Kategoriler
Dünya Haberler Kültür/Sanat Politika Türkiye

Hayat ne garip!

Elin ekmek tuttuğundan beri çalışıyorsun ve emekli oluyorsun. Yaşlandığında rahat edeyim diyorsun ama işte hayatla hayaller uzlaşmıyor. Geçen çocuk parkında 80 yaşında bir dede, simit arabasının arkasında elleri ese ese simit satıyordu. Hiç simit almak istemesem de ona 1 liralık faydam dokunsun diye aldım. Dede neden çalışıyorsun? Dedim. Bak hava sıcak yaşın çok dedim. Dedim ama o yaşlı adamın cevabı içime dert oldu. “Kızım! Evde ben, oğlum, gelinim çalışıyor ama 3 çocuk ve 3 biz geçinemiyoruz” dedi. “Kazandığımız az giderlerimiz çok. 3 çocuğun okul masrafını üçümüz çalışarak zor ödüyoruz. Şimdi ben evde oturup çalışmazsam birde benim boğazım yük olsun mu?” 80 yaşındaki dede emekliymiş. Ama çalışmazsa boğazı yük olacakmış…

Haklısın deyip, simidi alıp uzaklaştım. Bundan sonra daha kaç yıl boğaz derdi çekecek bu yaşlı adam? Neden ama?

Sonra bir olayı hatırladım…

Gürcistan’da 5 yıldızlı bir oteldeydik iş icabı. Baktım büyük bir otobüs içi dolu geldi. Yaşı 60’ı geçmiş Japonlar. Otel çalışanlarından sormuştum o zaman, “iş için mi geldiler?”diye. “Hayır efendim” demişti. “Bu kişiler emekliler. Her yıl dünyanın bir kaç ülkesine tatile gidiyorlar. 1 hafta da bizim ülkeyi geziyorlar.”

Düşündüm bir anlık o konuyu…

Emekli olup rahat yaşamak için Japon mu olsam?

Sonra karşıma vatanım Azerbaycan’da ki bir resim çıktı. Yaşlı ve emekli bir hanım sokak süpürüyor fakat kolu kırık ve alçıda. Tek eliyle o da boğazının peşinde. Yoksa neden bu haliyle çalışsın ki?

Ben memur değilim, kararlar alamıyorum, milletvekili değilim kanun yazamıyorum…

Halkın sevgisini kazandıktan sonra kaybetmemenin bir yolu da bence; insanları boğazlarıyla imtihan etmemek!

Onların nasıl yaşadığını bilmek çok zor olmamalı. Verilen maaşla her gün yükselen fiyatları eşleştirmek yeterli. Şimdi eski zamanlarda olduğu gibi insanılar yaşlanıp ölmüyorlar ki… Zaten önüne geçemediğimiz gıda terörü var. Yediğimiz, içtiğimiz ömrümüzü kısaltmış. En azından çalışmadan emekli maaşımızla geçireceğimiz bir kaç yılı dinlenelim ki öldüğümüzde iş başında olmayalım. Birde düşündüm bazı memurlar  diyor ya, herkes iyi yaşıyor, arabalar, telefonlar, lüks alış veriş merkezlerinde dolup taşan kalabalık…

Öyle herkes kendi yaşamından bakıyor hayata…

Şimdi o yaşlı adamın, kolu alçıda sokak süpüren kadının kazandığını size versem ve hadi kardeşim 1 ay değil de bir hafta yaşa dersem, o zaman tok karnınızın aç karından haberi olacak da, maalesef öyle bir şansım yok…

Bu hafta iki kardeş ülkede gördüğüm, neredeyse aynı manzaradan hem utandım hem üzüldüm. Kardeş kardeşe bu  kadar mı benzer?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.