Ana sayfa Haberler Politika

ABDULLAH GÜL NEDEN CUMHURBAŞKANI OLMAMALIDIR…

2005 yılında geçen aşağıdaki olay sanırız Abdullah Gül’ün neden cumhurbaşkanı olmaması gerektiğine dair fikir verecektir :

2005 Yılı Haziran ayında Washington’da yapılan Türk Amerikan İşbirliği Konseyi Toplantısından ve orada yapılan iki protokol konuşmasından bahsedeceğim.

Toplantıda Tarım Bakanlığımızı temsilen ben de bulunuyordum. Gıda-Tarım, Savunma, İnşaat, Ulaşım, vs gibi sektörlerle ilgili olarak yapılan iki günlük sunumlar ve tartışmalardan sonra son gün öğle yemeği ile birlikte yaklaşık bin beşyüz kişinin katılımıyla yapılan kapanış oturumundayız. Türkiye’den Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Genelkurmay’ı temsilen toplantıya katılan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ve birçok milletvekili ve bürokrat;
ABD tarafından sanırım Başkan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, birçok senatör, milletvekili ve bürokratın katıldığı çok büyük bir salon düşünün.

İki ülkeyi de temsilen protokol konuşmaları yapılıyor.
Orgeneral İlker Başbuğ yaptığı konuşmada ABD yetkililerine dönerek: “PKK terör örgütünü desteklemeye derhal son vermezseniz, Türkiye ile ABD arasında bir dostluktan, müttefiklikten, stratejik ortaklıktan bahsetmek mümkün değildir” dedi. ABD tarafında soğuk duş etkisi yapan bu konuşmayı bizler hararetle alkışladık.

Daha sonra konuşan zamanın Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise: “Tüm gayretlerimize rağmen 1 Mart Tezkeresinin Meclis’ten geçmemesine çok üzüldük, ABD ile olan ilişkilerimiz bozuldu. Biz karasularımızı, limanlarımızı, hava sahamızı, karayollarımızı ABD’nin kullanımına açtık, ilişkilerimizi düzeltmeye çalışıyoruz, vs vs” dedikten sonra, özet olarak:
“İlker Başbuğ Paşa da böyle böyle söyledi ama, siz büyük devletsiniz, bildiğinizi yapın” dedi.

Bu konuşmayı sanırım 5-6 yıl kadar önce Sayın Ümit Özdağ’a anlattım, o konuşmanın zabıtlarını da Washington’daki Türk Amerikan İşbirliği Konseyi’nden temin etmeye çalıştım. Oradaki görevli arkadaşım önce konuşma metnini göndereceğini söyledi, ancak sonra bundan vazgeçti ve tüm çabalarıma rağmen o konuşmanın metnine ulaşamadım.
Ama ben o konuşmayı canlı canlı dinledim ve sayfamda da defalarca yazdım.1988-1995 yılları arasında ABD’de yüksek lisans ve Doktora yapmış, futbol hakemliği dahil her türlü işte çalışmış ve 2000-2004 yıllarında Washington Büyükelçiliğimizde Tarım Müşavirliği yapmış (ABD’de toplam 12 yıl yaşamış) bir kişi olarak Sayın Gül’ün konuşmasını yanlış anlamış olma ihtimalim de söz konusu olamaz.

Kaldı ki, Sayın Abdullah Gül’ün 2003 yılından itibaren söylediği “Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde ABD ile ortak hareket ediyoruz. Ortadoğu’da ABD ile ortak menfaatlerimiz var” gibi sözleri de bilinmektedir.

Türkiye’nin geleceği açısından küresel güçlerce desteklendiği bilinen çevrelerden gelen kişilerin Cumhurbaşkanlığı gibi bir makamda bulunmaları son derece tehlikelidir.
AKP’deki yol arkadaşları gibi böylesine bir teslimiyet zihniyetine sahip olan Abdullah Gül’ün Türkiye’yi temsil edecek bir makamda görev almasının sakıncalı olacağına inanıyorum.
Ayrıca, Abdullah Gül’ün adaylığı en çok da AKP Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı sevindirecektir. İnanıyorum ki, Gül’ün aday olması fikrini ortaya atan da o ve çevresidir. Çünkü ikisi de aynı fidanın güller açan dalıdırlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olacak kişinin sözde değil, özde “MİLLİ” olması şarttır (Burada “Milli”den kasıt, etnik köken değil, “AİDİYET DUYGUSU” dur).

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here