Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

ABD ORTADOĞU ADALETİ İÇİN ÇABUK OLMALIDIR // Ahmet Kılıçaslan Aytar 

ABD Başkanı D.Trump, ülkesinde “Russiagate” ağır sorunuyla mücadele ediyor.
Bu mücadelenin yükü ile katıldığı Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Vietnam/Da Nang Zirvesi’nde, 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye’deki çatışmalara artık askeri çözüm bulunmadığı şimdi sıranın siyasi çözümde olduğu konusunda anlaştılar.
 
*
Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığı teyid,
Suriye ihtilafıyla ilgili tüm tarafları Cenevre siyasi süreci içinde etkin bir rol oynamaya davet ettiler. 
Suriye’de ağır kayıplar veren İŞİD’le mücadelede ortak çabalarla sürdürme kararlılıklarını gösterdiler.
Ama arkalarında önemli bir boşluk bıraktılar…
 
*
​Salı günü, ​ABD Savunma ​Bakanı James Mattis​, iki başkanın Vietnam’da yaptıkları anlaşmada bırak​tıkları boşluğu açığa çıkardı.
​”D​​iplomatik bir çözüm için​ belirlediğimiz​ şartlar​dan emin oluncaya ve Cenevre konferansının Suriye ihtilafıyla ilgili politik bir çözüm bulana kadar​ ​Suriye ve Irak’ta I​ŞİD ile savaşmaya devam edece​ğiz” dedi.
Kısa süre sonra Rus​ya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov başka bir boşluk bıraktı​;​
​”​ABD, Suriye’de doğru yoldan rejim değişikliğine inanıyor.​ ​Devlet Başkanı Beşar Esad’ın derhal istifasını talep etmemekle birlikte​ ​​öngörüleri​ Cenevre anlaşmalarıyla çelişiyor​”dedi​…​
 
*
Şimdi Suriye İç Savaşının siyasi çözümünde;
Rusya’nın öngördüğü gibi savaş suçları işleyerek hukuku ihlal eden Esad rejimi kadar muhalif tarafların ve destekleyen ülke yöneticilerinin paylarını üstleneceği bir yargı sürecine mi  ilerleneceği,  
Yoksa ABD’nin Suriye’de rejim değişikliği yapmak sonra bütün suçu Beşar Esad ile bulacağı bir “Günah Keçisi” ülke sorumlularına mı yıkacağının boşluğu yaşanıyor. 
Ancak tarafların bu konudaki  tutumlarının açık olması ABD tercihinin uygulanmasını çok zor kılıyor…
 
*
Bu noktada dünyaya demokrasi getirmeyi üzerine vazife sayan ABD’li milyarder elitler ayrıştıkları Cumhuriyetçi ve Demokrat kamplarında;
ABD iktidarı olmanın  çok ciddi mücadelesini veriyor.
Bunlar doymak bilmez çıkarlarında, ülkelerinin dünyadaki güvenlik ve istikrarın tek garantörü ve küresel ilişkilerin gidişatını kökten değiştirecek küresel güç olmanın getirisini çokca yaşamışlardır…
 
*
Demokrat elitler Barack H.Obama’yı başkan belirlediklerinde;
Onun, ABD Askeri Stratejisini “Küresel sorunlarda nerede, ne zaman ve nasıl olursa olsun düşmana karşılık vermenin düşmanlarla savaşıp savaşmamaya değil bunun nasıl yapılacağına dair strateji üretme üstünlüğüne yaklaşımların ve kararlılıkların oluşturacağı” esasına dayandıracağını öngörüyorlardı. 
Ama Demokratlar; 29 Ekim’de H.Clinton’ın, kişisel elektronik posta hesabı üzerinden devlete ait gizli bilgiler içeren yazışmalarının Rusya’nın eline geçmiş olmasıyla irkildiler. 
 
*
H.Clinton’un elektronik postaları ABD ve NATO’nun Libya’dan başlayarak, 2011’de Esat’ı devirmek ve ardından Irak’a saldırmak için Suriye’ye geçen IŞİD teröristlerinin nasıl finanse edildiğini, silahlandırılıp operasyonlara görevlendirildiklerine ilişkin herşeyi ortaya koyuyor,
Ayrıca Pentagon’un, Batılı ülkelerin, Körfez’deki devletlerin ve Türkiye’nin; Suriye’nin doğu bölgelerini denetimleri altına almaya çalışan bu güçleri nasıl desteklediğini de gösteriyordu.
 
