Kategoriler
Kültür/Sanat Politika Ümran Ünlü

NEDEN ERKEKLER GÜNÜ YOK

Yine Kadınlar Günü geldi,ne zaman bitecek bu dil,din,ırk,cinsiyet ayrımı?

İnsanı insan olduğu için sevmek bu kadar zor mu?

Şu koskoca dünyada neyi paylaşamıyoruz,niye bu zulüm!

Hiç düşündünüz mü,neden Kadınlar Günü var da erkekler günü yok!

Neden hep hakki yenen kadınlar,korunması gereken kadınlar,itilip kakılan,kocalarından dayak yiyen,üç kuruş başlık parasına istemediği adamla zorla evlendirilen kadınlar…

Hele hele Türkiye’de kadın olmaz zordur zor…Hem de çok zor…

Boşanma hakkı kanunen kadının da var ama sadece görünüşte.

Niye mi!Kadınlarımız okutulmadığı için çocuklarının bakımını sağlayacağı bir işi yok,varsa da ancak kendi geçimini sağlayacağı kadar.Hele bir boşanmaya kalksın!Erkek hemen tehdit eder”Beş kuruş nafaka vermem,alırım çocuklarını da elinden yüzlerini göremezsin!”Zavallı kadınlarımız…Çaresiz erkeğin istediği gibi yaşamını sürdürür ,yaşamak denirse…

Okumuştur,elinde bir mesleği vardır;Eğer bir devlet kapısında iş bulabilmişse şanslı sayılır ,eğer bulamamışsa özel sektörde iş arar. İş başvurusunda ilk önce yetenekleri ve başarıları sorgulanmaz.Önce tepeden tırnağa süzülür.Bu nasıl aşağılayıcı bir duygudur bilemezsiniz!

2019 da seçim var yine ;Kapı kapı kadınlar gezer,oyları kadınlar toplar.Kim için! Bir erkek için!Bakın meclise kaç tane kadın milletvekili var!Kaç tane kadın belediye başkanı var! Var olanlar da etkinlik gösteremiyor kişisel hırslar mı desek,erkek baskısı ya da çoğunluğu mu desek!

Erkeklerin işlerine geldiği zaman; “cennet anaların ayağı altındadır”,”kadınlarımız baş tacımızdır”,”Eli öpülesi kadınlarımız”…

Seçilenler hep erkek olduğu için,kanunları kendi çıkarlarına uygun yaparlar.İş kadın haklarına gelince,sadece laf üretirler…

Yalnız bu konuda,biz kadınlar hep erkekleri suçlarız da ,şöyle bir dönüp kendimize bakmayız!O erkeği doğuran kim;Kadın…Büyüten kim;Kadın…Her türlü kahrını çeken kim;Kadın…

İş hamurunu yoğurup yön vermeye gelince baba görünür ortada;”Benim oğlum erkek gibi yetişecek,kadın kadınlığını,erkek erkekliğini bilecek!”Bu da ne demekse…Kadın olarak dik durup,oğullarımızı önce insan olarak yetiştirmeyi başardığımız gün bu sorunların üstesinden geleceğiz ancak.

Bizim en büyük sorunumuz;sen-ben,kadın-erkek,güzel-çirkin,zengin-fakir gibi gereksiz kavramlar üzerinde durmak.Bunların hepsini sıfırlayacak tek sihirli sözcük;BİZ…

Tüm ayrımlardan vaz geçerek biz diyebildiğimiz zaman,önce insan olduğumuzun farkına vardığımızda dünya daha güzel ve yaşanası bir olacak…

8 Mart 1857 de ABD ‘nin New York şehrinde 40.000 dokuma işçisi insanca yaşamak isteyerek greve başladı. Polisler işçileri fabrikaya kilitledi ve fabrikanın önüne barikatlar kurdu. Bu arada çıkan bir yangından kaçamayan işçilerden çoğu kadın olmak üzere 129 kişi can verdi.Cenazelerine 10.000 den fazla insan katıldı.

26-27 Agustos 1910 da Danimarka’nin Kopenhang şehrinde Uluslararası Sosyalist Kadınlar konferansı’nda Alman Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, yangında ölen kadınların anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirdi ve Kabul edildi.

1921 de Moskova’da gerçekleştirilen 3.Uluslararasiı Kadınlar Konferansı’nda 8 Mart olarak Kabul edildi.

Dünya Kadınlar Günü Birinci ve ikinci Dünya savaşı yıllarında pek çok ülkede anılması yasaklandı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde, 1960 lı yılların sonunda anılmaya başlandı.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 de 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını Kabul etti ama asla New York’da ölen işçilerden bahsetmedi.

Türkiye”de ise 8 mart Dünya Kadınlar Günü ilk defa 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü “ olarak kutlanmaya başlandı.1975 Yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” Kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 darbesine kadar devam etti.

4 Yıl aradan sonra 1984 ten itibaren her yıl “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.

Emin olduğum bir şey var;Dünya kadınlar tarafından yönetilseydi,bugünkünden çok daha yaşanır halde olurdu.

Bırakalım kadın -erkek didişmesini hep bir olalım,dünyayı yaşanası yapalım,kimseye kalmayacak sonuçta…

Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun….

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.