Bundan 50 yıl önceki 19 Mayıs hazırlıklarımızı anımsadım bir an.

O zamanlar  hazır kıyafetler yoktu,kalıplar çıkararak şortlarımızı dikip hazırlıyorduk haftalar öncesinden.Birbirimize prova yapıyorduk ev ekonomisi dersinde.Arkasından folklor kıyafetlerimizi hazırlıyorduk.Aylarca beden egitimi dersinde 19 Mayıs hareketlerini çalışıyorduk. Hep birlikte hareket edebilmek için günlerce prova yapıyorduk stadyumda.

O zaman video falan yoktu, varsa da Kütahya’da bizim haberimiz yoktu.Nasıl bir birlik ve beraberlik,nasıl bir bütünlük içindeydik.Şortlarımızla stadyuma çıkar ,kuğu gibi yüzlerce kişi  aynı anda hareketlerimizi yapardık.Kaşla göz arasında,şortlarımızın üstüne  folklor kıyafetlerimizi giyer devam ederdik oynamaya.Şiirlerle, marşlarla mutlu bir şekilde 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlardık.

Neler oluyor benim ülkeme, kim kıyıyor 19 Mayıs’larımıza,23 Nisan’larımıza…İnsanlarımız aklını mı kaybediyor!

Ben yine de çok umutsuz olmak istemiyorum.İlk önce eğitim sistemini bozdukları için halkın çoğu cahil bırakıldı ve hiç kimse olanların farkında değil diye düşünmek istiyorum.

O zamanlar özel bir eğitim kurumunda çalışıyordum,sene ortasında patron dersaneyi tarikatlara devrenttiğinde çok uyardık ama dinletemedik.Şimdi oralarda yetişenler ülkenin ocağına incir ağacı dikmeye çalışıyorlar.Sizlere bir şey itiraf edeyim mi?Ekonomik gücü olmayan zeki çocukları daha 6 yaşında toplayıp eğitiyorlardı.O zeki pırıl pırıl çocuklar da vefa borcunu ödediğini sanıp canla başla çalışıyorlardı.

Eminim kuş avlar gibi şimdi onları birer birer avlıyorlar.Peki o çocukların günahı ne?Sorumlusu o çocuklara ve eğitime sahip çıkmayan devlet değil mi sizce!
Anlamadığım  başka bir sey daha var! Insanımız özgürlüğünden vazgeçmeyi nasıl bu kadar kolay kabulleniyor!Kendisine verilen haklardan nasıl bu kadar kolay vazgeçiyor!

Televizyonlarda  bütün gün diziler ve eğlence programlarıyla halkı uyuşturup, istediğini elde eden,halkın ağzına bir parmak bal sürüp, ülkeyi ekonomik köleliğe mahkum edenlerin hiç mi vicdanı sızlamıyor! Onlar bu ülkenin evladı değil mi?

Hiç mi akıllarına gelmiyor birgün kendi kazdıklari kuyuya düşecekleri!

Hiç mi farkında değilller TÜRK MİLLETİ’nin esareti asla kabul etmeyeceğinin ve birgün uyanip kendilerinden hesap soracağının…

İşgal Devletleri yurdumuzu paylaşmaya hazırlanırken;

Mustafa Kemal 19 mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkarak hem kendi kaderini hem de milletin kaderini değiştirmiştir. Milli Mücadele’nin başlangıç tarihidir 19 mayıs 1919.

Samsuna ayak basmasıyla Milli Egemenlik de başlamıştır. Mustafa Kemal o sırada ordu müfettişliği görevindeydi. Bu durumu ona zaman kazandırdı ve çok işine yaradı. Bir yandan devletin neden bu halde olduğunu arastırırken, bir yandan da çeşitli bildirgeler hazırlayıp, toplantılar yaparak halkı harekete geçirmeye çalılıyordu.

Izmir’in işgalinin kabul edilebilir birşey olmadığını anlatmak için memleketin her tarafında mitingler yapılmasını ve bunu yurdun her yanında duyurulmasını istedi. 

Her yerde mitingler başladı.

Bakın her şey yine SAMSUN ve İZMİR’den başladı.Yine mitingler yapılıyor.Halk geç kalsa da yavaş yavaş uyanıyor ve tavrını ortaya koyuyor.

Son yıllarda 19 Mayıs günü hastalıklar artıyor ve kutlamamak için böyle basit oyunların arkasına saklanılıyor.Zoraki kutlama yapanlara da dikkat edin ,ya bir gün önce ya bir gün sonra kutluyorlar.

Kullandıkları ATATÜRK resimlerine dikkat ettiniz mi hiç!Hangi resmi ATATÜRK’e daha az benziyorsa onu seçip koyuyorlar.Bu benim cok canımı acıtıyor.

Atatürk, T.B.M.M.’ni açarak en büyük ideallerinden birisi olan, Türkiye’de Millî Egemenlik ilkesini devletin temel unsurlarından birisi haline getirirken, “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” ifadesiyle de, hükümranlık hakkını ve otoritesini sadece T.B.M.M.’ne vermiştir.O, böylece bu konuda milleti tam yetkili kılarken, aynı zamanda diktatörlüğe karşı da bütün kapıları kapatmıştır.

Padişahlığa özenenler boşuna heveslenmesinler…

Kelle koltukta verdiği mücadelenin sonucunda halkının atası olmayı başarmıştı.ATATÜRK gibi yurekli bir insan çıkıp da mücadeleye önderlik etmemiş olsaydı, ülkemiz düşman devletler tarafından paylaşılmış olmayacak mıydı?Öyle olunca,bizler dinimizi istediğimiz gibi uygulayabilecek miydik?

ATATÜRK bize namusumuzu, şerefimizi, onurumuzu,gururumuzu,dinimizi,özgürlüğümüzü ve Cumhuriyet ‘i armagan etti.

Dünyanın kabul ettiği bir lideri yok etmeye çalışmak ,onların ne kadar çok korktuklarını göstermiyor mu!

Aslında korkmakta çok haklısınız.Yıkın heykellerini,kaldırın resimlerini,silin heryerden ismini…Ama ailesine iğrenç iftiralarda bulunacak kadar alçalmayın…Köpek bile sahibine ihanet etmezken,ülkeni,namusunu kurtaran adama karşı vefa duymak yerine; bazı kanı bozuk,sütü bozuklar çirkin bir şekilde saldırıyor ve devletin başındakiler de buna seyirci kalıyor.

Biraz edep beyler …Hanımlar…Edep…Kendinize gelin ve haddinizi bilin…

Türk Milleti’nin kanına,ruhuna işlemiş ve yaşam biçimi olan , Türkiye Cumhuriyeti’ni  yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

19 mayıs 1919  Gençlik ve Spor Bayramı,ATATÜRK’ün ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin  doğum günü hepimize kutlu olsun.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.