“Çözümsüzlüğe programlanmış belde Bodrum”

Dişim keserken, gözüm görürken cebime koyduğum emeklilik maaşı ile bulunduğumuz ortam koşullarından uzaklaşmak için ne ümidlerle gelmiştim Bodrum’a.

“Çok sıkışırsam tası tarağı toplar Bodrum’a yerleşirim.”
“Bodrum’da balıkçılık yapsam bu parayı nasılsa çıkarırım”ı çok duydum.

Altyapısı dökülürken zenginlerin trilyonluk malikaneler aldığı, emekli bürokratı, dulu, boşanmışı, tv futbol yorumcusu, papyon kravatlı monşeri, nışanlanmaya karar vereni , yeni teknesinde sevgilisi ile denize girerken magazin basınına malzeme olmak için Bodrum’u seçen mafia babaları, artistlerin sevgilileri ile GölTürkbükü plajlarının pufuduk yastıklarında adedi 100 tl ye tost yerken güneşlendiği, nedense mültecilerin botlarının Bodrum açıklarında battığının hep haber yapıldığı, Istanbul’dan çok pop müzik sanatçılarının konser verdiği ve magazin basınına haber olan tek belde Bodrum olmaktaydı.

Türkiye’deki birçok tatil beldesinin değişmez yazgısı elektrik, su ve trafik alanındaki düzenlemelerin kışlık nüfus baz alınarak kurgulanması. yüz elli bin kişinin gündelik yaşamı için oluşturulan sistemin yazın -bilhassa bayramlarda- sayısı bir milyonu aşan turiste yetmesi elbette düşünülemez.

Çünkü, sistem çözümsüzlüğe programlanmış. Ülkemizde, görkemli Saint George Şovalye’lerinin yaptığı görkemli kalesi, dünya markası Arkeolojik Sualtı müzesi, denizi güneşi, gece ve gündüz “Hanutçu”lardan geçilemeyen Barlar sokağı..

Anadolu’da yobazlık, cinsel istismar ve takva adı altında ahlaksızlık süre gelirken, Anadolu’nun diğer yerlerinde deprem olduğunda fay kırılması, deprem Ege sahillerinde olduğunda da “zina arttığından oluyor” haberinin magazin basınına malzeme yapıldığı. sırf rayting uğruna medyanın çakma haberlere sayfalarında yer vermesi Bodrum dışında kayda değer bir turizm ve eğlence beldesi olmayışı kamu oyunu bu beldeye çekmiştir.

Çevre düzenlemesinin sadece “mavi bayrak “ asması ile geçiştirilmeyecek kanalizyasyonların sadece denize verildiği, çöp sorununun halledilmediği, onarım bekleyen değirmen, kilise ve şapel gibi turizme ve inanç turizmine katkı sağlayacak tarih yerlerin senelerce gündeme alınmaması. Deniz’e mavi yakışır da, Belediyenin işlevlerine yetişememesinde söz konusu olumsuz havanın kaynağı genel olarak Büyükşehir yasasıyla alakalı olduğu iddiasının daha önceleri neredeydini düşündürmesi, Bodrum’u çözümsüzlükten beslenmekte ısrar eden bir ilçe haline dönüştürmüştür. Bodrum’u mesken tutmuşların kurduğu STO ların da organize olamaması da etken olmaktadır. Hanutçuluk-Otellerde HD-Herşey dahil rezervasyona gidilmemesi hususunda 15 senedir Turizm İşletmecileri toplantı yaparlar, karar almada anlaşarak dağılırlar. Yerli halkın sosyal etkinliklere katkısının olmaması. Sergi, konser, bale gibi etkinliklerde Ankara ve Istanbul’dan gelenlerin birbirini eğlendiren bir durumu yanında yerli halklın sosyal etkinliklere itibar etmemesi bir tezat teşkil etmeye devam etmektedir.

Suyu, yolu olmayan çay kutusu şeklinde 400-500 ünite siteler insanın gözünü tırmalarken bu sitelerin yeşili mahvederek kuruluşuna izin veren Bodrum Mülki Amir kadrosu, Eskişehir’in mimarı Büyükerşen’in il’ine yaptığı katkıya ek olarak bu güzelim turizm beldesinin:
8 adet yel değirmenini, merkezdeki Ortadoks kilisesi ile Bitez’de tabanı kılıç balığı mozaikleri ile döşeli şapelin onarımına para bulamaz mıydı?

Amacım içinizi karartmak değil. Ancak, Bodrum’u sonradan mesken tutanların, 150 bin nüfusu olan beldede 170 bin ev,200 bin emlak komisyoncusu(bunun % 10 u kayıtlı), 240 bin avukat, 300 bekleyen dava dosyası varken seçim sonrası aradığını bulamayanların üzerine çöken “olumsuzluk”,
duygusunun yerini kabulleniş hissine bırakmaması, herkesin olan bitenden kendini soyutlamaması, görmemek, duymamak olmamalı da nasıl?
Erdil Ünsal

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.