Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

EY MİLLET

Başkan D.Trump’ın öngörülemezliği,
Ama ABD’nin AB’ye karşı ticaret savaşı tehditleri,
NATO sorunları ve Washington’dan bağımsız bir AB ordusu kurulması planları,
İngiltere Başbakanı Theresa May’in  eski bir İngiliz casusunun gizemli zehirlenmesinin ardından Rusya ile ilişkileri kesmeye yönelmesi,
Avrupa Birliği’nde “harekete geçme” konusunun Avrupa’ya düştüğü düşüncesini geliştirdi…

*
Nihayet Avrupa’nın gelecek vizyonunda çok önemli olan Suriye’de;
Türkiye’nin genişlemeye açık askeri tırmanışı,
Avrupa egemen sınıfının güçlü hizipleri arasında “savaş politikası” üzerinde tartışmalara yol açtı…

*
Şimdi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un savaş planlarını “Bir Berlin- Paris Ekseni” başlığında,
Bu hafta Almanya yeni Büyük Koalisyon hükümeti yetkililerinin görüşmeler için Paris’e geldiğinde görücüye çıkarması bekleniyor…

*
İlk işareti, Fransa eski Cumhurbaşkanı François Hollande verdi.
Hollande, TSK’nın Suriye’de  Kürt YPG/PYD/PKK örgütlerine yönelik operasyonları devam ederken,
Le Monde gazetesinde örtülü bir Macron politikası eleştirisi yaptı ve savaş çağrısında bulundu.

*
“Rusya yıllardır silahlanıyor ve tehdit ediyor, onun da tehdit edilmesi gerekir.
Ankara, Afrin’de müttefiklerimizi bombalıyor.
Moskova, Ankara’nın Suriye’deki Kürt müttefiklerimizi bombalamasına izin vererek aynı zamanda NATO’yu bölmeye çalışıyor.
Bu iki ülke Suriye’nin bölünmesi konusunda anlaşmıştır.
Tehlikede olan şey yalnızca Suriye değil ama dünya düzeni ve Fransa’nın yeridir.
Bu yüzden Fransa ve Avrupa harekete geçmelidir.
Rusya’nın ötesinde, Suriye’de Guta ile Afrin’de Suriye ve Türk uçaklarına karşı uçuşa yasak bölgeler uygulanması gerekir” dedi.

*
Hollande, “Eğer ben koalisyonumuz bağlamında Kürtleri desteklediysem, bu onları mevcut durumlarına terk etmek için değildi.
Türkiye ne tür bir müttefik ki, kendi müttefiklerine karşı hava saldırıları düzenliyor?” derken,
Macron’u hedef aldı  ve NATO’ya çağrıda bulundu…

*
Macron  ise “Fransa, geçtiğimiz Mayıs ayından bu yana, suça dahil olmayıp diyalog yoluyla etkili olmaya çalışan tutarlı ve uyumlu bir politika izliyor.
Açık olmamız gerekiyor. Fransa Suriye’de karada askeri müdahalede bulunmayacak. Bunu son derece kesin olarak söylüyorum” dedi.

*
Bununla birlikte Macron, kendi kabinesinde Türkiye ile cepheleşmenin savunucusu olan,
Hollande’ın Savunma Bakanı bugün Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’a,
“İŞİD’e karşı mücadele bizim Levant’taki askeri müdahalemizin başlıca nedeni ve ulusal güvenlik önceliğimizdir.
Biz, orada Türkiye’nin tavrının, nihayetinde Suriye’de geriye kalan İŞİD güçleri üzerindeki baskıyı zayıflatacağından kaygılıyız” ifade etti.
Türkiye’nin Afrin müdahalesini eleştirdi.

*
Hollande’ın eleştirileri, kaygılı Fransız egemenlerini AB’ye önderlik eden bir Alman-Fransız ekseni planı doğrultusunda harekete geçirdi.
Nitekim Macron, AB’nin bağımsız askeri eyleme geçebilme kapasitesine sahip olması gerektiğini düşünenler adına konuşmaya başladı.
Şimdi “Avrupa kendisini savunmak istiyorsa  bunu birlik içinde yapmalı ” diyor.

