İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI VE AVRUPA

<p>Donald Trump; İran'ın sivil nükleer ihtiyaçlarının denetlenmesi, sınırlar içinde kalması ve bir bombaya yaklaşmaması ve diğer mekanizmaları sağlamak üzere beş ay çeşitli müzakereler sürdürdü.
Fransa Cumhurbaşkanı E.Macron Washington'a geldi, sorunu sadece devlet ziyaretinde gündeme getirmekle kalmadı, aynı zamanda kongrede " bundan kurtulmamız gerektiğini söyleyemeyiz " dedi.
Sonra Almanya Başbakanı A. Merkel Washington'daydı, nükleer anlaşmadan çekilme kararının uluslararası düzene duyulan güveni zedeleyeceğini söyledi.
 
*
Ama D.Trump," Bir anlaşmanın dünyaya zarar vermesine izin veremeyiz. A​BD nükleer şantaj için rehin alınamayacak bir ülkedir. Amerika'ya ölümü​n ​bu silah​la geleceğini söyleyen bir rejime izin verilmez. İran tehdidine, nükleer emellerine karşı kalıcı bir çözüm​ bulmak için müttefiklerimizle birlikte çalışacağız. Yaptırımlar o kadar güçlü olacak ki, İran daha önce karşılaştığından daha büyük sorunlara sahip olacak" dedi.
Washington'u 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasından çekti...
 
*
​Bu noktada İsrail;​ bir taraftan yakın gelecekte Tahran​'ın​ nükleer anlaşmayı terk e​deceğini, yüksek seviyeli uranyum zenginleşmesini yeniden başlat​acağını,
​Bölgede​ askeri çatışma​ları arttıracağını​, böylece​ ABD'ye meydan okuyacağını düşün​dü. 
Başkan Trump'ın bu eylemin ​çok ağır sonuçlarla​ ​ karşı karşıya kalacağı​ uyarısında ki, "o  an​ ​​"a hazırlanmaya başladı.  
​Diğer taraftan da​  İran'ın Suriye'deki üslerine, lojistik merkezlerine hava harekâtları düzenledi.
Ortadoğu​'​da tansiyon yükseldi... 
 
*
Şu dakikada İran, 2015 tarihli Nükleer Anlaşma'nın korunmasını ABD olmadan Avrupa'ya indirgemiştir.
Çünkü İran, ABD yaptırımlarının son derece sert ve kapsamlı olmasını bekliyor.
Avrupa'yı arkasına alarak yaptırım baskılarının ardından Washington'un talep edeceği yeni bir nükleer anlaşma öncesinde güçlü bir ele sahip olmayı öngörüyor.
​B​ölgede yeni gerilimler istemediğini söy​lüyor ama nükleer ​zenginleş​tirmeye ve silahlı çatışma​lara da yakın duruyor...
 
*
Nitekim İran Cumhurbaşkanı H.Rouhani, Almanya Başbakanı A. Merkel ile yaptığı telefon görüşmesinde​;​
​H​içbir Avrupalı üyenin Başkan Trump'ın yeni yaptırımlarına doğrudan ya da dolaylı olarak katılmayacağının sözünü alıyor.
İsrail; İran'ın Avrupa Birliğinin bu türden bir güvence verebilmesi konusunda bir yanılsamaya sahip olmadığını,
ABD ve İsrail kampanyalarına karşı gerekli hazırlıklarda zaman kazanmak için bu diplomasi gösterisini Avrupalı liderlerle birlikte oynadığını düşünüyor.
 
*​
E.Macron, bu hafta Avrupa birleşmesine hizmeti geçenlere verilen Charlemagne Ödülünü almak üzere Almanya/ Aachen'deydi.   
A.Merkel'i harekete geçirmek ve Avrupa projesini yeniden canlandırmak üzere politik misyonuyla, "Temel değerlere ihanet etmemeli ve korkmamalıyız" dedi.
İsim vermedi ama Avrupa mallarına tarife uygulamak, nükleer silahların yayılması ve iklim değişikliği konularında uluslararası işbirliğini bırakmak isteyen ABD Başkanı
D. Trump'ı, 
Avrupalı demokrasileri propaganda ve hacker ataklarıyla baltalamak isteyen Rusya Devlet Başkanı V.Putin'i,
Avrupa’nın kararsızlığını ülkesinin gücünü ve nüfuzunu arttırmak için bir fırsat olarak gören Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'i, Avrupa projesini tehdit etmekle itham etti.
Avrupa için dört ilkeye; Kararlılık: Cesaret : Eylem : Özerklik'e dikkat çekti...
 
