Kategoriler
Kültür/Sanat Ümran Ünlü

BARIŞ GETİR RAMAZAN BAYRAMI

Bir Ramazan Bayramı daha geldi.Bu bayram başka bir heyecan taşıyor benim için.Ülkemde bir seçim heyecanı ki yer yerinden oynuyor.Duyar gibiyim seçim konuşmalarını meydanlarda. Hele bir de bağıra çağıra konuşmayı seven bir milletiz.

Bu bayramın uğurlu gelip,ülkemde yeniden barışın,kardeşliğin,adaletin kurulacağına inanıyorum.Bir yandan ömür su gibi akıp gidiyor ve biz takılmışız günlük hayatın keşmekeşine bazı şeylerin nereye gittiğinin farkında bile değiliz.

Toplum kamplara bölünmüş.İnsanlar takım tutar gibi parti tutmuş.Doğru yanlış kimsenin umurunda değil.

Bir yanda ramazan boyu gerçekten inanarak orucunu tutup ,akşama kadar iftar hazırlığı yapıp,teravisini kılan,sahura kadar ibadet ve eğlenceyi bir arada geçiren ve dinini sadece ALLAh’ın rızasını kazanmak için yaşayan nezih bir toplum…

Bir yanda dinini sadece ramazanda hatırlayan,her yaz bikiniyle plajlarda boy gösterenlerin,birden bire kafasını gözünü bağlayıp,saçının bir telini ya da tırnağının ucunu gösterdiğinde günah sayan ama akşama kadar dedikodu peşinde koşan,kul hakkı yiyen,dini sadece örtünme sanan ve ortam öyle gerektiriyor diye veya birilerine şirin görünmek için oruç tutup, teraviye gelen bir toplum…

Bir yanda müzik dinlemeyi günah sayan ve elindeki mikrofonu bırakıp, birden dindar kesilip,kadınları görmenin dahi günah olduğunu düşünen, okumayan,ezberci ve kendisine verilenlerin doğru olduğunu sanan,katı kurallar içine sıkışıp kalmış,eğitimden uzak,sadece etrafından duyduklarıyla dinini yaşamaya çalışan bir toplum…

Bir yanda inanmayan ve yaratılanın yaratanın eseri olduğunu reddeden,ramazan kavramının ne olduğunu bile bilmeyen,sahillerde güzel bikinisiyle boy gösteren,ya da yeni teknesine eşini dostunu toplayıp gösteriş yapan bir toplum.

Bir yanda hem sosyal hayatın içinde yaşayıp,hem dini görevlerini yerine getirmeye çalışan bir toplum…

Bizler küçücük dünyamızda birbirimizi eleştirip,kendimizi bulunmaz hint kumaşı sayarken,dünya ağlıyor…Dünya kan gölü oldu…İnsanlar bir avuç toprak,bir yudum su ve bir parça maden için birbirini boğazlıyor.

Bizim en büyük hatalarımızdan birisi dinimizi bilmiyor olmamız. KUR-AN’da bütün kurallar yazıyor bir bir. 

Arapça bilmiyorsanız ATATÜRK Elmalılı Hamdi’ye türkçe tercümesini yaptırdı, açın türkçesini okuyun. Okuma özürlü dostlarım benim. Eğer dinimizi esas kaynağından doğru bir şekilde öğrenirsek sahte dincilerin eline düşmeyiz,din tüccarları tarafından kullanılmayız.Biz kulaktan dolma öğrenmeye bayılıyoruz her şeyi.

Herkes başkalarının işleriyle uğraşmak yerine, kendi görevlerini doğru bir şekilde yapmayı denerse, dünyamız daha bir yaşanası olur diye düşünüyorum. 

İsteyen gücünün yettiğince dini görevlerini yerine getirmeye çalışır.İstemeyen yapmaz.Hiç kimse kimseye karışamaz.

İslamiyetin ana kuralları dediğimiz 32 farz… İnancımıza göre müslümanım diyen herkes bu kuralları yerine getirmek zorundadır. Herkes inancında özgürdür, yerine getirir ya da getirmez, kimseye hesap vermek zorunda değildir. Bu ALLAH ile KUL arasındadır, kimseyi ilgilendirmez.

