Ana sayfa Haberler Türkiye

İki ölçü biri PKK diğeri s-400

İki ölçü biri PKK diğeri s-400

Bülent ESİNOĞLU

S-400 Hava Savunma Sistemlerini Rusya’dan alacağımızı ilan ettiğimiz günden bu yana, Atlantik Cephesinden hemen her hafta, yeni bir açıklama veya tehdit geliyor.

S-400 alırsanız, F35 savaş uçağı ve diğer askeri teçhizatları Türkiye’ye satmayız, şeklinde ambargo tehditleri var. Zaten var olan ambargolara yenilerini ilave etmek için her hafta bir ABD yetkilisi tehdit savuruyor.

En sonunda S-400 almayın, Patriot satalım önerisiyle geldiler. Bu konuda görüşmelerin devam ettiğini ifade ettiler.

Anlaşılamayan bir hususu ifade edelim. Bizim S-400 hava savunma sistemlerini alacağımız, hatta parasını bile ödendiğimiz, defalarca yetkili ağızlardan ifade edilmiş olmasına karşın, neden ABD her gün yeni bir açıklama ya da bir tehdit savuruyor.

Önce şu iki tespiti yapalım. ABD’nin bölgede, Türkiye’ye ait iki temel düşüncesi var. Bölgede Kürdistan kurmak ama Türkiye’yi de buna dahil etmek. Kurulacak Kürdistan’ın himayesini Türkiye’ye vermek.

İkincisi ve daha önemlisi; değişen dünya dengelerinde Türkiye’nin yerinin, Avrasya olduğunu gören ABD, Türkiye’yi Avrasya’ya yar etmek istemiyor.

Amerika gördü ki, Bölgede, Türkiye yanında yoksa, ABD, hepten yalnızlaşacak ve Rusya’yı Suriye’den çıkarması artık imkansızlaşacaktır.

Bürüksel toplantılarının ardından yapılan açıklamalarda, ABD tarafında oldukça yumuşama görüldü. İki şekilde yorumlamak mümkün; ya s-400 alımından vaz geçeceğimizi ya da S-400 alsak bile, kullanmayacağımıza dair Amerika’ya bazı güvenceler verdik. Ya da görüşmecilerimizde, PKK ile olan savaşımız ve bağımsızlığımız konusunda, irade sahibi olduğumuzu, karşı tarafa aksettiremedik.

Çin ile böyle bir süreci yaşamıştık. İhalesi bitmiş, alımına karar verilmiş hava savunma sistemlerini Çin’den almaktan vaz geçmiştik. Ya da ABD bizi vaz geçirmişti.

Amerika bu iradesizliğimizden cesaret alarak, iki de bir ya tehdit yapıyor ya da havuç uzatıyor. Yoksa neden bu iş bu kadar uzatılıyor?

S-400 alımından vaz geçersek, biliniz ki Fırat’ın doğusunda PYD/PKK varlığını da kabul etmişiz demektir. Astana Süreci değil Atlantik kazanmış demektir.

Diyelim ki, böyle bir süreci yaşamak zilleti önümüze geldi. Türk halkı PKK ile mücadele etmeyen bir iktidarı başında tutar mı? PKK ile mücadele tercih değil mecburiyettir.

Anlıyorum BORÇ KRİZİ ülkemizi çok bunaltıyor. Sıcak paraya ve yeni borçlanmaya çok ihtiyaç var. Zengin elitler paralarını piyasadan çekti. Karların özelleşmiş olması, zararların(borçların) ödenmesi halkımıza kaldı. Bu durum iktidarı çok zorluyorlar.

Güvenliğimiz yani bağımsızlığımız yoksa özgürlüğümüz de yok demektir. Dayanacağız. Bu süreci atlatırsak gün Türkiye’nin günüdür.

19.72018, [email protected]

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here