Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

SURİYE’NİN AFRİN’E GİRMESİ

ABD; Suriye’de Kürt Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve silahlı kolu Halk Koruma Birlikleri (YPG) ile yakın ilişkili Suriye Demokratik Güçlerini (SDF) doğrudan destekliyor.
Gündemi doğrultusunda Suriye topraklarında federalizm projesini hayata geçirmeye çalışıyor.
Rusya; Suriye topraklarında federalizm projesini “Cenevre görüşmelerinin katılımcıları bu sistemin en uygunu olduğu ve bunun, Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmuş, lâik, bağımsız ve egemen bir devlet olarak kalmasını sağlayacağı fikrine varırlarsa, o zaman kim buna karşı çıkabilir” görüşüyle karşılıyor.
AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan; PYD/YPG’i ulusal güvenliğe tehdit olarak sayıyor ve TSK bir aydır sürdürdüğü askeri operasyonunda Halep’in Kürt nüfuzlu ilçesi  Afrin’in
yüzde 8′ ini kontrolünde tutuyor.
Suriye ise baştan beri Erdoğan’ın Afrin’de SDF’ye karşı sürdürdüğü kara harekâtını resmi olarak kınıyor ve bunu bir işgal girişimi olarak değerlendiriyor…

*
Pazar günü Suriye ordusu ve SDF’ nin Afrin’deki Kürt nüfusunun ve PYD’nin silahlı kolu YPG birliklerinin korunması için anlaştıkları bilgisi geçilmiştir.
Offf, Suriye Ordusunun Afrin’e girmesi;
1- Şam’ın  kontrolü altındaki alanı genişletmek,
2- Afrin’de Türkiye’yi Kürt militanlar yerine Suriye ordusuna karşı ve Suriye ordusunu kendi topraklarından çıkarmak üzere savaşmakla itham edeceği bir durumu oluşturuyor.
Erdoğan’ın Afrin harekâtından dönmesi  zor bir ihtimaldir.
Bu yüzden Suriye ordusu ile TSK arasında doğrudan bir çatışma riski artmıştır.

*

Nitekim Dışişleri Bakanı M.Çavuşoğlu Suriye hükümeti güçlerinin  Afrin şehir merkezine gireceğine dair haberleri,
“Suriye rejimi, YPG’yi korumak için Afrin’e giriyorsa Türk askerini hiç kimse durduramaz. Bu Afrin için de geçerlidir, Menbiç için de geçerlidir. Fırat’ın doğusu için de geçerlidir” ifadesiyle yorumluyor…

*
Ancak Başkan D.Trump yönetiminin,
1- Suriye İç Savaşı’nda ortak düşman “İslamcı İdeoloji”  ve İŞİD benzeri İslamcı terör örgütlerini ortadan kaldırmak,
2- Sahada İran’ın, Suriye’nin, Hizbullah ya da başka bir terör örgütünün oyun değiştirebilecek fırsatlar yaratmasını engellemek,
3- Savaş boyunca değişen demografik değişiklikleri yansıtacak yeni bir Anayasa’yı hazırlamak,
4- İç savaşa siyasal çözüm sağlamak amacıyla geliştirdiği bir strateji yürütülüyor.

*

Strateji, ABD ve Rusya arasındaki tarihi rekabetin sadece yukarıdaki  amaçlar için rafa kaldırılmasını,
Ama iki ülkenin rekabet algısını koordinasyonla geliştirerek ilgili konularda zafere erişmeyi öngörüyor…

*
Böylece ABD ve Rusya; Suriye Savaşına katılan bütün taraflara “İyi polis-Kötü polisi” oynuyor.
Bütün taraflar Suriye alanında sadece kendilerinden mesul bir duruma yöneltiliyor…

*
En başta Rusya; bölgede İsrail’in İran ya da Suriye ile savaşa girmesi durumunda en büyük kaybeden olacağını biliyor.
​Halbuki Rusya bir süredir Suriye’deki hedeflerine ulaşma ve iç savaş sonrası düzenlemeleri belirleme konusunda lider görev üstleniyor.
Bu yüzden ABD, Rusya’nın isterse böyle bir çatışmayı engelleme potansiyeli​ni kullanıyor.