Bırakın isteyen istediği gibi inansın, bırakın isteyen istediği gibi giyinip kuşansın, bırakın insanlar özgürce ibadetini yapsın. Siz katı kurallara boğarak dini, insanları dinden uzaklaştırıyorsunuz, onlarda etraftaki türedi tarikatların eline düşüyor, dinimiz yozlaşıp gidiyor.

Gecen gün birisi söylüyordu; ”sen böyle namaz kılarsan namazın kabul olmaz”Benim görüşüme göre bu cümleyi kuran insan allaha şirk koşmuş olur.Namazının kabul olup olmayacağına karar veren tek merci ALLAH’tır.

Belki sen namaz kılarken kimi nasıl dolandıracağını düşünüyorsun da o adam safiyane bir şekilde tamamen yaradana yönelmiş içten kılıyor namazını.Ya da belki sadece dua ediyor… Kimse bilemez.

Ben masumum diyemeyiz hiçbirimiz.Bu hepimizin ayıbı,hepimizin dünyaya ve insanlığa boynunun borcu.

Kadınlarımız -kızlarımız-çocuklarımız tecavüze uğruyor,otubüslerde genç kızlarımız taciz ediliyor,gençlerimiz ölüyor,durup dururken bir gece yatağından kaldırılıp insanlarımız tutuklanıyor,bir sabah işine gittiğinde insanlar ne olduğunu anlamadan işlerinden atıldığını öğreniyor…

Dünya kırmızıya boyandı.Adalet sadece yönetimdeki partinin insanlarına işlediğinden,insanlar yollara dökülüp adalet arayışına çıktı.

Ramazan bitti.Şeker Bayram,Ramazan boyu gerçekten inanarak ve ibadetlerini yerine getirerek kutlamayı hakettikleri bir bayram.

Çok güzel bir dinimiz var.Gerçekten araştırıp öğrenirseniz,insanın mutluluğu için olan bir hak dini olduğunu görürsünüz.

Ama yok ben sağdan soldan duyup,gazeteden,televizyondan dinleyip öğreniyorum dersen,işte dünya bugünkü haline gelir.

İnsanlar rant kavgasıyla doğayı da katleder,birbirini de….

Ben değil dinimiz emrediyor:

Toplumu kamplara bölüp birbirimizi eleştirmek yerine,iyisiyle kötüsüyle birbirimizi sevelim ,sayalım.

Dinimizin kuralları içinde zekat diye bir madde vardır.Aslında o insan olarak vicdanen uygulamamız gereken bir maddedir.Zenginin malının kırkta birini yoksullara dağıtmasıdır zekat.

Zengin bir parça fakire versin,fakir hazır lokma beklemesin rızkı için gayret etsin.

Herkes mezarına ayrı girecek ve biz insanları inançlarına göre yargılama hakkına sahip değiliz.Bu hak sadece yaratanın.Bırakalım yaratanla yaratılanı başbaşa.

Biz burada sadece yaratılanı yaratan için sevip,dostluğu,güler yüzü ve sevgiyi paylaşalım.

Yarın arife,öbür gün bayram,Huzur Evlerini,Çocuk Esirgeme Kurumlarını,akraba,eş-dost,komşu,kimsesi olmayan insanları ziyaret edin ve onlara yalnız olmadıklarını ve sevildiklerini hissettirin,unutmayın bir gün siz de aynı durumda olacaksınız…

Bu bayramdan karlı çıkacağımızı sanıyorum.Ülkeme yeniden insanca yaşam,hakça düzen,adalet geri gelecektir umudu taşıyorum.

Sanki 20 gün sonra başka bir bayram kutlayacağız beklentisiyle;

Nice kavgasiz gürültüsüz,sağlıklı,mutlu,adaletin herkese eşit işlediği,ağız tadında ramazanlara…

Şeker Bayramınız şeker tadında kutlu olsun…

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.