*
A. Merkel, "Fransa ile birlikte, Avrupa'nın yeni bir başlangıç yapması gerektiğine ikna olduk. ​Avrupa artık Amerikan korumasına dayanam​ıyor. Kaderimizi kendi elimize almalı​yız"​​dedi. 
T​ehlikeli bir dünyada​ böylesi​ ortak bir Avrupa dış politikası​ ​varoluşsal bir zorunluluk​tu.
Merkel, Ortadoğu'da şiddetin tırmanmasından duyduğu kaygıyı dile getirdi.
Durumun son derece karmaşık bir hal aldığını, son zamanda tırmanan gerilim durumunun savaş ya da barış meselesine dönüştüğünü söyledi.
​Sonra Macron ile​ birlikte, Ortadoğu​'​da tansiyonun yükselmesi üzerine taraflara gerilimi düşürme çağrısında bulun​du... 
 
*
Avrupa h​â​l​â​ İran nükleer anlaşmasının en önemli destekçisi​dir​.
Çünkü, Almanya ile Avrupa bütünleşmesinin ana yürütücü güçlerinden birisi olan Fransa;
Küresel nükleer enerji endüstrisi liderlerinden olmasına rağmen enerji arzının temelini artan bir biçimde petrolü nükleer enerjiyle ikame etmeye dayandırmıştır.
Moskova ve Avro-Atlantik blok arasında gittikçe yükselen restleşme, Fransa ve Almanya gibi bu blok ülkelerini birlikte hareket etmeye zorluyor. 
Nitekim Fransa, eski sömürgesi Suriye'nin kuzeyinde askeri üsler kurmuş, buraya devasa petrol şirketi TOTAL SA' nın tohumunu ekmiştir.
 
​*​
Çünkü, Almanya politikası "Lebensraum" (hayat sahası) ülküsü ve "Drang nach Osten" (Doğu'ya genişleme) ülküsünden gelişiyor.
Lebensraum ülküsü Almanya'nın DNA'sıdır, geçmişte Almanların Cermen, Rusların Slav olarak birbirleriyle yaptığı savaşlardan besleniyor.
Cermenler, Slavların yaşadıkları toprakları hak etmediğine bu toprakların Büyük Alman İmparatorluğuna yurt yapılmasına inanırdı.
Halihazırda ise Lebensraum; Doğu Avrupa'da Almanya sınırları dışında yaşayan Alman azınlıkların Almanya hakimiyetinde birleştirilmesi ve yeni toprakların kolonizasyonu ile beraber Alman popülasyonunun bu topraklara yerleştirilmesi politikasıdır...
 
*
Bugün Almanya, siyasi etki araçları vasıtasıyla Habsburg'ların, Bismark'ın ve Hitler'in asırlar boyunca peşinde koşup askeri kuvvetle başaramadıkları,
Merkezi ve Doğu Avrupa'yı Cermen hayat sahası yapma ülküsünü; ekonomik ve ticari işbirliğiyle gerçekleştirme yolunda büyük mesafe almıştır.
Polonya, Macaristan, Çekya, Slovakya, Slovenya, Bulgaristan, Romanya ve Avusturya kendileri için bir çekim merkezi olan Almanya'nın etrafında bir ticari ve ekonomik blok oluşturmuştur...
 
*
Almanya Lebensraum ülküsünü gerçekleştirdiğinde "Drang nach Osten" (Doğuya Genişleme) tutkusunu da gerçekleştirecektir.
II. Dünya Savaşı sonunda Polonya'ya bırakmak zorunda kaldığı Oder Neisse hattının doğusundaki toprakları da ekonomik açıdan entegre etmiş olacaktır.
Üstelik, II.Dünya Savaşı sonrasında Hazar'da ve Ortadoğu'da bulunan hidrokarbon kaynakları; bugün Almanya'nın enerji ekonomisi için "Doğu'ya Genişleme" politikasının temel unsurudur...
 
* 
Nitekim Almanya, Kırım'ı ilhakı ve Doğu Ukrayna'daki uygulamaları nedeniyle Avrupa Barışı'nı ihlal etmekle suçladığı Rusya'nın Avrupalılaşmasına ilişkin tükenen umutlarını,
1967'de yürürlüğe konan Sovyetler Birliği ile doğrudan ilişki kurulması, Varşova Paktı ülkeleri ile ilişkilerin normalleştirilmesine dayanan Ostpolitik'i terketmek,
Yerine jeopolitik çıkarlarının ve " Lebensraum- Drang nach Osten" ülküsünün yönlendirdiği bir siyasete yönelmeyle karşılıyor...
Bugün Almanya, Kuzey Irak Kürdistan Yönetimi'nin en büyük destekleyicisidir.
 
