir misiniz onlara?
Neyse Azizim yazımın başında dedim ya biraz telefonumla vakit geçirdim dün. Sonra işte, bu kadar kısa bir sürede ne kadar büyük bir değişime şahit olmuşuz milletçe onu anladım. Teknoloji gelişmek içindir sanala ulaşmak için değil. Hayat sosyal medyadan ibaret değil. Çok değil 10 yıl önce hacca gittiğinizde, 10 yıl önce kurban kestiğinizde, 10 yıl önce oruç tuttuğunuzda aklınız fikriniz bu ibadetleri Facebook’a koymaktan ibaret değildi öyle değil mi? Bu kadar kısa sürede köklü bir başkalaşma yaşadık.. Neyse lafımı çok uzatmayacağım, çünkü yaşadığınız hayat sizin, gerisini düşünmek de sizlere kalmış.
Şu anda yazımı okuyorsunuz. Bunun için size minnettarım ama lütfen şimdi telefonlarınızı (ve bunun gibi bağımlılık yapan sanal teknoloji araçlarınızı) elinizden bırakın. Gerçek hayata, gerçek insanlara bağlanın.
Bu bayramdan dileğim;… (Dileklerinizi düşleyecek “iç dünyanız” ve bunları gerçekleştirecek “cesaretiniz” olsun. Dileklerinizi kendinize saklayın ki hayalleriniz size özel olsun)

Mutlu bir bayram dileklerimle. Kusursuz hayat yoktur ama gerçek hayatın anlam ve büyüsü hep sizinle olsun. Sevgiyle Kalın.

Sıla ARSEL

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.