Kategoriler
Necdet Buluz

Evde rakı yapma modası yayılıyor…

Geçenlerde bir arkadaşımıza yemeğe davetliydik. Mangalda et yaparken “Evde çok güzel, aroması yüksek, içimi yumuşak rakı yapıyorum. Bu yaptığım rakıdan tatmaya başlayalım” dedi. Şaşırdık. Evlerde son günlerde rakı yapımının giderek yaygınlaştığını biliyoruz. Ancak, bunun da hiç kuşkusuz sakıncalarının olabileceğini de düşünmekteyiz.
Daha önce de bazı arkadaşlarımızın evde rakı yaptığı duyumlarımız olmuştu.

İçki ve sigaraya yapılan aşırı zamlardan sonra, yazdığımız yazılarda genelde “Vergi kaybı olur, kaçakçılığın önü açılır, sahteleri ortaya çıkar” demişizdir. Nitekim, piyasalarda sahte içki, sigara bolluğu var. Bunun yanında evlerde yapılmaya başlanan rakıların da piyasanın üçte bir fiyatına elde edildiği söyleniyor.
Evde yapılan rakılar, hiç kuşkusuz piyasaları etkiler. Vergi kaybına yol açar. Bunun yanında zehirlenmelere, hastalanmalara da yol açabilir. Dikkatli olmak gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle de bunun için mutlaka bir önlem bulunmalıdır.

Bu noktada da şunu da ekleyelim:
Piyasadan rakı alabilecek gücü olanların bile evde rakı yapma merakının arttığı gerçeğini de görmekteyiz. Bu iş adeta bir moda haline gelmiş.

Mehmet Yalçın hocamız, T-24’te yazdığı konu ile ilgili yazınında buna şu şekilde değiniyor:
“Hiç de öyle bir şişe rakıya parası yetmeyeceği düşünülemeyecek kişiler arasında, evde “rakı” yapma modası çılgınca yayılıyor. Dar gelirliler arasında da kendi rakısını yapmaya uğraşanların sayısı az değil. Yüksek gelirli kesimde ise “Yirmi liraya rakımı yapar paşa paşa içerim. Bir şişe rakıya viski parası verecek kadar enayi değilim” düşüncesi giderek yayılıyor. Kenar mahallelerde başka âlem. Buralarda “Bizim bakkalın kayınpederi Balkan göçmeni. Onlar iyi rakı yapar, normal rakının üçte bir fiyatına getiriyorlar, alıyoruz” ya da “Bulgaristan’dan Mastika gelmiş, filan bayide tezgâh altı satıyorlar” türü lâfların bini bir para…”

Peki, evlerde yapılan rakı, piyasalardaki rakının yerini tutuyor mu? Bunun yanıtını da uzmanlardan dinleyelim:
“Sevgili dostlar, o evlerinizde yaptığınızı söylediğiniz içki rakı değil, anasonlu herhangi bir içki. Rakı demek, yüzde 65’i üzümden gelen alkolün anason tohumlarıyla birlikte, bakır imbiklerde damıtılmasıyla yapılan içki demek. Anason tohumları imbiğin içinde sıcak alkol buharında patlayacak ki, lezzet veren aromatik yağlarını alkole geçirsin. Siz ise alkole anason esansını damlatıyorsunuz, en fazla Yunan uzosuna benzer bir içki yapıyorsunuz. Üstelik aldığınız alkollere de güvenmeyin. Rakınızı güvenilir noktalardan bandrollü şişesiyle alın, ağız tadınızı ve sağlığınızı bozmayın” diyorlar. Kenar mahalle bakkallarında el altından satılan kaçak damıtılmış rakıların ise yanından bile geçilmemesini öğütlüyorlar: “Alkolü damıtırken içindeki zehirli metil alkolü ayrıştırabilmek teknoloji işidir. Büyük tesislerde olur, öyle evlerin arkasındaki garajlarda, bağ evlerinin ahırlarında ufacık imbiklerde yapılamaz. Bu sahte rakıları içince o anda ölmeseniz ya da kör olmasanız bile içindeki metil alkol vücutta birikir, zamanla bu sonuçlara yol açar…”

Yine üstad Mehmet Yalçın’ın konu ile ilgili yazısından bölümlere dikkatinizi çekelim:
“Evlerde rakı yapma eğiliminin artmasının gerisinde, AB’ye uyumçerçevesinde alkollü içkilere getirilen vergi düzenlemesi yatıyor. Eskiden yerli rakı ile ithal viskinin fiyatı farklıydı, rakı halk içkisiyken viski bir lükstü. Şimdi ise vergileri eşit durumda ve vergi de alkol derecesine göre belirleniyor. Böylece 45 ila 50 derece arasında alkole sahip rakılar, bazen 40 derecelik viskiden bile pahalı olabiliyor. Tüketici de buna tepki göstererek, kendince bir alternatif arıyor… İşin ilginci benzer tartışmalar 70 sene önce de yaşanmış, akşamcıların bir kısmı kaçak rakıya, bir kısmı da doğrudan ispirtoya yönelince halk sağlığı daha fazla tehlikeye girmesin diye hükümet rakı fiyatlarını ucuzlatmıştı. Halen dört kişilik sofrada bir büyük rakı açtırmak, insana neredeyse yemek kadar hesap ödetiyor. Bir büyük rakıyı haftaya bölüp günde birer duble yudumlayacak asgari ücretli, aylığının üçte birini sadece rakıya veriyor. Komşumuz Yunanistan’da bile uzo viskinin yarı fiyatına iken, en kabadayı uzo 10 avroya satılırken, rakının viski fiyatına olması dengeleri bozuyor, insanları sağlıksız yollara yöneltiyor. Bütçe açığını kapatmak için yine içkilere ÖTV zammının konuşulduğu şu günlerde, belki de vergi gelirini arttırmak için zam yerine biraz indirim gerekiyor…”

Yazımızın sonuna şu notu düşelim:
Tüm itirazlara rağmen hükümet 1947’de rakı fiyatlarında indirim yaptı. İspirto ve kaçak rakı içme alışkanlığı büyük bir hızla azaldı. Vergisi alınan kayıtlı rakı içildiği için hazinenin geliri yükseldi, ortalıkta yalpalayarak dolaşan, kırmızı burunlu ispirtoculara da rastlanmaz oldu.
necdetbuluz@gmail.com
www.facebook.com/necdet.buluz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.