Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

ABD ARA SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE // Ahmet Kılıçaslan Aytar

 
ABD ekonomisi etkileyici bir şekilde büyüyor.
2018’in ikinci çeyreğinin sonunda GSYİH yüzde 4,1’lik büyüme kaydetti.
İşsizlik oranı son on yıl içinde ilk kez yüzde 4’ün altında gerçekleşti.
Özellikle Afrikalı-Amerikalılar arasındaki işsizlik  tarihteki en düşük orandadır…
Yine de Amerikalılar, Başkan D.Trump’ı son kamuoyu yoklamalarında  42-45’lik bir yüzdelikle onaylıyor…
*
Amerikan toplumunun artan kutuplaşması göz önüne alındığında,
Trump yönetiminin hem iç hem de dış arenada etkileyici rakamları ve başarılarına rağmen,
6 Kasım ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin dar çoğunluğunu koruması zorlu bir görev olacaktır.
*
Demokrat Parti, ara seçimlerde  Kongre’de çoğunluğu kazanırlarsa;
Başkanlık politikasına ve Amerikan siyasal sisteminde güç dağılımına ilişkin kısıtlamalar getirmeyi amaçlıyor.
Dahası 2016 seçimlerinde Rus katılımı konusunda devam eden soruşturmadan hareketle;
Trump’ı Beyaz Saray’dan tamamen çekilmeye zorlamayı öngörüyor.
*
Demokratlar D.Trump’la mücadele etmek, karalamak ve görevden alınmasına yol açmak üzere;
Hem içerde, hem de dışarıda geniş kapsamlı bir kampanya yürütüyor.
Beraber çalıştıkları sivil, asker bürokratların çıkardığı fesadlardan ve ana akım  medya kanallarından yararlanıyorlar.
Özellikle H.Clinton, Başkan Trump’ı devirmeyi amaçlayan “Onward Together-Hep birlikte ileri” adlı derneği üzerinden sürekli siyasi kirlilik oluşturuyor.
Washington’da göz gözü görmüyor…
Ara seçimler yaklaştıkça toplumsal gerilimler artıyor ve her iki taraftaki retorik buna göre gelişiyor…
*
Bu sırada Başkan Trump, meşruiyetiyle ilgili meydan okumalarla uğraşmak zorunda olduğundan,
Yönetiminin ve müttefiklerinin güvenlik çıkarlarını gerçekleştirme kabiliyeti zayıflamaktadır.
Eğer Demokrat Parti Kongre seçimlerinde çoğunluğu kazanır ve gerçekten de Trump’ı etkilerse;
Amerikan toplumunda ve siyasetinde derin bir krizin yaşanması olası görülüyor.
Bu durumda ABD’nin dış politika meseleleriyle başa çıkabilme yeteneği önemli ölçüde  zedelenecektir…
*
İşte son zamanda, Demokratların o kaynağından yeni bir kampanya başlatılmıştır.
Washington Post, Yemen savaşına ABD’nin desteğini sona erdirmek için çağrıda bulunuyor
Demokrat  Kongre üyeleri Yemen savaşı için ABD desteğinin menfur ve yasadışı olduğunu ve bu savaşa mutlaka bir son verilmesini istiyor
Ama Trump bu talepleri görmezden geliyor…
*
Pazar günü, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ABC kanalındaydı.
Kasım ara seçimlerinde ABD’nin en çok endişe duyduğu dört ülkenin İran, Rusya, Çin ve Kuzey Kore olduğunu söyledi.
Özellikle ABD’nin Mayıs’ta nükleer anlaşmadan çekilmesi ardından,
İslam Cumhuriyeti için çok önemli ekonomik ve yerel siyasi sonuçları tetiklemesine karşılık,
Tahran’ın açıkça Başkan Trump’ın ABD Kongresi’nde siyasi olarak zayıfladığını görmeye heves ettiğinin altını çizdi…
*
Bolton, “Ancak ABD ve İsrail, en azından Başkan V.Putin’in ifadesine göre Suriye ve Irak’taki İran güçlerinin, vekillerinin ve Hizbullah’ın çıkarılmasına yönelik bir ilgiyi paylaşıyor” dedi.
Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilme kararıyla İran ekonomisini çok zayıflattığını,
İran Devrim Muhafızları ve Kudüs Gücü’nün;
Artık Suriye ve Irak’ta olduğu gibi Yemen’de de saldırı operasyonlarını yürütme yeteneğini kaybetmekte olduğunu söyledi.
Sözlerine İran’ın askeri operasyonlarıyla terörizme destek verdiğini, barış ve güvenlik için büyük tehdit oluşturduğunu ekledi..
*
Nitekim BM barış çabalarının bir türlü neticeye ulaşmadığı Yemen’de;