*​
​Üstelik ​ Avrupa'nın İran konusundaki tutumu  sadece nükleer mesele​yi çözme​ ve enerji kaynaklarıyla deği, mülteciler ve ekonomik işbirliği​ için de çok önemlidir.
​Bu noktada ​İran, küçülen ekonomi​siyle​ Avrupa'nın yardımı ile iç sorunları​nı​  ele alabilir. 
​Bu yüzden anlaşmanın tutulması Avrupa'nın endişelerini gidermek ve İran'ın stratejik kalkınma hedefini gerçekleştirmesi için en iyi seçimdir.
 
​*
A​ncak ABD Başkanı D. Trump, ülkesini İran anlaşmasından çekip yaptırımlar uygulayacağına karar verdikten sonra attığı tweet'te​ " İran'da iş yapan Alman şirketleri hemen operasyonları durdurmalı​" demiştir. 
Almanya İran'ın en büyük ticaret ortaklarından biridir.
2015 İran Nükleer anlaşmasından sonra Almanya'nın ihracatı yüzde 27 oranında büyümüştür.
2017'de İran'a yapılan Alman ihracatı 3,5 milyar dolar değerindeydi ve bugün Almanya'nın en büyük işletmeleri, onlarca ülkenin orta ölçekli firmasıyla İran'la birlikte çalışıyor...
 
*
​Bu noktada ​ABD geçmişte olduğu gibi Avrupa şirketlerine yaptırım yapmaya karar verirse,
Amerikan​ın kararı, kaçınmanın hiçbir yolu olmayan havacılık, bankacılık, sigorta, nakliye ve lojistik ​sektörlerini kapsayacaktır.
Sonuç olarak, İran büyük ölçüde kendi projeleri​ni​ finanse etme​kte zorlan​acak, 
Avrupa​ ise​ anlaşmayı sürdürmek için​  çok zor bir​ mücadele ​verecektir...
 
​13.5.2018</p> - nukleerbomba

Donald Trump; İran’ın sivil nükleer ihtiyaçlarının denetlenmesi, sınırlar içinde kalması ve bir bombaya yaklaşmaması ve diğer mekanizmaları sağlamak üzere beş ay çeşitli müzakereler sürdürdü.
Fransa Cumhurbaşkanı E.Macron Washington’a geldi, sorunu sadece devlet ziyaretinde gündeme getirmekle kalmadı, aynı zamanda kongrede ” bundan kurtulmamız gerektiğini söyleyemeyiz ” dedi.
Sonra Almanya Başbakanı A. Merkel Washington’daydı, nükleer anlaşmadan çekilme kararının uluslararası düzene duyulan güveni zedeleyeceğini söyledi.
 
*
Ama D.Trump,” Bir anlaşmanın dünyaya zarar vermesine izin veremeyiz. A​BD nükleer şantaj için rehin alınamayacak bir ülkedir. Amerika’ya ölümü​n ​bu silah​la geleceğini söyleyen bir rejime izin verilmez. İran tehdidine, nükleer emellerine karşı kalıcı bir çözüm​ bulmak için müttefiklerimizle birlikte çalışacağız. Yaptırımlar o kadar güçlü olacak ki, İran daha önce karşılaştığından daha büyük sorunlara sahip olacak” dedi.
Washington’u 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasından çekti…
 
*
​Bu noktada İsrail;​ bir taraftan yakın gelecekte Tahran​’ın​ nükleer anlaşmayı terk e​deceğini, yüksek seviyeli uranyum zenginleşmesini yeniden başlat​acağını,
​Bölgede​ askeri çatışma​ları arttıracağını​, böylece​ ABD’ye meydan okuyacağını düşün​dü. 
Başkan Trump’ın bu eylemin ​çok ağır sonuçlarla​ ​ karşı karşıya kalacağı​ uyarısında ki, “o  an​ ​​”a hazırlanmaya başladı.  
​Diğer taraftan da​  İran’ın Suriye’deki üslerine, lojistik merkezlerine hava harekâtları düzenledi.
Ortadoğu​’​da tansiyon yükseldi… 
 
