Ana sayfa Haberler Türkiye

Öç fantezileri ve gerçek emperyalizm karşıtlığı

Öç fantezileri ve gerçek emperyalizm karşıtlığı

Bülent ESİNOĞLU

Emperyalizmin saldırılarının yoğunlaştığı şu günlerde, televizyon alimlerinin televizyonlardaki tartışma ve değerlendirmelerini dinliyoruz.

Dünya Amerika’nın gittiği yoldan gitmemeye karar vermiş ama entelektüel formasyonu, geniş ölçüde Avrupa ve Amerikan menşeili olanlar, bu durumu değerlendirirken çok fazlasıyla çukura düşüyorlar.

Anti-emperyalist olamadıkları için mevcut ABD saldırılarına reaksiyoner tepkiler veriyorlar.

Bu kişiler, Amerika’nın yüz yılının, ticaret beyannamesini, modernitenin esası sayan bir anlayıştan yola çıkarak, akıl yürütmeye çalışıyorlar.

Mülkiyet ve statü sahipliğinden gelen bu kişilerin, uygulanan Amerikan finans siteminden kaynaklanan sorunları, sanki bir teknik meseleymiş gibi değerlendirdiklerini görüyoruz.

Ortada teknik bir sorun yok. Siyasi bir sorun var. Bu siyasi sorun bağımsızlığımız olacak mı olmayacak mı sorunudur.

Diplomasi sorunu falan da değildir. Rahip Brunson sorunu hiç değildir.

Amerika diyor ki ben seni yönetmeye devam edeceğim. Ya benim dediklerimi yaparsın ya da ben seni bitirene kadar, örtülü örtüsüz her türlü müdahaleyi yaparım.

İkinci tip reaksiyornerler ise genellikle saf milliyetçi kanattan geliyor. Biraz daha açık söylersek; antiemperyalist bir anlayışla değil de tepkisel karşıtlıktan kaynaklanan Amerikan karşıtlığı…

Tepkisel karşı olanlara bakarsak öç fantezileri geliştiriyorlar. Oysa emperyalizme yapısal bir karşı duruş oluşturabilmemiz, geldiğimiz sosyolojik keklerimizle çok ilgilidir.

Bu konuda, İlya Ehrenburg’un Paris Düşerken diye bir Romanı vardır. Paris işgal altındadır.  Savaşın ayak seslerinin duyulduğu 1930’ların ikinci yarısından soğuk savaş rüzgarlarının Avrupa’yı içine aldığı 1950’li yıllara kadar uzanan dönemi kapsar.

Paris Düşerken’de, yayılmacı Hitler faşizminin işgali altındaki Paris’te toplumun farklı kesimleri anlatılır. Bir yanda işgalcilere çıkar hesaplarıyla bağlı olan yönetici elit ve burjuvazi, yani Fransız zenginleri, diğer yanda faşizme karşı yurt savunması için örgütlenen direnişçiler, bu saflaşmanın iki ana kesimini oluşturmaktadır.

Amerika’nın başlattığı dolar savaşında, 4,50 TL’den dolar alıp, 7 TL’den dolar satan zenginimiz; Tıpkı Paris’in işgali sırasında işgal kuvvetleri ile birlikte, işgalden kurtulmak için savaşan direnişçilere karşı, Alman generallerle işbirliği yapan Fransız zenginleri gibidirler.

Öte yandan elinde pekte fazla doları olmayan ama direnişe katılmak için gidip 100 dolarını bozduranlar ise Paris’teki direnişçilere benziyorlar.

 

Bizler, Açılım Sürecinin bitmesi ve hendek savaşlarının başlamasıyla gelen sürece, vatan savaşı tanımlamasıyla karşılık verdik.

Vatan savaşı derinleşerek ve geniş kitleleri de içine alarak devam ediyor. Önümüzdeki süreçte emperyalizmin içselleştirilmesi sürecini yayacağız.

Bir gün karşımıza dolar savaşı olarak çıkacak, bir başka gün, bir yerde uçağımızı düşürecekler, daha bir başka gün bir gemimize ateş açacaklar, böylece sürüp gidecek.

Düşmanı yani emperyalizmi tanıma süreci ne kadar çabuk geçilirse, iç disiplinimizi temin etmemiz o kadar kolaylaşacaktır.

İçimizde bu kadar çok Amerikan varlığı varken, bu süreci sancısız geçmemiz zor olacaktır.

Şimdilerde ciddiyetsiz olarak gördüklerimiz; Hendek Savaşlarına da Saray Savaşı tanımlamasını yapmışlardı. O süreçleri geride bıraktık. Öç fantezileri dönemini de yakında kapatırız.

ABD saldırıları sürdükçe antiemperyalist bilinç yükselişi de artacak ve daha çok kişiye mal olacaktır.

Emperyalizme, emperyalizm denir” sürecine girdik. Televizyon alimleri ya bu sözcüğü ifade edecekler- ki etmezler- ya da yerlerini başkalarına terk edecekler.

Savaş sertleştikçe, vitrin değişecek.

17.8.2018, [email protected]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here