*
Giderek Avrupa egemenleri arasında sert bir çatışma yükselirken,
Macron, Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi vasıtasıyla Berlin’den yardım istiyor.
“AB; Berlin ve Paris’in önderliğinde militarist, İslamcı Cihadı reddeden, sığınmacı karşıtı bir blok oluşturmalıdır.
Eğer Almanya harekete geçmezse, planlarımın bir kısmı başarısızlığa mahkum olur.
Çünkü birbirimize bütünüyle bağımlıyız.
Almanya’nın yokluğunda  Avrupa projesinin başarıya ulaşmasına bir an olsun inanmıyorum” diyor.

*
Sömürgeci geçmişinden dolayı Fransa’da çok sayıda ve çoğu alt sınıflara mensup  Müslüman yaşıyor.
Ama çok sayıda genç Müslüman hızla militanlaşıyor, bazısı İslamcı siyasetin daha radikal unsurlarına kayıyor.
Bu durum pek çok Avrupa ülkesinde ama en sert olarak Fransa’da sadece yabancı düşmanı aşırı sağ grupların değil seküler çevrelerin de siyasi tepkisine neden oluyor.

*
Fransa Libya’ya müdahale eden Batılı güçlere öncülük etmiştir, Suriye’de Esad karşıtlığında Batılı ülkelerin en ateşlisi olarak sivriliyor.
Mali’de silahlı İslamcı hareketleri durdurmak için tek taraflı müdahalede bulunmuş, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde düzeni sağlamak için asker bulunduruyor.
Ermenistan’ı Fransız ekonomik ve siyasi gücünün Trans-Kafkasya’dan Ortadoğu’ya akmasına merkez etmiştir.

*
Suriye Cumhurbaşkanı Esad, ” Fransa  bölgenin eski sömürge güçlerinden olsa da  2000 yılına kadar Fransa ile ilişkimiz Fransa’nın ABD’nin isteğiyle Ortadoğu politikasını değiştirme girişimiydi, bir dostluk ilişkisi değildi “diyor.
Fransa, aslında Levant’ta yer kazanmak derdindedir, insan haklarına saygı gösteren siyasi hareketlerin destekçisi görüntüsünde Kürtlerin de teşvikçisidir…
Fransa mütemadiyen AB Komisyonlu ilerleme raporlarında Türkiye’nin azınlıklara saygı konusuna işaretle Kürk kökenli nüfusa yönelik politikaların sıkı takipçisi olduklarını gösteriyor.

*
Almanya ise “Lebensraum” (hayat sahası) ülküsü ve “Drang nach Osten” (Doğu’ya genişleme) ülküsünden gelişiyor.
Bugün Almanya, siyasi etki araçları vasıtasıyla asırlar boyunca peşinde koştuğu Merkezi ve Doğu Avrupa’yı Cermen “hayat sahası” yapma ülküsünü; ekonomik ve ticari işbirliğiyle gerçekleştirme yolunda büyük mesafe almıştır.
Polonya, Macaristan, Çekya, Slovakya, Slovenya, Bulgaristan, Romanya ve Avusturya kendileri için bir çekim merkezi olan Almanya etrafında bir ticari ve ekonomik blok oluşturuyor.

*
Almanya Lebensraum ülküsünü gerçekleştirdiğinde “Drang nach Osten” (Doğuya Genişleme) tutkusunu da gerçekleştirecektir.
II. Dünya Savaşı sonunda Polonya’ya bırakmak zorunda kaldığı Oder Neisse hattının doğusundaki toprakları ekonomik açıdan entegre etmiş olacak,
Üstelik bugün Almanya’nın enerji ekonomisi için zaruri olan Hazar’da, Irak ve Suriye’de bulunan hidrokarbon kaynaklarını da  kazanabilecektir.

*
Bu durumda Türk Milletinin her tür hamasetten uzaklaşması ve daha geç olmadan;
1- Ulus bütünlüğünü, ulusal birliği ve tam bağımsızlığını belirleyen, bunlarla bağdaşmayan ödünlerde bulunulmasını engelleyen Türkiye’nin 1.Meclisinin Misak-ı Milli’si ile,
2- Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin ülke sınırlarını Suriye ve Irak’ın kimi bölgelerini de kapsar biçimde belirlediği Misak-ı Milli’si arasında bir karara varması gerekiyor.

22. 3. 2018

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here