*
Şu dakikada İran, 2015 tarihli Nükleer Anlaşma’nın korunmasını ABD olmadan Avrupa’ya indirgemiştir.
Çünkü İran, ABD yaptırımlarının son derece sert ve kapsamlı olmasını bekliyor.
Avrupa’yı arkasına alarak yaptırım baskılarının ardından Washington’un talep edeceği yeni bir nükleer anlaşma öncesinde güçlü bir ele sahip olmayı öngörüyor.
​B​ölgede yeni gerilimler istemediğini söy​lüyor ama nükleer ​zenginleş​tirmeye ve silahlı çatışma​lara da yakın duruyor…
 
*
Nitekim İran Cumhurbaşkanı H.Rouhani, Almanya Başbakanı A. Merkel ile yaptığı telefon görüşmesinde​;​
​H​içbir Avrupalı üyenin Başkan Trump’ın yeni yaptırımlarına doğrudan ya da dolaylı olarak katılmayacağının sözünü alıyor.
İsrail; İran’ın Avrupa Birliğinin bu türden bir güvence verebilmesi konusunda bir yanılsamaya sahip olmadığını,
ABD ve İsrail kampanyalarına karşı gerekli hazırlıklarda zaman kazanmak için bu diplomasi gösterisini Avrupalı liderlerle birlikte oynadığını düşünüyor.
 
*​
E.Macron, bu hafta Avrupa birleşmesine hizmeti geçenlere verilen Charlemagne Ödülünü almak üzere Almanya/ Aachen’deydi.   
A.Merkel’i harekete geçirmek ve Avrupa projesini yeniden canlandırmak üzere politik misyonuyla, “Temel değerlere ihanet etmemeli ve korkmamalıyız” dedi.
İsim vermedi ama Avrupa mallarına tarife uygulamak, nükleer silahların yayılması ve iklim değişikliği konularında uluslararası işbirliğini bırakmak isteyen ABD Başkanı
D. Trump’ı, 
Avrupalı demokrasileri propaganda ve hacker ataklarıyla baltalamak isteyen Rusya Devlet Başkanı V.Putin’i,
Avrupa’nın kararsızlığını ülkesinin gücünü ve nüfuzunu arttırmak için bir fırsat olarak gören Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i, Avrupa projesini tehdit etmekle itham etti.
Avrupa için dört ilkeye; Kararlılık: Cesaret : Eylem : Özerklik’e dikkat çekti…
 
*
A. Merkel, “Fransa ile birlikte, Avrupa’nın yeni bir başlangıç yapması gerektiğine ikna olduk. ​Avrupa artık Amerikan korumasına dayanam​ıyor. Kaderimizi kendi elimize almalı​yız”​​dedi. 
T​ehlikeli bir dünyada​ böylesi​ ortak bir Avrupa dış politikası​ ​varoluşsal bir zorunluluk​tu.
Merkel, Ortadoğu’da şiddetin tırmanmasından duyduğu kaygıyı dile getirdi.
Durumun son derece karmaşık bir hal aldığını, son zamanda tırmanan gerilim durumunun savaş ya da barış meselesine dönüştüğünü söyledi.
​Sonra Macron ile​ birlikte, Ortadoğu​’​da tansiyonun yükselmesi üzerine taraflara gerilimi düşürme çağrısında bulun​du… 
 
*
Avrupa h​â​l​â​ İran nükleer anlaşmasının en önemli destekçisi​dir​.
Çünkü, Almanya ile Avrupa bütünleşmesinin ana yürütücü güçlerinden birisi olan Fransa;
Küresel nükleer enerji endüstrisi liderlerinden olmasına rağmen enerji arzının temelini artan bir biçimde petrolü nükleer enerjiyle ikame etmeye dayandırmıştır.
Moskova ve Avro-Atlantik blok arasında gittikçe yükselen restleşme, Fransa ve Almanya gibi bu blok ülkelerini birlikte hareket etmeye zorluyor. 
Nitekim Fransa, eski sömürgesi Suriye’nin kuzeyinde askeri üsler kurmuş, buraya devasa petrol şirketi TOTAL SA’ nın tohumunu ekmiştir.
 
