Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

TÜRKİYE – SURİYE SAVAŞI

20 Ocak’ ta Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki terör koridoru oluşumunu engellemek için ABD’nin desteklediği Suriyeli Kürtlere karşı kapsamlı bir operasyon başlattı.
​7-8 Şubat’ ta ​ABD kuvvetleri​nin​ Suriye​’​nin Deyrizor bölgesinde Rus özel güvenlik şirket​i​​ Wagner​’​e bağlı ​ 200 ila 600 arasında​ paralı asker​ini hava saldırısında vurduğu ​iddia edildi.
10 Şubat’ ta  İsrail Suriye’den gelen İran’a ait bir insansız hava aracını indirdi ve Suriye’deki İran hedeflerine saldırdı, bu süreçte bir F-16 uçağını kaybetti.

*

Suriye’deki savaşta işler her geçen gün daha da kötüleşiyor…
Tehlikeli olan şey, taraflar arasında başka çatışmaların gerçekleşme ihtimalinin giderek yükselmekte oluşudur.
İsrail ve İran askeri kuvvetlerinin karşı karşıya gelebilecek olması konuşuluyor…

*
Bu çerçevede Suriye İ​​ç ​S​avaşının çözülmesi asla kolay ​değildir.
​Çünkü Suriye yukarıdaki gibi daha geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline gel​mekte, ​çözümleme​ imkansızlaşmaktadır.
​Durum tıpkı​ 40 yıldır süren ve pek çok dış aktörün katılımıyla gerçekleşen, bu yüzden hiçbir sonuca ulaşmayan Afganistan Savaşı’nı andırıyor…

​*​
Aslında Rusya, hiçbir sonuca ulaşılmayan bölgede özellikle İsrail’in İran ya da Suriye ile savaşa girmesi durumunda en büyük kaybeden olacaktır.
​Halbuki Rusya bir süredir Suriye’deki hedeflerine ulaşma ve iç savaş sonrası düzenlemeleri belirleme konusunda lider görev üstleniyor.
Bu yüzden ABD, Rusya’nın isterse böyle bir çatışmayı engelleme ve Suriye İç Savaşına siyasal çözüm sağlama potansiyeli​ni kullanıyor…

*

İşte bu noktada Suriye rejimi​, Suriye’de Kürt Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile yakın ilişkili Suriye Demokratik Güçleri (SDF)​ ile​;
​1- Afrin’deki kamu kuruluşlarının merkezi otoriteye devri,​
2- Ağır ve orta ölçekli silahların Suriye Ordusuna devri,
3- Afrin’deki sivillerin silah taşımasının yasaklanması,
4- SDF’nin oluşturduğu ve kullandığı askeri noktaların Suriye Ordusu’na devri,
5- Askerlik yaşı gelen herkesin askere alınması konularında anlaşmış ve Kürtler Suriye rejimi eksenine katıl​mıştır.

​*​
Nitekim ​20 Şubat’ta, rejime bağlı İranlı komutanlar yönetiminde yaklaşık 1500 kişiden oluşan Halk Savunma Birlikleri, Halep’ten Afrin’e intikal etmiş,
Afrin doğu kırsalında yer alan Ziyara köyüne girilmiştir.
Birliğin Afrin merkezine girmesi için “Afrin’e çekilecek bayrak ” üzerindeki anlaşma bekleniyor…

*

Böylece Türkiye​’nin​ Suriye’nin kuzeyinde terör koridoru oluşumunu engellemek için Suriyeli Kürtlere karşı​ başlattığı kapsamlı​ terörle mücadelesi​;​
Dünden beri Türkiye ile Suriye arasında bir savaşa dönüşmüş bulunuyor…

*
Bu durum ​Türkiye’nin “taktik hata” yaptığı anlamına gelebilecek bazı  sonuçları​ gündeme getirmiştir.
1- Suriye ile ilgili kimsenin iç savaşın sonuçlarını etkilemeye çalışmadığı,
2- Suriye Sünnilerinden bahsedilmediği,
3- İŞİD’in anlamlı bir bölge tutmadığı,
4- Esad’ın kademeli olarak ülkesini geri kazandığı ve güçlendiği,
5- Kürtlerin Suriye’deki statüsü iç savaşta tali bir unsur olduğu sırada;Türkiye’nin terör koridoru oluşumunu engelleme argümanı zayıf kalmıştır.
​Bu argümanı besleyen​  İslam ve Türk milliyetçiliğiyle Kürt milliyetçiliğinin de ivmelenmesi: Batı’ya karşı güvensizlik: Küresel seçkinleri ve  Batılı değerleri  küçümseme: Şüpheci bir yaşam : Ama kendi kaderini tayin etme arzusu da küresel bir sıkıntı yaratmıştır.
Dini retorik ve sembolizmin kültürel ya da özel alanlardan kamusal alana taşınmasıyla Atatürk Milliyetçiliğinin önemi anlaşılmıştır.

​*​

Şimdi, Türkiye ve Suriye arasında parlatılan savaşla, çıkarları çoğunlukla birbirleriyle farklı ülkelerin Suriye’yi geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline ge​tirmesinin​ önüne geçilmiş ve  siyasi çözüm arayışları  Türkiye-Suriye savaşı başlığı altında kristalize edilmiştir…

*
Böylece bir süre sonra dünya ile bölgesel güçlerin arasındaki Sünni güçlerin endişeleri:  İran etkisinin yükselmesi: Türkiye’nin spesifik çıkarları: İsrail’in kaygısı, Amerika ve Rusya’nın tereddütleri  bileşkesinde ortak görüşler arasında bir tür anlaşma ile Suriye için barışçıl bir çözüm bulunacaktır.
Esasen Birleşmiş Milletler, Suriye krizinin bölgesel ve uluslararası boyutunu Rusya, Türkiye ve İran’ın yardımı ile Astana süreci ve Soçi kararlarıyla asgariye indirmiştir.

*

Türkiye ve Suriye Savaşı’nın ardından sıra;​
1- Bölgesel ve dünya güçlerinin çıkarlarının olası bir uyumlaştırılmasına yönelik çalışmalara ve alternatif yaklaşımlar geliştirilmesine,
2- Yedi yıllık nefret ve vahşetten, ölüm ve yıkımdan sonra rejim ve muhalefet arasında diyalogun sağlanabilmesi için  hukuki bir uluslararası çerçevenin hazırlanmasına,
3- Savaş sırasında değişen demografik yapının belirlenmesiyle Federal Suriye’nin  nüfuz alanlarına bölünmesine,
4- Bir savaştan kaçınılması için çatışmasızlık bölgelerinin kifayet etmeyeceğinin anlaşılmasıyla, bölgeye iletişim, koordinasyon ve nihai olarak barış anlayışının kazandırılmasına,
5- 23 Ocak’ta bakanlar düzeyinde Paris’te toplanan ABD, Fransa, İngiltere ve bölge ülkelerinden oluşan küçük bir heyet benzeriyle, Suriye ve Orta Doğu için  barış anlaşmasına gidilmesindedir.

22. 2. 2018

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here