Önemli olan çözüm üretebilmektir…


Okuma Süresi: 4 Dakika

NECDET BULUZ

Bizi takip eden okurlarımız anımsayacaklardır. Aylardır et konusunda yazdık. “İthalatla bu işi çözmek mümkün değil. Üretime önem vermek, sorunlara çözüm üretmek gerekir” demiştik. Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba’dan da bunu beklediğimizi vurgulamıştık.
Bakan, son yaptığı açıklamada et ithalatını sona erdirecek önlemleri almaya başladıklarını, önümüzdeki 2018 yılında da ithalatın sona ereceğini müjdeledi.

Peki, bu nasıl olacak?
İlk önlem, buzağı ölümlerinin en aza indirilmesi olarak değerlendiriliyor. Bu konuda Fakıbaba’yı dinleyelim:
“Buzağı ölüm oranının yüzde 15’den yüzde 5’e düşürüldüğünde, 750 bin ölümü 250 bine düşürmüş olacağız. Vatandaş diyor ki ‘et ithalatı ne zaman sonra duracak.’ Bu ölümleri durdurduğumuzda duracak. Dışarıdan aldığımız hayvan sayısı 500 bin. Bu kabahat bizim, 500 bin yavru kayboluyor ya, bırakın et ithalatını falan. Yavru bu ya, biz bu 500 bini kurtarabiliriz. Bir tek cümle 500 bin ya. Bu kadar mükemmel veteriner arkadaşların olduğu bir yerde biz eğer 750 binden 500 bini kurtaramıyorsak yazıklar olsun bize arkadaş. Bunun için ilk etapta 1 Ocak’tan itibaren gebe hayvanlarımız ücretsiz aşılanacaktır. Asıl olanın hayvansal ihtiyaçları milli kaynaklardan karşılamak olacaktır. Sadece buzağı ölümünü yüzde 5 indirdiğimizde biz bunu mili kaynaklarımızdan karşılarız. Bu da sizin bu konuda yapacağınız çalışmalara bağlıdır ve bu çalışmaları titizlikle istiyorum. Bu konuda özellikle et ithalatı olmak üzere hayvan ithalatını en kısa sürede sonlandıracağız. Bunu nasıl olacak efendim diye soruyorlar. Valla olacak. Çocuk ölümleri nasıl düştüyse, anne ölüm oranları nasıl düştüyse, buzağı ölüm oranları da düşecek. Bir torun yada çocuğunuz olduğunda aylık bakıma götürüyor musunuz? Buzağı da bir çocuğumuz ve bunun bakımını yapmamak için bir sebep mi var.”
Hiç kuşkusuz sorunlara çözüm üretmeye yönelik adımların atılmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Alınacak bu önlemlerin, yerli besiciliğine “hayat öpücüğü” olabileceğini de düşünüyoruz. Sadece buzağı ölümlerinin azaltılması yolunda yapılacak çalışmaların da yeterli olamayacağını özellikle vurgulamak isteriz.
Fakıba’yı dinlemeye devam:

“Bir defa bütün hayvan sayısı avucumuzun içinde olacak, aslanlar gibi çıkacağım ve TÜİK’ senin rakamların yanlıştır, asıl rakamlar şudur’ diyeceğim. İşletmelerde kayıtlı olmayan hayvanlar için kayıt yapılmalıdır, ceza uygulamadan. Küpe affı bulunmaktadır. Kesinlikle damızlık ineklerin kesilmesini önleyeceğiz. Annelerin ne kadar kutsal olduğunu anlatmanız gerekiyor. İnsanlar eğer mecburiyetten kesiyorlarsa, o zaman bize getireceksiniz. Her ilin Sağlık Bakanı sizsiniz. Damızlık annelerin kesiminin önlenmesi için sıkı denetimler gerekmektedir. Eğer ‘bu deforme olmuş inek’ deyip, gerçek anne bir ineğin ölüm fermanına imza atan veteriner hekim varsa da, o veteriner hekim değildir. Onun diplomasından, hayvana olan sevgisinden ve milli duygularından şüphe duyarım. Çünkü o hayvan bana en az 7- 10 yavru getirecek. Bu hayvanı nasıl keseriz. Bugün bana soruyorlar, ‘Efendim hayvanların dükkânlarda satılması doğru mu?’ Vallahi değil. Yani bir köle gibi hayvanını al- sat falan. Doğru değil. Ama bunları kapattığımız zaman da merdiven altında neler olacak? O da doğru değil. İşte bunları oturup konuşmamız lazım.”

Bakanın iyi niyetinden şüphe etmiyoruz. Ancak, yukarıda da değindiğimiz gibi bunları yeterli de bulmuyoruz. Çünkü hayvancılığımız gelişmesi, et ithalatının önlenmesi için yerli üretimin artırılması yolunda önlemler alınmalı, teşvikler devreye sokulmalıdır.

