Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

24 HAZİRAN’ IN DOĞRUSU

Uzak ile yakın arasındaki zıtlığın kalktığı, ülkelerin ve insanların birbirine yakınlaştığı, yoğun ekonomik ve sosyal etkileşimin yaşandığı bir çağdan geçiliyor. 
Karşılıklı yarar ilkesi; Türkiye’nin uluslararası alanda siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel yönden mevcut avantajlarını korumasını, rekabet gücünü arttırmasını,
Kendine sağlanan avantajları ve dezavantajları da doğru algılamasını ve sadece etkilenen bir ülke konumunda olmayıp katkı sağlayabilen ülke olmasını öngörüyor…
 
*

Bu yüzden Türkiye’nin barışı ve uzlaşmacılığı ön plana koyan kişilikli bir dış siyasetle, bölgesel çıkarlarını koruması ve jeostratejik kozlarını çok iyi kullanması,
İç siyasette ise demokrasi, hukuk ve insan haklarına verdiği önemle ekonomide kaliteyi, verimliliği ve rekabeti esas alması, öz kaynaklarına yönelmesi,
Bunları sağlamak için çağa uyumlu stratejiler oluşturması gerekiyor… 
 
*

Ancak Türkiye, Bağımsızlık Savaşı’nın zaferiyle imzalanan Lozan Barış  Antlaşması ile gelişmeye açık, aydınlanma çağının getirdiği ulus devlet, eşitlik, din ve vicdan özgürlüğü gibi kavram ve olguları benimsemiş ve güvence altına almışken;
Çağın iki farklı algısıyla derinden etkilenmiştir.
 
*

Birincisi; Türkiye’den İslam coğrafyasında vizyona konan, barışın ve adaletin dini inanışlar üzerinde inşa edilmesine dayanan, sadece ekonomi değil siyasal, kültürel ve sosyal boyutlarında bütün etnik yapıları İslam ümmeti potasında algılayan Siyasal İslamcılık algısı, 
İkincisi; farklı ideoloji, görüş ve inançta Kürtlerin demokratikleşme perspektifinde kurumsal kimlikleri esasında birlik ve dirliklerini teminen ortak dille siyasal nicelik ve niteliklerini kazanma ya da uluslaşma algısıdır.
 
*

Ancak bu iki algı ve uygulamalarının sonuçları hem Türkiye’ye hem de dünyada iyi sonuçlar vermemiştir.
Nitekim Mısır’da  bu zihniyetin temsilcisi M.Mursi ve Türkiye’de Fethullah Gülen bir darbe ile tasfiye edilirken,
Başta Suudi Arabistan, Tunus olmak üzere bir çok İslam ülkesi restorasyondan geçiyor…
 

Sürüklenmek istenilen İslam Coğrafyası’nda muhteşem bir temele dayanan Türkiye de; Mutlaka farklı etnik ve dini kökenlerden gelen insanları bir arada yaşatmak için normalleşecektir…
Şimdi 24 Haziran Erken Seçimlerinden beklenen;
Toplumsal hayatta siyaset ve kültürün ancak bir bölümünde tarikatlar, cemaatler ve dini kurumlara serbestlik verilmesi,
Farklı ideoloji, görüş ve inançta Kürtlerin demokratikleşme perspektifi esasında siyasal nicelik ve niteliklerini kazanmaları siyasetinin özgürleşmesidir.
Türkiye Devleti bu toplumu küresel siyasi ve ekonomik kriterler dengesinde tutacak bir doğrultuda gelişecek;
Türkiye yeniden “Küresel İstikrar, Büyüme ve Güvenlik ” bileşkesinin güvenilir bir üyesi olacaktır… 
 
*
Türkiye’nin güvenilir bir ülke olmasını talep eden ülkelerin başında Yunanistan geliyor.
Özellikle  R.Erdoğan’ın, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos’a yaptığı ” Türkiye’nin sınırlarının yeniden müzakere konusu edilmesi ” teklifine,
Pavlopulos’un, Lozan Anlaşması’nın uluslararası alanda tanındığını ve ülkesinin Türkiye ile olan sınırlarının aynı zamanda Avrupa Birliğinin Türkiye ile olan sınırları olduğunu hatırlattığı günden beri iki ülke arasındaki gerginlik büyüyor.
 
*
Yunanistan, R.T. Erdoğan’ın  15 Temmuz 2016’da F.Gülen’in başarısız darbesine karşı 20 Temmuz’da Türk devletini ele geçirdiğini,
Böylece doğrudan İslam milliyetçiliği  duruşunu daha çok benimsediğini düşünüyor. 
Erdoğan’ın İslam ve Türk Milliyetçisi  MHP ile yakınlaşması ve Türkiye’yi bu görünümüyle 24 Haziran’da seçime götürmesi,
Yunanistan’a her zamanda daha ziyade yansıyor çünkü büyük bir endişeye yol açıyor.
 
*

Yunanistan uluslararası anlaşmalara dayanarak, egemenlik haklarını etkili bir şekilde savunmayı öngörüyor.
Bunu yakın zamana kadar uluslararası anlaşmalara anlamlı bir şekilde saygı duymasıyla mümkün olduğunu,
Ancak şimdi Yunanistan’ın geniş bölgesindeki gerilimin giderek artmakta olduğunu iddia ediyor.
 
*

Çünkü Erdoğan’ın stratejik bir kararı olarak Türkiye’de milliyetçi şiddetin arttığını,
Ve Erdoğan’ı; Osmanlı Devleti’nin batı sınırını ve Ege Adaları’nın geleceğini belirleyen 1913 Londra Antlaşmasını,
1923 Lozan Antlaşmasını,
Yunanistan egemenliğine devredilen ve devredilmeyen adalarla ilgili 1932 İtalya ve Türkiye arasındaki sözleşmeyi,
On İki Ada’nın Yunanistan yönetimine verilmesini karara bağ­layan 1947 Paris Barış Anlaşmasını, kaldırmaya kararlı görünmekle itham ediyor.
Yunanistan’a göre Erdoğan, Kıbrıs’ta ve münhasır ekonomik bölgede sistematik iddialarla haklı çıkmaya çalışmaktadır…
 
*

Bu yüzden Yunanistan, Türkiye’de dinci milliyetçiliğin ve abartılı vatansever hareketlerin bir iç siyaset tüketimi olup olmadığına bakılmaksızın,
Erdoğan’ın Türkiye’nin mevcut sınırlarında sıkışıp kalmış bir bölgesel güç olduğuna inanması durumunun revize edilmesi ya da güncellenmesini talep ediyor…
Bu talebin dayandığı esas ise milliyetçilik salgını ve abartılı vatanseverlik hareketlerinin Ege’de  için son derece tehlikeli bir durum olmasıdır. 
ABD ve AB ülkelerinin “kaza” tehlikesinden duyduğu kaygilar dile getiriliyor…  
 
*

Nitekim Cumartesi günü R.T. Erdoğan ” Ege’de suların ısınmasını istemiyoruz ” açıklamasının ardından; 
Temmuz 2016′ da gerçekleşen darbe girişimi sonrasında  Yunanistan’dan koruma talebinde bulunan sekiz Türk askerin ülkeye iade edilmesi halinde,
Türkiye’de gözaltına alınan iki Yunan askerinin geri dönmesini düşüneceğini söylüyor!
 
*

Başbakan Alexis Tsipras açıklamayı olumlu karşılıyor.
Ancak Türkiye’nin uygulamada da kışkırtıcı davranışlarına son vermesini beklediğini söylüyor.
Ama Yunanistan’ın bir hukuk devleti olduğunu, bu yüzden Türkiye’de tutuklu bulunan 2 Yunan askerinin 8 darbeci ile takas edilmesinin mümkün olmadığı belirtiyor…
İki ülke arasındaki “Hukuk” algısının altını çiziyor…
 
*

​Yunanistan ​24 Haziran sonrasında Türkiye’nin Erdoğan müktesebatının iradesini ve davranışını yansıtmasından,
Yoğun milliyetçilikle İslami bir canlanmadan endişe ediyor.
Uluslararası toplumu tüm gelişmelerden haberdar etmeyi, müttefikleriyle yakın işbirliği içinde olmayı,  
Yunanistan Silahlı Kuvvetlerini operasyonel hazırlık durumunda tutarken, yerel idarecilerden de sakin ve sorumlu davranışlar içinde olunmasını öngörüyor…
 
*

​Ama en doğrusunu Erdoğan, partisinin grup toplantısında söylüyor:
​”​Tek gayesi Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı olan bir ittifak kur​uluyor​” diyor…
D​oğru Vallahi!  Bendeniz de o  güzel günlerin mutlu heyecanı içindeyim…​
 
25. 4. 2018

1 YORUM

  1. Türkiye’ye ait 18 adanın Yunan işgaline uğramasına rağmen sesini çıkaramayan bir Erdoğan için yabancılar ciddiye almıyor! Öyle ya; kendi malını koruyamazsan kim senden korkar!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here