*

​Üstelik Rusya, İran ve Türkiye’nin katılımıyla Suriye iç savaşına siyasi çözüm yolunda Soçi kararlarının da takipçisidir.
1- Şam’ın meşru izni olmadan uluslararası güçlerin Suriye’de bulunmasının hiçbir nedeninin olmadığı,
2- Suriye krizinin çözümüne yönelik hiçbir siyasi inisiyatifin ülkenin egemenliğini, birliğini ve bütünlüğünü hiçbir halükârda bozmayacağı,
3- Tüm tarafların Suriye ihtilafıyla ilgili politik bir çözüm bulununcaya kadar Suriye ve Irak’ta IŞİD ile savaşmaya devam edileceği esaslarını koruyor.

*
Ama Suriye’de federalizm ile ilgili bilinen düşüncesine rağmen bir polis rolüne de soyunuyor.
İşte Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik adımları endişeyle takip ediyoruz. Bunun nedeni ABD’nin sahada, özellikle de Fırat’ın doğusu ile Suriye’nin Irak- Türkiye sınırı arasındaki bölgedeki uygulamaya başladığı planlarıdır.
Bana kalırsa ABD’li partnerlerimizin, Suriye’deki amaçlarının yalnızca IŞİD’le mücadele etmek ve ülkenin bütünlüğünü korumak olduğuna yönelik ifadelerinin net adımlarla doğrulanması gerekiyor.
ABD’yi bir kez daha ateşle oynamamaya ve günümüz politikasının mevcut durumunun yarattığı ani ihtiyaçlar doğrultusunda değil Kürtler de dahil, tüm Suriye, Irak ve diğer bölge ülkelerinin halklarının uzun vadeli çıkarlarına dayalı adımlar atmaya çağırıyorum” diyor…

*

Nasılsa ilgili strateji çerçevesinde Suriye de artık savaş alanında bir başına oynuyor.
Nitekim Suriye Devlet Başkanı B.Esad,
1​-​ Savaş peşinde olmadığını,​
​2-​ Tek isteğinin Suriye’yi yeniden birleştirmek ve savaş kalıntılarını yeniden inşa etmek olduğunu,
3​-​ Suriye’nin egemen bir millet olarak  sınırlarını Suriye dışında herhangi bir gücün kontrolü altında bırakmayacağını,
4- İsrail, ABD ve Türkiye dahil her türlü saldırganla ve saldırganlık eylemleriyle mücadeleye devam edeceğini açıklamıştır…

*
Esad’ın bu açıklaması,
1- Suriye’de savaşan İran ve Hizbullah güçlerine İsrail’le olan sınırlarda görev yapmasına izin vermeyeceği,
2- Türkiye’nin Afrin’e düzenlediği harekâtı reddettiği anlamına geliyor.

*
Bu noktada Cuma günü ABD ve Türkiye’nin Suriye’deki gergin ilişkileri normalleştirme görüşmelerinde aldıkları,
İki tarafın prensip olarak çekişme noktalarını incelemek ve bunları çözmek üzere çalışma gruplarıyla Mart ayı içinde toplanması kararının da boş olduğu anlaşılıyor.

*

Bu kalemde Ankara’nın  Kürt YPG güçlerinin Menbiç’den çekilmesi konusunda Washington’dan garantiler istemesi,
Ancak bu taktirde ABD ile bölgede ortaklaşa çalışabileceği  bir tutumu benimsemesi,
Ya da Ankara’nın Washington’a, Menbiç’teki YPG’nin Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesi,
ABD ve Türk askerlerinin Menbiç’te birlikte konuşlandırılması önerisi hükmünü kaybetmiştir.

*
Şimdi konu; hem “İslamcı İdeoloji” ile mücadele anlamında hem de ABD’nin Suriye’de yükümlülüklerinden kurtulmak için işlediği suçların sorumluluklarını yükleyebileceği bir günah keçisi olarak belirlediği,
Müslüman Kardeşler örgütü hamiliğini saklamayan AKP Genel Başkan Erdoğan’ın,
Suriye ve Irak’ta radikal örgütleri silahlandırıp yönlendirmek ve savaşa salmak: Diğer bir devletin iç işlerine müdahale etmek: Başka bir devlet sınırları içinde iç savaş çıkarmak: İnsan hakları saygılı olmamak: Barışı tehdit edici davranışlardan uzak durmamak: Hukuku ihlal edenlerle yardımlaşmak: Suriye’de yaşanmakta olan insani durumu ahlâksız bir ticarete dönüştürme fiillerinden yargılanması talebiyle;
BM Güvenlik Konseyi’nin görev alanına düşmeye gidiyor…

20. 2. 2018

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here