​*​
Çünkü, Almanya politikası “Lebensraum” (hayat sahası) ülküsü ve “Drang nach Osten” (Doğu’ya genişleme) ülküsünden gelişiyor.
Lebensraum ülküsü Almanya’nın DNA’sıdır, geçmişte Almanların Cermen, Rusların Slav olarak birbirleriyle yaptığı savaşlardan besleniyor.
Cermenler, Slavların yaşadıkları toprakları hak etmediğine bu toprakların Büyük Alman İmparatorluğuna yurt yapılmasına inanırdı.
Halihazırda ise Lebensraum; Doğu Avrupa’da Almanya sınırları dışında yaşayan Alman azınlıkların Almanya hakimiyetinde birleştirilmesi ve yeni toprakların kolonizasyonu ile beraber Alman popülasyonunun bu topraklara yerleştirilmesi politikasıdır…
 
*
Bugün Almanya, siyasi etki araçları vasıtasıyla Habsburg’ların, Bismark’ın ve Hitler’in asırlar boyunca peşinde koşup askeri kuvvetle başaramadıkları,
Merkezi ve Doğu Avrupa’yı Cermen hayat sahası yapma ülküsünü; ekonomik ve ticari işbirliğiyle gerçekleştirme yolunda büyük mesafe almıştır.
Polonya, Macaristan, Çekya, Slovakya, Slovenya, Bulgaristan, Romanya ve Avusturya kendileri için bir çekim merkezi olan Almanya’nın etrafında bir ticari ve ekonomik blok oluşturmuştur…
 
*
Almanya Lebensraum ülküsünü gerçekleştirdiğinde “Drang nach Osten” (Doğuya Genişleme) tutkusunu da gerçekleştirecektir.
II. Dünya Savaşı sonunda Polonya’ya bırakmak zorunda kaldığı Oder Neisse hattının doğusundaki toprakları da ekonomik açıdan entegre etmiş olacaktır.
Üstelik, II.Dünya Savaşı sonrasında Hazar’da ve Ortadoğu’da bulunan hidrokarbon kaynakları; bugün Almanya’nın enerji ekonomisi için “Doğu’ya Genişleme” politikasının temel unsurudur…
 

Nitekim Almanya, Kırım’ı ilhakı ve Doğu Ukrayna’daki uygulamaları nedeniyle Avrupa Barışı’nı ihlal etmekle suçladığı Rusya’nın Avrupalılaşmasına ilişkin tükenen umutlarını,
1967’de yürürlüğe konan Sovyetler Birliği ile doğrudan ilişki kurulması, Varşova Paktı ülkeleri ile ilişkilerin normalleştirilmesine dayanan Ostpolitik’i terketmek,
Yerine jeopolitik çıkarlarının ve ” Lebensraum- Drang nach Osten” ülküsünün yönlendirdiği bir siyasete yönelmeyle karşılıyor…
Bugün Almanya, Kuzey Irak Kürdistan Yönetimi’nin en büyük destekleyicisidir.
 
*​
​Üstelik ​ Avrupa’nın İran konusundaki tutumu  sadece nükleer mesele​yi çözme​ ve enerji kaynaklarıyla deği, mülteciler ve ekonomik işbirliği​ için de çok önemlidir.
​Bu noktada ​İran, küçülen ekonomi​siyle​ Avrupa’nın yardımı ile iç sorunları​nı​  ele alabilir. 
​Bu yüzden anlaşmanın tutulması Avrupa’nın endişelerini gidermek ve İran’ın stratejik kalkınma hedefini gerçekleştirmesi için en iyi seçimdir.
 
​*
A​ncak ABD Başkanı D. Trump, ülkesini İran anlaşmasından çekip yaptırımlar uygulayacağına karar verdikten sonra attığı tweet’te​ ” İran’da iş yapan Alman şirketleri hemen operasyonları durdurmalı​” demiştir. 
Almanya İran’ın en büyük ticaret ortaklarından biridir.
2015 İran Nükleer anlaşmasından sonra Almanya’nın ihracatı yüzde 27 oranında büyümüştür.
2017’de İran’a yapılan Alman ihracatı 3,5 milyar dolar değerindeydi ve bugün Almanya’nın en büyük işletmeleri, onlarca ülkenin orta ölçekli firmasıyla İran’la birlikte çalışıyor…
 
*
​Bu noktada ​ABD geçmişte olduğu gibi Avrupa şirketlerine yaptırım yapmaya karar verirse,
Amerikan​ın kararı, kaçınmanın hiçbir yolu olmayan havacılık, bankacılık, sigorta, nakliye ve lojistik ​sektörlerini kapsayacaktır.
Sonuç olarak, İran büyük ölçüde kendi projeleri​ni​ finanse etme​kte zorlan​acak, 
Avrupa​ ise​ anlaşmayı sürdürmek için​  çok zor bir​ mücadele ​verecektir…
 
​13.5.2018

Okumaya devam et  “İran savaşa hazırlanıyor”

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir