Kategoriler
Kültür/Sanat Politika Ümran Ünlü

ÜLKEYİ SEVMEK

Sevgiyi bir cümleye ve bir güne sığdırmak ne kadar doğru bilmiyorum…

 

Sevgiyi bile ticari hale getirdik diye düşünüyorum.Televizyonlarda,vitrinlerde sevgililer gününde ne almanız gerektiği vurgulanıp durmuyor mu!

Sevginin bir ölçüsü mü var ki sevgilinize alacağınız hediyelerin ne kadar pahalı ve değerli olduğu pompalanıyor topluma.

 

Sevgi nedir?Sevgi bir bakıştır…Sevgi bir dokunuştur…Sevgi çok uzaklarda bile olsa o duyguyu yüreğinde hissedebilmek demektir…

Sevgi sevdiğini kendinden önce düşünmek demektir…Sevgi emektir..Sevgi almadan vermek demektir…

 

Sevgi önce insanın ülkesini sevmesi demektir.

.

Ülkeyi sevmek;ülkeyi yaratanı sevmektir…Ülkeyi kuranı,kurtaranı,bayrağını sevmektir.

 

 

Ülkeyi sevmek; ülkesi için gözünü kırpmadan şehit olanları ve onun emanetlerini sarıp sarmalayıp,arkasından kapısına icra memurlarını göndermek yerine,onun onuruna,gururuna,ailesine,çoluk çocuğuna,borcuna sahip çıkmak demektir.

”Şehitlerin borcunu devlet ödesin” teklifinin iki yıldır mecliste bekletildiğini biliyor musunuz?

 

Ülkeyi sevmek demek askerini sevmek demektir,askerimizi savaşa sokarken enine boyuna düşünüp,gençlerimizin göz göre göre ölmelerine izin vermemek demektir.

 

Ülkeyi sevmek demek toprağını,tohumunu,tarımını geliştirmek,korumak ve halkını kuru fasulyeyi bile üretemeyecek,alamayacak,sofrasına koyamayacak duruma getirmemek  demektir.

 

Ülkeyi sevmek demek merasına,hayvanına,hayvancılığına sahip çıkıp,geliştirmek ve halkını elli gram ete muhtaç etmemek demektir.

 

Ülkeyi sevmek;ülkenin eğitim sistemini ileri seviyeye taşımak,üreten araştıran,sorgulayan gençlerin yetişmesini sağlamak demektir.

 

Ülkeyi sevmek;Küçücük çocukların tecavüz edildiğinde suçluları aklayıp üstünü örtmek değil,en ağır şekilde cezalandırıp,ülkemizi gelecekte teslim edeceğimiz çocuklarımızın ruh ve beden sağlığını korumak demektir.

 

Ülkeyi sevmek;Küçücük çocukların evlendirilmesinin önünü açmak yerine,onların daha iyi bir eğitim alıp ülkesine yararlı birer birey olmaları için “çocuk gelinler” olayının önüne geçmek demektir.

Ülkeyi sevmek;ülkenin taşına-toprağına,kurduna-kuşuna,ağacına-ormanına sahip çıkıp,rant uğruna kesip biçip ülkeye çöle dönüştürmemek demektir.

Ülkeyi sevmek;Kadınların ezilmesine,zorla evlendirilmesine,şiddete uğramasına,gözyummak yerine kararlı önlemlerle kadının korunması demektir demeyeceğim,kadını korunacak duruma düşürmemek için kadın erkek eşitliği için gerekli yaptırımların uygulanması demektir.

 

Ülkeyi sevmek;Toplumu çeşitli gerekçelerle bölmek,parçalamak,ayrıştırmak yerine,ben yerine biz diyebilmek için birleştirici öğeleri ön plana çıkarmak ve toplumu bir bütün haline getirebilmek demektir.

 

Ülkeyi sevmek;Politikacısından,yazarına,sanatçısına,sanata,gazetecisine,basın yayın hakkına ve düşünce özgürlüğüne saygı göstermektir.

 

Ülkeyi sevmek;Hukukun ve adaletin üstünlüğünü en başta görmek,insanların özgürce,hakça  ve eşit olarak yargılanması demektir.

 

Ülkeyi sevmek;Bireylerin çıkarlarını değil,toplumun çıkarlarını,ülke çıkarlarını ön planda düşünüp ona göre bir iç ve dış politika belirleyerek sadece kendi içimiz de değil,komşularımızın da ülke sınırlarına,özgürlüklerine saygı göstermek  demektir.

 

Ülkeyi sevmek;Atatürk’ün “Yurtta barış,dünyada barış” ilkesiyle hareket edip,savaşa ön ayak olmak yerine,barıştan yana olup,komşularımız arasında arabuluculuk yapmak demektir.

 

Ülkeyi sevmek;Topluma atılan nefret,kin ve kan tohumlarını söküp yerine sevgi,merhamet,anlayış,hoşgörü tohumlarını ekmekle mümkün olur ancak…

 

Yüreğinizden sevgi,gözlerinizden ışıltı,hayatınızdan aşk eksik olmasın…

 

Ben her sabah kalktığımda çiçeklerime,bahçeme,çevremdeki insanlara ve hayvanlara sevgiyle kocaman bir günaydın diyorum ve sevdilerime sık sık bir şeyleri bahane ederek “seni seviyorum” diyorum…

 

Sizleri seviyorum ve buraya yürekler dolusu sevgi tohumları bırakıyorum,haydi hep birlikte öyle sık ekelimki dünyaya,nefret ve kin tohumlarına yer kalmasın…

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.