Ana sayfa Haberler Dünya

HAYVAN SEVGİSİ

Çocukluğumdan beri severim hayvanları.Hele köylerde çalışırken yüz on tavuğum,elli beş hindim,beş köpeğim,beş kedim,bir atım,bir tilkim ve bahçemde,evimin altinda yilanlarım vardı….Kendime ekmek yaparken ,bir fırın da hayvanlarım için ekmek yapıyordum ve et alacak param yokken,hayvanlarım için kasaptan kemik isteyip kaynatıyordum.

 

 Köpekler karabaştan tutun da kangal ,cins av köpeğim ve alman kurdum bile vardı…Bir gün köye kurt inmişti ve bazı arkadaşların köpekleriyle boğuşmuştu.Kurdun kuduz olduğu  anlaşılınca kaymakam emir çıkarmıştı,tüm av köpekleri öldürülecek diye.Öğretmen maaşıyla kendimize ekmek parası zor bulurken,köpeğimizi karantinaya aldırmış,hepimiz aşı olmuştuk.Buna rağmen herkesin köpeği öldü diye bazı arkadaşlar köpeğimizi zehirlemeye karar vermişlerdi.

Ellerini dizlerime koyup”Hadi oğlum kaç git buralardan seni öldürecekler “dediğimde,karşılıklı nasıl ağlaştığımızı ve beni teselli etmek için gözyaşlarımı yalayıp,sonra da alıp başını gittiğini görseydiniz,neden çocuklarını terkederken”Umurumda bile”değil diyebilen bir babadan daha çok köpeklerimi ,niye sevdiğimi anlardınız.

 Kedilerim annesi,babası,ninesi,dedesi,kızı,oğlu torunu ,kocaman bir aileydi.Her birinin kendine özgü isimleri vardı.

Hele birgün möncüğün yeni doğan yavrusunu oynarken köpeğim dost öldürünce,annenin verdiği mücadeleyi bir görseydiniz,çocuğunu bırakıp giden annelerden daha çok niye kedilerimi sevdiğimi anlardınız…

 

 Yavrularıyla birlikte güneşlenirken,küçük oğlumun ,parmaklarına dolanan yılan yavrularını ve onları seyreden iki metreden büyük bir yiılanı,çocuğunuzun yüzündeki mutluluğu görseydiniz,size her türlü kötülüğü yapmaya çalışan,çocuklara tecavüz eden insanları hatırlayıp,herkesin korktuğu yılanın bile,siz ona bir şey yapmazsanız sizi anlayacağını bilir ve korkmak yerine severdiniz.

 

Evde tavuklarınız varken ve hırsız olduğunu bile bile dağda bulduğunuz minicik bir tilki yavrusunu bile bağrınıza basardınız.

 

 Sonra köyden kazaya tayinim çıktığında,kurduğum kocaman yetmiş iki ağaçlık ve her türlü sebzeyi meyveyi yetiştirdiğim bahçemi,çok sevdiğim hayvanlarımı eşe-dosta dağıtırken çocuklarımdan ayrılıyormuşçasına,içimin kanadığını ve hüngür hüngür ağladığımı görebilseydiniz anlardınız beni…

 

 O zaman hayvanlarımın barınakları vardı,kendi ellerimle yapmıştım.Evde hiç hayvan bakmamıştım.

 

Deha’ma arkadaş olsun diye yeni doğmuş iki kedi yavrusu aldık evimize.Evde hayvan beslemenin zorluklarıyla tanıştım ilkkez.Masrafları Deha’dan bile fazla.Verdikleri mutluluğu ancak hayvanı olanlar anlar.

Çok sağlıklı ve mutlu olarak üç yaşına geldiler ama birden Venüs kusmaya başladı.Ne yapacağımızı şaşırdık,iki gün ne yedirdimse zorla, kusmaya devam etti.Kızım telaşla veteriner bulmuş,hemen alıp götürdük.Işte o zaman dürüst olmayan insanların her yerde olduğunu öğrendik.

Kediyi muayene etti.Sanırım plastik bir şey yutmuş,midenin ağzını tıkamış,o yüzden kusuyor,hemen ameliyat edeceğiz dedi.Ben olmaz deyip itiraz ettim,gözüm tutmamıştı kızı.Belliki yeni mezundu.Kan tahlili yaptı,serum verdi,bir küçük şişe de hap verdi.

 

Benim kızımın parasına kıyamayıp,dişlerimi yaptıramadığım parayı verip çıktık oradan. Arkamızdan sesleniyordu”yarın getirin röntgen çekip,ameliyat edeceğim.” Bildigim kadariyla plastik röntgende çıkmaz.Üstelik bir doktor arkadaşıma sorduğumda verdiği ilacın da kurt ilacı olduğunu öğrendim.

Eve geldik,hergün zeytin yağı içirdim,mamasını sulandırıp içirdim,yoğurt içirdim şırıngayla.Şükür Venüs’ümüz o plastikleri çıkardı ve sağlığına kavuştu.Siz siz olun ortalıkta kedinizin yutabileceği küçüklükte şeyler bırakmayın.Günlerdir uyumadım,Venüs’ümü gözlemekten.

Şimdi duyar gibi oluyorum”Dünyada onca insan açken,siz bir hayvana bu kadar masraf etmeyi nasıl düşünüyorsunuz”dediğinizi…

Ülkesini satan,askerini,düşünen beyinleri  hapishanelere dolduran,kimbilir kaç yılda yetişen yemyeşil ormanları hic kılı kıpırdamadan kesen,insanın gözünü

çıkaran,acımazsızca kendi halkına silah doğrultan,gencecik insanları hiç vicdanı sızlamadan ölüme gönderen,çocuklara ve hayvanlara tecavüz eden,iğrenç nefsini tatmin etmek için küçücük çocukla evlenen,bencilliklerinden çocuklarını terkeden  insanlar oldukça bu dünyada,ben gözüne baka baka,hayvan diye baktığınız bir canlıyı göz göre göre ölüme gönderemezdim.

 

 Ne yazık ki ben yaşamımda hayvanların insanlardan daha sadık ve sevecen olduğunu öğrendim.

 

 Hele bir düşünün”Hayvan değil mi,bırak ölsün” diyebilecek misiniz…

 
 
 

 

Önceki makaleARAKAN GERÇEĞİ // Ahmet Kılıçaslan Aytar
Sonraki makaleKADINA İŞKENCE EDEN POLİS OLUNCA
Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here