ABD’nin İran rejimi üzerindeki yaptırımları yeniden uygulamaya koyması,
Böylece Tahran’ın bölgesel vekil güçlerine nakit akışını kısıtlama kararına karşı,
El-Hudeyde limanının kontrolü için kararlı bir savaşa yaklaşılıyor…
*
Yemen; Aden Körfezini ve körfezin Kızıldeniz’e açılan Mendeb Boğazını,
Öte yandan  Hint Okyanusunun Afrika’ya uzanan şeridinde Afrika ile Asya’ya, Kızıldeniz’den Avrupa’ya deniz yollarını kontrol ediyor.
ABD bu dar deniz yolu üzerinde denetimini geliştirmeyi, donanmasının bu stratejik geçiş yolunda her iki yöne hareket etmesini ve rakiplerini erişimden mahrum bırakma becerisine sahip olmayı güvence altına almanın peşindedir…
*
Amaç günlük olarak milyonlarca varil petrolün Mendeb boğazından geçişinde etkin olmak isteği olunca;
Bu dar deniz yolu bir kıyamet senaryosuyla da besleniyor.
Olası bir saldırıda Mendep Boğazı ve Süveyş Kanalı stratejik önemini kaybedecek ve milyarlarca dolar değerinde tonlarca petrol denize dökülürken, koca deniz alev alev yanabilecektir!
Bu senaryo bir İran’ın stratejisi olarak algılanıyor ve bölge güvenlik açısından çok riskli bir kategoride addediliyor…
Üstelik İran nükleer teknoloji ile nükleer silahlarını ya da petrol ve gazını  Körfez’in  en dar noktası olan Hürmüz Boğaz’dan geçiriyor.
O yüzden İran’ın Hürmüz Boğazını ve Mendep Boğazını  bloke etmesi olasılığı büyük önem arzediyor…
*
Yemen’in kuzey ve kuzeydoğusunda İran’dan ekonomik ve askeri destek alan Şii Zeydiler ve operasyonel gücü Husiler yaşıyor.
Yemen’de Zeydilere destek veren İran ile Sünnilerin kontrolündeki merkezi hükümetin destekçisi ve arka planda Güney Yemen bağımsızlık hareketi ile teması olan Suudi Arabistan arasında bir vekâlet savaşı yürüyor…
*
El- Hudeyde limanı Yemen’in can damarıdır ve bugün Husilerin kontrolündedir.
Toplam ithalatın gıda, sağlık ve giyim dahil yaklaşık üçte ikisi ülkeye bu limandan giriyor.
Aynı zamanda İran’ın Yemen’de faaliyet gösteren isyancı Şii Zeydilere ve Husilere  yasadışı silahları buradan  iletiyor.
*
BM, Husilere milyonlarca sivile insani erişimi garanti altına almak için kenti tarafsız bir uluslararası rejime devredeceği bir plan önermiştir.
Ancak barış görüşmelerinden faydalanan Husiler, El Hudeyde’deki  güçlerini ve faaliyetlerini daha da arttırmış,
Kenti devretmeyeceklerini ilan etmişlerdir.
Durum çok gergindir ve bir savaş olasılığı yüksektir.
*
Bu perspektifte  Afrika Burnu denilen stratejik bölgedeki Somali ve Cibuti coğrafyaları da;
Bir yanda Aden Körfezini ve körfezin Kızıldeniz’e açılan Mendeb Boğazını,
Öte yanda Hint Okyanusunun Afrika’ya uzanan şeridinde Afrika ile Asya, Kızıldeniz’den Avrupa’ya tüm deniz yollarını kontrol ediyor.
Ayrıca Arabistan Yarımadası’nın doğusunda, İran Körfezi’ne uzanan bir yarımada üzerinde kurulu Katar; Basra Körfezini tutuyor.
*
Türk Silahlı Kuvvetleri, Mogadişu’da Görev Kuvveti Komutanlığı üssünde Somali ordusunu eğitiyor.
Türkiye Cibuti’de ekonomi ağırlıklı bir üs kuruyor.
Türk askeri Katar Doha’da denizden ve havadan lojistik desteğe müsait ‘El Rayyan Üssü’de’ bulunuyor.
*
Bu noktada yabancı güçlerin Suriye ve Irak’tan çıkması söylemi artık gündemi belirler haldedir.
İran, Suriye rejiminin daveti nedeniyle bölgede olduğunu,
Esasen Suriye’den çıkması gerekenlerin başta ABD olmak üzere Türkiye olduğuna işaret ediyor.
Açık ki, Türkiye’nin Suriye kuzeyini  Sünni Araplar üzerinden islamcılaştırmasını istemiyor.
Ve bu konuda Rusya ile ortaklaşıyor…
Yemen’ den çıksam hemen karşıda Afrika Boynuzunda,
Ya da Katar’da Türk güçlerinin ne işi var, diyor!
*
ABD’ de ara seçimler yaklaşıyor.
İyi bayramlar efendim…
 
21. 8. 2018

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here