NECDET BULUZ

Amerika’nın müttefikleri Fransa ve İngilere ile birlikte “kimyasal silah kullanıyor” diyerek Suriye’ye karşı yaptıkları füze saldırısı sonrası kafalardaki soru şu:
“Esad’a bir şey olmadı. Rusya yine ayakta ve daha güçlenmiş durumda. Bu saldırı neyi değiştirdi?”

Hemen ekleyelim:
Doğu Guta’da kadın ve çocukları kimyasalla katleden Şam’ı, Tomahawk’lı mesaj durdurmadı. Muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri ele geçirmek için saldırıları sürdüren Esad, son 24 saatte Hama ve Humus’a 28 sivil yerleşim yerine bomba yağdırdı.
Amerika ile Rusya’nın aralarındaki anlaşma ile böyle bir tiyatro oyununun sahnelendiği zaten biliniyordu, bu iyice pekişmiş oldu.

Son gelen haberler şöyle:
7 Nisan’da kimyasal katliamın yapıldığı Duma ve Doğu Guta’da kontrolü ele geçirdikten sonra muhaliflerin elindeki bölgeleri hedef almayı sürdüren rejim, Hama ve Humus kırsalındaki bölgelerde yoğun topçu atışları düzenledi. Bölgede sivil yerleşim yerlerine 28 hava saldırısı yapan Şam, köyleri ele geçirerek ilerlemesine devam ediyor.
Saldırılar halen devam ediyorsa, bu füzeler, süper güçlerin gövde gösterisinden başka bir şey değildir. Bunun anlamı da yeni geliştirilmiş silahların Suriye toprakları üzerinde denenmesidir.

Rejim, Halep’te ve Şam’ın kenar mahallelerinde yaptığı gibi bu bölgeyi de ağır bombardımanla yaşanamaz hale getirerek kontrolü ele geçirmeyi amaçlıyor. Suriye’nin en büyük şehirlerinden biri olan Humus’un kuzey kırsalını boşaltmaları için muhaliflere baskı yapan rejim, evlerini terk etmek istemeyen halka bomba yağdırdı.

Bölgeden kaynakları, başta Humus kırsalının kuzeydoğusu olmak üzere tüm bölgede karadan bombardıman yapıldığını duyurdu. Bu saldırılarda ölen ve yaralanan sivillerin olduğu ifade ediliyor. Kaynaklar, rejimin Doğu Guta’daki saldırının ardından bazı güçlerini bu bölgeye kaydırdığını da belirtti. Esad’ın sonraki hedefi ise hem İran hem de rejim yetkililerinin açıklamalarına bakılırsa İdlib olacak. Türkiye, Rusya ve İran arasında Astana’da alınan kararlar gereği İdlib’de TSK’nın 9 gözlem üssü bulunuyor.
Son gelen bilgilere göre İdlib’in kuzeyi, batısı ve güneyinde kurulan üsler güvenli karakollar şeklinde yapılıyor. Sayısı güvenlik gerekçesiyle açıklanmayan TSK personeli bu karakollarda bulunuyor.

Bölgede gözlem ve denetim dışında herhangi bir saldırıya karşı güçlü askeri tahkimat yapıldığını dile getiren kaynaklar, Astana sürecinde Türkiye’nin İdlib’deki varlığının çatışmaları önleyerek, bölgenin güvenliğini sağlamayı amaçladığını vurguluyor.
Bu gelişmeler, bölgede Türkiye’nin varlığının da ilerleyen zaman içinde sıkıntı yaratabileceğini gösteriyor.

Türkiye’nin Suriye’de bulunduğu bölgelerde sadece askeri varlık değil aynı zamanda halkın güvenli, demokratik ve insani standartlarda hayatını sürdürmesi için gereken tüm çalışmaları yürüttüğünü belirten kaynaklar, İdlib’i hedef alacak bir saldırının beklenmediğini ancak bu gerçekleşirse üçlü mekanizmayla ve TSK’nın etkin gücüyle bunun durdurulabileceğini ifade ediyor.
İşin bir başka tarafı da Amerika’nın yaptığı açıklamalardır:
Pentagon, Suriye’den çıkmayacaklarını yineledi.
Yine Amerika, bölgedeki 60-70 bin kişilik gruplara silah, eğitim ve para yardımı yapacağını açıkladı.
Müttefikimiz Amerika’nın terör örgütü PYD/ PKK’dan vaz geçmeye niyetli olmadığını bir kez daha gördük.

Suriye’de bundan sonraki gelişmeler bizi çok daha yakından ilgilendirecektir.
Yeni stratejilere ihtiyacımız olabilir mi?
Kaldı ki, bugüne kadar geride kalan Fransa ve İngiltere de “Suriye’de artık biz de varız” diyor.
Konu ile ilgili yazmayı sürdüreceğiz.
[email protected]
www.facebook.com/necdet.buluz

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.