*
Şimdi Cumhuriyetçi elitler soruyor; 
Neden 2011’de Başkan Barack Obama’nın emriyle ​A​BD birlikleri,​​ El Kaide’​yi yenmeden Irak’tan çekil​diler?
​Neden Başkan Obama Irak’ı, Nuri El Maliki ve İran’a bıraktı?
Neden Irak Şam İslam Devleti’ne (İŞİD) bölgede​ yetişme ile birlikte 60’dan fazla​ yerleşim alanını​ işgal etme olanağı​​ verdi?
İran’ı Ortadoğu’daki terörist grupların destekçisi olarak görmek varken neden onunla nükleer bir anlaşmaya varıldı?
Başkan Obama,Taliban’ın İran’la olan ilişkisini ve İran’ın Hizbullah eğitim kamplarında El Kaide savaşçılarına nasıl yardım ettiğini gösteren CIA belgelerine rağmen, 
Neden Usame bin Laden’in ailesi ve İran’daki savaşçıları korudu? 
Neden İran’ın onları ABD askerlerine saldırmak için Afganistan’a  göndermesine göz yumdu? 
 
*
Cumhuriyetçiler Başkan Barack Obama’nın askeri stratejisi ve uygulamalarıyla; BM İnsan Hakları Bildirgesi, BM’in aşırıcılık, ayrımcılık ve terörizmle mücadele ilkeleri ve konvansiyonlarını gözardı ettiğinden yanadır.
Onun başka ülkelere baskı yaparak politikalarını savunmaya, istemedikleri rejimi değiştirmeye zorlamasını,
Şşiddete ve güvensizliklere yol verirken, kanlı savaşlara yol açmasını, 
Sonra “Günü gelir, bunlar sorgulanır” diye hiç düşünmemesini ahlak eksikliğine bağlıyorlar. 
 
*
Ya da Başkan Obama’nın “nasılsa bir günah keçisi buluruz” düşüncesine sarılmasını,
Mesela Suriye ile ilgili olarak Rusya’nın, Türkiye Erdoğan iktidarının İŞİD ile ilişkilerinin araştırılması için BM Güvenlik Konseyine teslim ettiği; 
29 Ocak 2016’da Irak’ta İŞİD ile birlikte yürütülen yasadışı petrol ticareti,
10 Şubat’ta, Suriye’ye gönderilmek üzere yabancı teröristlerin sınırdan geçmelerinin  kolaylaştırılması ve Suriye’de harekât yürüten terörist gruplara silah tedâriki, 
8 Mart’ta, IŞİD ile birlikte yapılan tarihi eser kaçakçılığı, 
18 Mart’ta, Türkiye’den Suriye’deki IŞİD kontrolündeki topraklara yönelik silah ve cephane sevkiyatına ilişkin bekleyen istihbarat raporlarından medet ummasını;
Eksik,yakışıksız adaletsiz  bir durum olarak tamlıyorlar.
 
*
Bu yüzden ABD Başkanı D.Trump, Obama yönetiminden hem iç hem de uluslararası ilişkiler konusunda ciddi sorunlar devraldığını söylüyor. 
Ortadoğu’da durumun tam bir felâket olduğunu, IŞİD’in bir kanser hücresi gibi yayıldığını belirtiyor….
 
*
Cumhuriyetçilerin iddialarına karşı Demokratlar da, kampanya sırasında Başkan D.Trump’ın; Rusya’yı Hilary Clinton’un e-postalarını kesip-kesip serbest bırakmaya teşvik ettiğini,
Haziran 2016’da D.Trump’ın oğlu Trump Jr, Beyaz Saray Danışmanı J.Kushner ve seçim kampanyası başkanı P.Manofort’un Rusya yetkilileriyle geniş temaslar yaptıklarını,
Rusya’nın ABD Başkanlık seçimlerini D.Trump lehinde manipüle ettiğini ileri sürüyorlar…
Bir Özel Savcı, başkanlık seçimlerinde Rus müdahalesini ve Trump kampanyası ile yapılan herhangi bir anlaşmayı kapsamlı bir şekilde inceliyor.
Ya ana akım medyası?
Başkan D.Trump bu konuda “Çıkarılan haberlerde bana karşı bir nefret dili kullanılıyor” ifadesiyle sıkıntısını gösteriyor…
 
ABD’nin Suriye İç Savaşına Siyasal Çözüm bulunabilmesi için Cenevre Görüşmelerine ne zaman ve nasıl gideceği belirsizliğini korurken,
Başkan D.Trump ve V.Putin’in Vietnam/Danang Zirvesinde siyasi ve askeri alanda anlaştıkları konularda oluşturdukları boşluk;
Özellikle Suriye ve İsrail arasında tampon bölgede İran ve Hizbullah güçlerinin  İsrail sınırına doğru 20 km.ye kadar yaklaşmalarına yol açmış,
İsrail’in esnekliğini zorlamaktadır…
 
 
16. 11. 2017

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here