BAŞIBOZUK

Başıbozuk, Osmanlı’nın çöküş döneminde asker sayısının yetersiz olması nedeniyle, savaş sırasında takviye amacıyla orduya alınan gönüllü askerlere verilen ad. Başıbozuk denmesinin nedeni giyim, kuşam ve silahlarının farklı farklı olmasıdır. Evlerindeyken üstlerinde, başlarında ne varsa öyle gelir ve silah olarak ellerine ne geçerse onu kullanırlardı. Düzensiz ve disiplinsiz davranışları yüzünden hareketleri kestirilemezdi. Geçtikleri yerlerde sıkça yağma, hırsızlık ve şiddet uygularlardı. En çok Balkanlardaki isyanlarda kullanıldılar ve kanunsuzluklarıyla buralarda nam saldılar.

19. Yüzyılın sonunda Osmanlı, Almanya’nın etkisi altına girince ordusu da Alman, ya da o yüzyılın en disiplinli ordusu olması nedeniyle unutulmayan adıyla Prusya disiplinini benimsedi ve disiplin askerliğin temeli oldu.

Kurtuluş Savaşı’nın başında, kendiliğinden oluşan sivil yerel Kuvayı Milliye güçleri; düşmanı taciz ederek işgali frenlediler ve bazı yerel başarılar sağladılar. Ancak zamanla aralarında ortaya çıkan çekişmeler ile uyum ve eşgüdüm olanaksızlıkları sonucu disiplinsizliklerin artması üzerine düzenli orduya geçildi ve ondan sonra zafer kazanıldı.

Cumhuriyet’ten sonra aynı disiplin anlayışı sürdürüldü. Kurtuluş Savaşı içinde, 1921 yılında başladığı Genelkurmay Başkanlığı görevini 1944 yılına kadar sürdüren Mareşal Fevzi Çakmak, en katı Prusya disiplini taraftarı ve uygulayıcısı olarak bilinir.

Disiplin “üniforma” ile başlar. Üniforma, Frenkçe “uniform” kökeninden gelir; tek tip, birörnek demektir. Üniforma denilince genellikle giysi anlaşılır. Gerçekte üniforma, baştan ayağa askerin her şeyini kapsar. Şapkadan ayakkabıya kadar aynı şeyler giyilir. İsteyen sivri burun, isteyen mokasen ayakkabı giyemez. Saç-sakal tıraşı, giysilerin ütüsü ve ayakkabının boyası da disipline dahildir. Bıyık ve favori uzunluğundan, ceket yırtmacının boyuna kadar her şey belirlenmiş standartlardadır.

Kadın askerler için de aynı şekilde standartlar belirlenmiştir. Etek boyu ve darlığı, topuk yüksekliği, makyaj, saç uzunluğu ve şekli vs.

Üniforma ile başlayan disiplinin nihai amacı, herkesin kendine özgü özel görüşü dışında, görevle ilgili olarak, “ÖNCE VATAN” diyen tek tip insan yetiştirmektir. Çünkü asker için vatan her şeyden önce gelir. Vatanı canından aziz bilir, gözünü kırpmadan vatan için ölüme gider. “Bir kadının memesi benim için vatandan kutsaldır” diyen bir sapık asker olamaz.

* * *

Hürriyet gazetesinin çok ses getiren “Karargah Rahatsız” haberinde geçen, “kadın askerlere başörtüsü serbestisi” verilmesi kararına ilişkin soruya, Genelkurmay “yapılan düzenlemede Genelkurmay Başkanlığı’nın dahli olmadığını” bildirmiş!..

Dahli olmak!” Bir zamanlar Türk Dili’nin gelişmesine özen gösteren ve yabancı askeri terimlere Türkçe sözcükler türetmek için Türk Dil Kurumu ile işbirliği yapan Genelkurmay Başkanlığının ve de Türkiye’nin bu hale gelmesinin baş sorumlusu Kenan Evren ve arkadaşlarını Allah’a havale ediyoruz; başka ne diyelim! Bununla birlikte madem öyle, ben kendi sözcükleriyle Sayın Genelkurmay Başkanı’na sormak istiyorum: “dahliniz olması gerekmez mi?”

