Dünya gelişirken, iyi ve kötü olan ne varsa beraberinde gelişiyor.  Dünyanın gelişmesi önemlidir. Bu bizim yaşam standartlarımızı arttırıyor ve hayatımızı kolaylaştırıyor. Lakın refah iyi olan dünyamızda insanlar nedense mutsuzdurlar. Özellikle maddi durumu iyi olan insanlara baktığınızda bu durum daha da ciddi şekilde gözükmektedir. İsmini yazmak istemediğim çok ünlü bir psikiyatrist doktorla bir toplantıda konuşurken, söyledi ki, bu gün neredeyse insanların 80% antidepresan ilaçlar kullanmaktadır. Bildirdi ki, özellikle depresyon kadınlar arasında daha yaygındır.

O kadar da uzak tarih olmayan kendi çocukluk yıllarımı hatırlamaktayım. İnsanlar her hangi bir psikolojik rahatsızlıkları oldukları durumda bile psikiyatrist doktor yanına gitmeyi kabullenemezdiler. Çünkü o zamanlar psikiyatrist yanına gidip de antidepresan alan insanlara toplumda farklı bakılıyordu. İnsanların psikolojik durumu o kadar iyiydi ki, nadir olan bu durumlar insanlara anormal hal gibi geliyordu. Sorunu olup da gidenler de onlara kötü bakılmasın değe bunu maksimum derecede gizletmeye çalışıyordular.

Annelerimizin bir paltosu olurdu, onu da 5-6 yıl, belki de fazla giyerdiler. Bütün kardeşler aynı odayı paylaşırdık, hatta birçoğumuzun yatağı bile belki olmazdı, yerde döşeklerde uyuyorduk. Bütün ailenin sadece tek televizyonu olurdu. Küçük kardeşler hep büyüklerin küçülmüş elbiseleri ile büyüyordu. Yeni elbise ya bayramda ya da ki, yeni okul yılında alınırdı. Eve misafir geldiğinde çok mutlu olurduk ve evdeki en değerli nimetler misafir için saklanılırdı. İnsanlar misafir gelirken yorulduk kelimesini hiç kullanmazdılar, tam tersi sanki daha da dinlenmiş gözüküyordular. Akrabalar o kadar içtendiler ki, fakir ve zengin akraba ayrımı olmazdı. İyi insan kelimesini duyardık hep. Gözü yaşlı ve mutsuz kadınları çok nadir görürdük, Onunda nedeni her halde kocalarını çok erken kayıp etmeleri olurdu. Toplumsal bir hüzün olurdu o kadın çektiği acılara. Her kes onlara ana, bacı gözüyle bakardı, sahiplenirdi. Babasız ve anasız çocuklara karşı toplumda büyük merhamet vardı. Eğer birisi onların kalbine değecek bir ifade kullanırlardıysa diğer insanlar neredeyse onlarla kavga ederdiler. Eşini kayıp eden kadın  eşine olan sevgisinden dolayı hatta ikinci defa evlenmezdiler bile.  İkinci defa evlenmeyi eşinin ruhuna saygısızlık zan ederdiler.

Hiç mutsuz ve ruhsuz çocuk yüzü görmezdik. Her kes çok neşeliydi. Çocuklarını yüzünde hep çocukluğun samimiyetini ve neşesini görürdünüz. Bir sözle gelişmemiştik, fakirdik lakin mutluyduk. Çoğunluk insanın amacı iyilik yapmak ve çevresini mutlu etmektir. Baktığımız filmler, çizgi filmleri, okuduğumuz kitaplar, dinlendiğimiz şarkılar bile bize aşkın, dostlukların kutsallığını, kötülüğün ve kötülerin hep kayıp edeceğini öğretiyordu. Bir sözle mutluluğu ve huzuru öğretiyordu.

Şimdi ne oldu bize  ve dünyamıza ???  Her şeyin nerdeyse dört dörtlük olduğu bir devirde bu kadar oranda insan antidepresan kullanmakta. Nerdeyse Psikiyatrist doktor sayısı yetişmemekte.

Hayatımızda öğle korkunç şeyler yaşanıyor ki, insanoğlu bunları görürken bazen neden bu dünyaya geldim, keşke gelmeseydim değe biliyor. İnsanlar bir birinde koparak yalnız olmaktan daha çok mutlu oluyor. Yeni trend kelime çıkmış, ‘’İnsanları tanıdıkça, hayvanları daha çok seviyorum’ ’Bu kelimenin her halde

ne kadar ağır bir kelime olduğunun farkında değiliz. Olurduksa muhakkak değişmeye çalışırdık. Bu hayatın sonu demek. Aşk, arkadaşlık, büyüklük, saygı, sevgi, maneviyat o kadar yüksek değerlerdi ki, nerdeyse dokunulmazdı. Maneviyatsız bir insan söylene bilecek en kötü küfürdü. Şimdi öğle küfürler var ki, maneviyasız kelimesi neredeyse normal bir ifadeye çevrilmiş.

Son bir ayda çevremde yaşanan bir kaç olay, insan ve insanlıkla ilgili umutlarımı tamamen alt üst etti. İnanmayacaksınız benim bu hayatta en korktuğum varlık insan oldu.

