Ana sayfa Haberler

Kanlı Tarih

Bir makalede akıl konuşur, bir şiirde yürek konuşur. Ben nasıl konuşabileceğimi bilemiyorum… Kanlı Tarih: 31 Temmuz 2018 Yer: Hakkari-Yüksekova “Eşine doğum günü sürprizi yapmak istemişti” 11 aylık bebeği ile birlikte Astsubay eşini ziyarete giden Nurcan Karakaya otomobiliyle üs bölgesinden evine dönerken teröristlerin tuzakladığı EYP’nin infilak ettirilmesi sonucu 11 aylık bebeği ile birlikte şehit oldu. 2 tini sonsuzluğa uğurladık. Kanlı Tarih: 11 Ağustos 2017 Yer: Trabzon-Maçka “İyi ki varsın Eren Bülbül” Maçka’da Pkk’lı teröristlerin yerini güvenlik güçlerine bildirmişti. Birilerine ağladığınız gibi polise taş atarken değil, teröristlerin yerini göstererirken çıkan çatışmada şehit oldu küçük Eren. Henüz 15 yaşındaydı toprakla küçük bedeni buluştuğunda. Ona gözyaşları içinde “İyi ki varsın Eren” dedik. Bir tini sonsuzluğa uğurladık. Kanlı Tarih: 9 Haziran 2017 Yer: Batman-Kozluk “Öğretmen oldum ben” 94 doğumluydu Aybüke öğretmen. İnsan hayalleriyle yaşar, onları gerçekleştirmek uğruna yola çıkar. 8 aylık öğretmenlik hayatını kim bilir hangi hayalleri ile süslemişti. Teröristlerin açtığı ateş sonucu şehit düştü. Geriye babası Yalçın’dan duyduğumuz: “Bizim yaşadığımız acıların yaşanmasını istemiyoruz” kelimesi kaldı kulaklarımızda. Bir tini sonsuzluğa uğurladık. Kanlı Tarih: 31 Mayıs 2017 Yer: Şırnak-Uludere Acılı bir annenin feryadı; “Ya beni de götür ya sen de gitme” Yüksek gerilim hattına takılarak düşen helikopterin içindeydi Şehit Yarbay Songül. Jandarmanın ilk kadın komutanıydı. Askerler ona “baba” derdi. O gün 13 şehidimizin bedenleri, helikopterle yere düşerken tinlerinin göğe yükselişini hissettik. Yarbayla birlikte 13 tini sonsuzluğa uğurladık. Kanlı Tarih: 5 Ocak 2017 Yer: İzmir-Adliye “Eşimle gurur duyuyorum. Çocuklarımın babasız kalmasına üzülüyorum. VATAN SAĞ OLSUN” Teröristler bomba yüklü araçla Adliye’ye gelmişlerdi. Hedeflerinde hakim ve savcılar vardı. Son mermisine kadar direndi Şehit Fethi Sekin. Geride gözü yaşlı üç çocuğu kaldı. Kendisi ile birlikte 3 tini sonsuzluğa uğurladık. Kanlı Tarih: 16 Temmuz 2016 Yer:Ankara- Gölbaşı “Durum ve şartlar ne olursa olsun teslim ve esarete düşmek düşünülemez, şehadet esastır” Darbeci Tuğgeneral Semih Terzi’yi vurarak bu kalkışmanın başarısızlıkla sonuçlanmasında Şehit Ömer Halisdemir’in önemi yadsınamaz bir gerçekti. Darbeciler tarafından kurşun yağmuruna tutuldu. Vücudundan 30 kurşun çıkarıldı. Vatanı uğruna canını feda etti. Kendisiyle birlikte 248 tini sonsuzluğa uğurladık. Kanlı Tarih:15 Temmuz 2016 Yer:Ankara-Gölbaşı “Adana-Ankara-Gölbaşı yolu, kursa gelip giderdiniz bu uzun yolu, sonunda oldu size şehit yolu” Ahmet-Mehmet Oruç kardeşler. Birlikte doğdular birlikte şehit oldular. Onlar da demokrasi kahramanları, 248 tinle sonsuzluğa uğurladıklarımızdan. Bomboş bir oda, çığlıkların gerisinde bıraktığı uzun bir sessizlik… Geriye sadece bunlar kalır perde kapandığında, hayat bedenimizden ve tinimizden bir şeyler koparıp gittiğinde. Dokuz ay karnında taşıdığın ve bedeninde ruh verdiğin bir parçan elinden alınırsa nasıl yaşayabilir bir anne? Sırf onun küçücük bir gülümseyişini görebilmek için cana can, dişe diş çalışan bir baba nasıl dayanabilir böyle bir yokluğa, böyle bir acıya? Ya geride kalan evlatlar? Ya eşler? Güneş bile matem tutar kışın yokluğuna; kendi kendini, kendi sıcaklığıyla kavurarak. Ay bile matem tutar gündüzlere; kendini, güneşin ardına saklayarak. Yeri gelir evren bile ağlarken bir anne, bir baba, bir eş, bir evlat yüreği… Nasıl soğusun bu acıya? 11 aylık bir bebek. “BEBEK”. Dünyaya gözlerini yeni açmış ama farkındalık hissi bile daha oluşmamış… Şimdi tini uçmağa yükselirken soruyor; Ne yaşadım ben? Neydi bu, bedenimi yaralayan? Neydi, bu acıyı küçücük bedenime reva gören? Şimdi ben soruyorum; Bebeğin suçu, gencecik annesinin suçu(!) neydi? Atasının; bayrağımızı, milletimizi, istiklalimizi koruması mı? Bu bebeğin intikamı yerde kalmasın, YETER! Artık o teröristleri TAMUYA GÖNDERİN! Eren’in bedeni yerde kalmasın, Aybüke öğretmenin bedeni ve daha nicelerinin bedeni yerde kalmasın! YETER! Söyleyebilecek çok bir söz yok aslında. Ama ağlamaktan başka bir şey gelsin artık elimizden. Bu satırları yazmayı hiç istemezdim. Ama ütopya gerçek değil maalesef. Türk topraklarında acı eksik olmuyor. Çok geriye gitmeyeceğim yaklaşık 2 hafta önce Azerbaycan Milletvekili Sayın Sona Aliyeva Suleymanova’nın Azerbaycan’ın Nurlan Şehidi için yazdığı bir yazısını okudum, İzninizle sizinle paylaşacağım; Memleketin bir parçası Nurlan Azerbaycan’ın Şemkir ilçesinin Nisan savaşlarının ilk şehit kahramanı ve doğup büyüdüğü köyün son şehidi. Bu nedenle Nurlan’ın ailesinin yaşadığı cadde “Şehitler caddesi” oldu. Ve Nurlan Şehit … Topraktan, vatan için can verendir…

