Kategoriler
Bülent ESİNOĞLU

Olağandışı günlerde İslamcıları neo-liberaller yönetir

Önce psiko-bilimsel kuralı hatırlatalım. Olağan dışı durumlarda, siyaseti yönlendiren,  panikten yararlanan güç odaklarıdır. Bunlar aynı zamanda, psikolojik savaşın militanlarıdır.

Amerika’nın, Suriye Arap Devletine (Rejim değil devlet) savaş açacağım haberi, Türkiye’yi yönetenlerde panik yarattı.

İslamcılar, devlet yönetme tecrübeleri olmadığından, hemen Amerikancı neo-liberal kesimin dümen suyuna girdiler.

Suriye’nin vurulması konusunda, Astana İttifakını unutup, ABD ekseninde siyaset yapmaya ve görüş bildirmeye başladılar.

ÖSO, daha da ileri giderek, fırsattan faydalanıp, Suriye devletine taarruz etmeyi açıkladı.

Elbette İslamcıların mezhepçi dünyalarının Suriye yöneticilerini zındık saymalarının da etkisi vardır.

İslamcılar Türkiye’yi yönetemezler çünkü;

1-Dış siyaseti II. Abdülhamit yönettiği gibi yönetiyorlar.

Bilindiği gibi; II. Abdülhamit İngilizleri Ruslara karşı, Almanları İngilizlere karşı dengeleyerek dış siyaset yürüttü. Otuz üç yıl süren bu siyaset, Batılıların Osmanlıyı bölüşmesiyle son bulmuştur.

Zamanımızda, bu dengeleme siyasetinin içerideki uzmanları neo-liberal İslamcılardır.

İslamcılar Türkiye’yi yönetemezler çünkü;

2-Genetik kotları Amerikancılıkken, Rusya ve İran ile ittifakı yürütemezler. Son olaylar bu durumu çok net bir şekilde gösterdi.

Oysa Kurtuluş Savaşında, Mustafa Kemal, Rusya ile ittifak yapmış ve ölene kadar ittifaka sadık kalmıştır. Anadolu böyle kurtarılmıştır. Eğer Atatürk denge siyaseti izleseydi, Anadolu elimizde kalmazdı.

İslamcılar Türkiye’yi yönetemezler çünkü;

3- Ulusal pazarlarımızı Osmanlıda olduğu gibi, (Reji düzeni ve kapitülasyonlarla) yabancılara bırakmak, yerli ve milli olmadığı gibi güvenlik sorunudurlar.

İktisadi yönetim yabancıların elindeyse, siyasal yönetime her an öldürücü darbeyi vurarak, iç cepheyi bölme olanağına son olayda olduğu gibi sahiptirler.

Son Suriye paniklemesinde, iç pazarı elinde tutan iktisadi elitler, hemen ABD yanında yer almışlar ve ABD’nin Türkiye’yi parçalama niyetini saklamayı başarmışlardır.

Denge siyaseti Amerika’nın doğrudan Türkiye’yi hedef aldığını gizler. ABD’nin Suriye saldırısında ABD yanında yer almamızı zorlar. ABD’yi güçlü ve yenilmez sanır. Suriye halkının nasıl ABD’ye karşı direndiğini görmez. Denge siyaseti; Rusya İran ittifakından vaz geçmeyi gerektirir.

Oysa bölgemize ve Ülkemize saldıran çok açık ve bellidir. ABD’dir.

ABD ile bölgeye yardıma gelmiş Rusya’yı aynı kefeye koymak, Rusya’nın güvenini kaybetmek anlamına gelir.

  1. Abdülhamit siyaseti bir kez daha yakamıza yapışmıştır.

Esad’a sen katilsin, terörist dersen, Trump da vatanını savunan Esad’a hayvan der. Böylece, Trump ile aynı amaçta buluşmuş olursunuz.

Rusya’ya kabadayı diyerek ABD ile Rusya’yı anı kefeye koyarsınız. ABD de İncirliği kullanmaya devam eder.

15 Temmuz’dan yeterli dersin çıkarılmadığı anlaşılmaktadır.

12.4.2018, bulentesinoglu@gmail.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.