Muhakkak Sizde bu olayların şahitti olmuşsunuz. Kadın bir erkeği kafasına takıyor, evlidir diyorsun ne olur boşatırız diyor. Ya Rabbim bir insan nasıl bir başkasının gözyaşları üzerinde kendi mutluluğunu kura bilir? Sevgiye saygı duyarım. İnsan evli birisinde seve bilir, insan evli olduğu halde  bir  başkasına aşık ola bilir. Lafım onlardan kenara. Sonuçta insanın kendi elinde olmayan bir duygu aşk. Lakin şimdi çoğunluk da böğle değil. İnsanın iyi, dürüst, insan olması, yaşı, başı hiç önemli değil. Zenginse yeterlidir. Onun yuvasını yıkıp kendi yuvalarını kurmak çok kolay. Ve ya Erkekler? Bu yakında kendi çevremde yaşadığım bir olay. Değer verdiğim bir tanıdığım sözün asıl anlamında hanım efendi olan birine aşık olduğunu söyledi. Hayatının nihayet 40 baharına az kaldığı dönemde, umutlarımın tam kayıp ettiği anda önüne böğle bir hanım efendi çıktığının sonsuz onurunu ve kurunun yaşadığını söylüyordu. Hatta çevresinde benim gibi aşka ve sevgiye inamı ve güveni kalmayan insanların da bu konuşa düşüncelerini değiştire bilmişti bu kişi. Ayrılmadan sadece bir gün önce Sen benim hayat enerjimsin, Rabbime ne kadar dua etsem azdır değen bir insan, sadece bir gün sonra mesajla ayrılalım benim hevesim bitti dedi. Öğle devire geldik ki, aşk ve heves kelimeleri bir birine sinonim olmuş. Allah sonumuzu hayır etsin. Ben bunun nedeninin baya düşündüm ve çevremdeki insanları baya analiz ettim

Az da olsa bir kaç neden bula bildim

ERKEKLERDE:

1. Ciddi dengesizlik sorunu. Ne istediklerini bilmiyorlar. Önceler öğle bir ahlak kültürü vardır ki, kadınlar el çatmazdılar, kutsaldırlar, onlara dokunmaktan bile özeniliyordu. Şimdi istenilen kadına erişmek çok kolay.

15 yıl önce bir erkek bana ya kadınları neden bu kadar övüyorsun dedi, her kadının bir fiyatı var. Ben bu güne kadar o insana karşı sonsuz bir nefret hissi duymaktayım. Bu tabii ki, böğle değil. Çokkk değerli hanımlarımız var, olmuş ve olacaktır. Ama bu da bir gerçektir ki, bu devirde onların söylediği gibi yeteri kadar kadın da var. Bazen sosyal medyalarda bakıyorum önüme öğle resimler çıkıyor ben kadınlığımla bakmaya utanıyorum. Annelerimiz bizi böylemi öğrettiler. Biraz doğru oturmadığımız zamanlarda

Oturup kalkmanıza dikkat edin tembihi alıyorduk. Şimdi bakıyorum anne baba, bütün akrabalar bile sosyal medyada arkadaş olmuşlar ve kızlarının vücudunu sergilediği resimleri like etmişler. Böyle bir ortam da aşk insanlar için hevesten başka bir şey olamaz.

2.Sorumsuz;  Annelerin ve babaların verdiği terbiyeden kaynaklanıyor

3.Özgüvensiz

4. Bencil

5. Manevi dünyasının zayıf olması

KADINLARDA;

1. Lükse düşkünlük.

2. Erkeğe ve hayat karşı güvensizlik

3. Canımı yaktılar, bende yakarım modu

4. Sorumsuzluk

5. Bencillik

6. Hayatı kolay yoldan kazanmak, zorluğa gelememek

7. Manevi dünyasının zayıf olması

Hindistan filmleri ile büyümüştük biz, hangisi ki, Gopal kendi Arkadaşı olan Sangam için dünyada en çok sevdiği kadından vaz geçiyor ve bu ayrılığa dayanmadan kendini silah vurup intihar ediyor. Bütün toplum bu filme bakıp ağlardı. Sevgi arkadaşlık değerleri o kadar yüksek olurdu kı, Gopal her kesin idealine çevrilmişti ve her kesin içinde bir Gopal yaşardı.

Lütfen kendimize dönelim. İnsanlar, toplum, medya sivil toplumlar, devlet ve başka bu konu üzerinde ciddi düşünelim. Yapımcılar değiştirin yapmış olduğunuz gayri ahlaki konuları kendinde barındıran dizileri yapmağı. Çok para kazana bilersiniz, ama çevreniz bir sürü mutsuz, gülmeyi unutmuş, hayvanları insanlardan daha  çok seven, hayatı antidepresandalardan ibaret olan, agresif, hasta ve ciddi maneviyat sorunu olan çocuk ve  büyüklerle dolu olacak. İnsan  çevresiyle mutlu oluyor. Bu türlü çevre ile  asla  ve asla  mutlu olamayız. Kendi mutluluğumuz  için ciddi ciddi düşünelim bu konu üzerinde.

Sevgi dolu bir  dünya için değişelim.

Turkishnews/Kamale Paşayeva

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.