Bazen sadece kalıyorsun, ancak toprak, gökyüzü ve havayla temaslaşırsın, o zaman nereden geldiğini, kim olduğunu ve kocaman dünyada misyonun ne olduğunu yüreğinle hissediyorsun, anlıyorsun … Kimim ben? Aslında Vatandan bir parça, Tanrıdan bir zerre … Nurlan da bir zerreydi, ama artık Tanrı’yla bütünleşmiş, Vatanla bütünleşmiş … Elini yere koyup, kalbini dinlemeye mecbur ettiğinde, sanki tarihin sayfalarında zaman zaman tarumar olmuş, ağrı acidan, kandan yoğrulmuş, gadirlerden yorulmuş, birkaç yiğitlerin canını ana tek bağrına basıp cismini kendisine gömerek ruhunu Yaradana teslim eden, mezarın kendisi tek soğuk olan toprağın acısını duymuyor, duyamıyor ve kayıtsız kalabiliyor muyuz? Toprağın gücü var mı? Bazıları diyor Vatan yaşadığın topraktır, birdir, dünyanın neresindedir… Bense düşünüyorum ki şehadete giden yolda, cesaret ve güç yalnız onundur. Onun ruhuyla birleşince, enerjisiyle bütünleşende, varlığınla bir parçası olduğunu anlayınca biliyorsun ki, bu senin toprağındır, senin vatanındır ve ondan bir parça düşmana vermek sana haramdır, ziyandır … Nurlan gelmişti. Toprakla, havayla, gökyüzüyle, parçası olduğu evrenin yaşam ve kalım felsefesini hayattan karmaşık olsa bile anlamıştı ve Vatan için vuruşmuştu… Şehit olmuştu … Hayatta yaşayabilir, ama var olmak her kişinin kısmeti değildir. Nur geçmişte, şimdi ve gelecekte vardı. Toprağın nefesinden, Tanrının hənirtisindən, Evrenin ruhundan Fidanın vücudunda bu dünyaya yeniden doğmuştu … Insanlar da, insanlık da ebedidir … Onların ataleti bozan, karanlığı aydınlığa, nefreti sevgiye, seri hayra çeviren yaşam gücü, yaşam sevgisi ve laikliğe olan tutkusu her şeyden daha güçlüdür … Ve o, en büyük güçtür … Yeter ki, o kaynağı bulasın, Fidan gibi … Belki de bu Tanrının, bireysel sevginin ebediyete yol açabilir bilmeyeceyinin mesajıdır …. Bilmiyoruz, bazen gerçekten kim olduğumuzu bilmiyoruz, bilmeli olduğumuz ise tamdır, vatanın parçası ve Yaratıcı’nın ruhundan parçacık olmak ancak toprağa kavuşanların Vatan ve insanlık adına şehitlik makamının fethinden, nefsinden, nefesinden vazgeçmekle ebediyyetin zaferinde ölümün zaferi yenilgiden geçiyor. Milletvekili Sona Aliyeva’nın dediği gibi ebediyetin utkusu ölüme yenilmekten geçiyor. Tabi şehitlerimizin mertebesi ayrı. Ölmeden ebediyete, Tanrı katına, uçmağa varandır onlar. Sevdiklerinize sarılın, onları bırakmayın, sevginizi dile getirin! Kaybeden değil kazanan olursunuz. Hayatın nerede, ne zaman, ne göstereceği belli olmuyor. Vatanınıza ve sevdiklerinize kenetlenin.

Sıla ARSEL

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here