Sorunun çözümünde üreticiler, sektörün temsilcileri, ilgili üniversiteler ve Bakanlık bürokratlarının bir araya gelerek köklü çözümler ortaya koymaları gerekiyor. Çıkan sonuçların değerlendirilmesi ile de çalışmalara hız verilmelidir.

Şurası unutulmasın:
Türkiye, hayvancılık yapılmaya uygun toprak yapısına sahip ülkelerden biridir. Yaşanan bugünkü tabloyu biz de ülkemize yakıştıramıyoruz. Aslına bakılacak olursa çözüm yolları bellidir. Tedavinin yanlış yapılması ile sıkıntılar yaşanıyor.
Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, sorunun kökten çözümünden yana cesur adımları atabilirse et ithalatının 2018 yılında sona ermesini sağlayabilir. Buzağı ölümlerinin en aza indirilmesi çalışması bunun önemli bir ayağıdır. Diğer sorunların da çözümünden yana adımların atılmasını bekliyoruz.
necdetbuluz@gmail.com
www.facebook.com/necdet.buluz


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Necdet Buluz
Yazılarını sayfanda yayınla (RSS)
mesaj gönder ya da yazıya yorum yap.
Diğer Yazıları
Bugün Gündem

Son Gelen Mesajlar

Son Yazılar

  • FEYM GRUBU BÜLTENİ
    Okuma Süresi: 4 Dakika Ermeni Faaliyetleri ( 05 Ekim 2022 ) 1..Jake Sullivan 17 Ermeni savaş esirinin dönüşünü memnuniyetle karşılıyor…Beyaz […]
  • Sansür yasasına direnmemek ölümü kabul etmektir. Sefa Yürükel
    Okuma Süresi: 1 Dakika Zalimliğin ayan beyan ayyuka çıkması olan ifade ve düşünce özgürlüğünün bir ülkede bir kanunla iktidar ve […]
  • “Şiddet topumu olduk…”
    Okuma Süresi: 2 Dakika Toplumda özellikle son günlerde şiddet olaylar, kadın cinayetleri ve ölümcül kavgalar sıklıkla gündeme geliyor. Söz konusu […]
  • İngiliz turist olmazsa olmazımız…
    Okuma Süresi: 2 Dakika Bu sezon belki istediğimiz oranda İngiliz turist konuk edemedik. Havalarındaki grev ve sıkışıklık bunun nedenleri arasında. […]
  • Çin Zindanlarında TC Vatandaşları ve Diplomatik Himaye
    Türkiye’nin yaklaşık 3 katı büyüklüğündeki Doğu Türkistan’ı Çinlileştirme projesi, bilinen Çin işkenceleri yanında en son teknolojik imkanlarla desteklenmektedir. On milyonlarca Müslümana yönelik zulüm ve tecavüzlerde milyonlarca Çinli görevlendirilmiştir. Kamplardakiler gibi evlerindekiler de izlenmekte, uygun görülen seçilmekte, kirli amaçlarla kullanılmaktadır. Fotoğraflar, videolar, resmi belgelerin önemli bir kısmının dijital tekonoloji sayesinde dünya ile paylaşılabilmesi, Müslümanları sessizce yok etmek isteyenlerin aşamadıkları bir ironi haline gelmiştir. Bu gerçekleri inkar eden yönetim için tek yol vardır: Başta Doğu Türkistan’da yakınları olanlar olmak üzere isteyen herkes Kaşgar’dan, Aksu’ya, Beşbalık Urumçi’ye, Tarım’a, Turfan’a, Hoten’e… köyleri, mahalleleri, evleri polis olmadan ziyaret edebilmeli, istediği kişilerle görüşebilmeli, kamplardakilerle gözetleme olmadan dertleşebilmeli, camilerin yıkılmadıklarını, ayakta kalanların eğlence mekanlarına dönüşmediklerini gözleriyle görebilmeli, gelerek herkese anlatabilmelidir. Sadece çıkar ilişkisi olan Çin işbirlikçileri değil milyonlar rahatlıkla bunu yapabilmelidir. Tıpkı Türkiye’nin Doğu, Güney Doğu dahil her kentine, köyüne herkesin gidebildiği gibi.

Message Turkish Forum on WhatsApp

https://wa.me/message/2RSZA7ULJ4EXD1

Turkish Forum, içeriklerin arşivlenmesi, yazarların yazılarının sizlere ulaştırılması için bilgisayar altyapısına yatırım yapmaktadır. Bu hizmetlerimizden memnun iseniz QR kodunu kullanarak bağış yapabilirsiniz.