Anayasa’nın 117. Maddesine ve ilgili yasaya göre hala TSK’nın komutanı iseniz, “Silahlı Kuvvetleri savaşa hazırlamakla” yükümlüsünüz. O zaman Hürriyet gazetesinin sormadığı 8. Soruyu biz soralım; “bunun için önce disiplini gerekmez mi?” Gerekir ise bazı kadın askerlerin başörtüsü takması üniformluğu ve dolayısıyla disiplini bozmaz mı?

Kadın askerler arasından, “inancıma göre yalnız başörtüsü takmam yeterli değil. Topuklarım görülmeyecek ve vücut hatlarım belli olmayacak şekilde, tam tesettür kıyafeti giymek, hatta peçe takmak istiyorum” diyenler olabilir. Ki TRT ve diğer yandaş tv kanallarında konuşan Diyanet görevlileri ile (iktidarın deyimiyle) ulemanın çoğunluğu bu görüşü savunuyor ve başörtüsü takmakla birlikte modaya uygun giyinen genç kadınları şiddetle eleştiriyorlar. Böyle giyinmek isteyenlerin inanç özgürlüğünü engelleyecek misiniz?

Erkek askerler arasından, “sakal sünnettir. İnancım gereği sakal bırakmak” veya “şapka, pantolon gavur giysisidir; fes, entari veya potur giymek istiyorum gibi talepler gelebilir. Hatta medya önünde dostça tokalaştığınız Cübbeli Hoca gibi giyinmek isteyenler de olabilir. Devrim Yasalarına aykırı olsa da günümüzde herkes, tarikatına göre böyle şeyleri serbestçe giyiyor ve herkes “İslam’a uygun olanın kendi giysisi olduğunu” öne sürüyor. Bu tür taleplerle karşılaşınca ne yapacaksınız? İnanç özgürlüğü yalnız kadınlar için mi?

Nitekim AKP çevrelerinde örnek gösterilen ABD ve İngiltere’de yalnız başörtüsü değil sakal, sarık vb. dini kabul edilen tüm giysiler serbest. Örneğin, Sih erkekler dini inançları gereği saçlarını hiç kestirmez ve özel sarığın altına toplarlar. Bizdeki Aczimendiler de Sihler gibi saçlarını kesmez ve sarığın altında toplar. Orada bir Sih asker olabiliyor. Bizde de bir Aczimendi asker olabilecek mi?

Sayın Genelkurmay Başkanı, siviller bilmez ama NATO üyesi bir ülkenin askeri olarak siz iyi bilirsiniz ki başta ast-üst ilişkisi olmak üzere Anglosaksonların disiplin anlayışı bize uymaz. Bazı Amerikanofil komutanların 1952’den beri benzetmeye çalışmalarına karşın, son yıllarda iyice benzeşen kıta kıyafetleri dışında, bizim askerlerimiz onlara hiç benzemek istememiştir.

Onların askerleri paralıdır ve emperyal (sömürü) amaçlarını gerçekleştirmek üzere lejyoner benzeri eğitim alırlar. Bu nedenle savaştıkları ülkelerde yağma, soygun, hırsızlık, şiddet, tecavüz gibi her türlü pislikleri yaparlar. Irak’ın işgalinde yaptıklarını gördük.

Bizim askerlerimiz vatan savunması için eğitilir. Bazı politikacıların ve komutanların aymazlıkları nedeniyle askerlerimiz yurtdışında, emperyalistlerin kirli amaçları için kullanılmış fakat oralarda da Mehmetçiklerimiz ulusunun onuruna leke getirmemiştir.

* * *

Bu tartışmalar esnasında bir bakan, “başörtülü kadın askerlere komutanlar selam duracak” dedi. İşte “zurnanın zırt dediği yer” tam da burası. Biz bunu üniversitelerde yaşadık. Türbanlı bazı öğrenciler düşük not aldıklarında, “başörtülü olduğum için hoca bana taktı!” mazeretine sığınırlar.Türbanlı askerler de aynı silahı kullanacaklar ve onlara, örneğin zor bir görev verilemeyecektir. Sonuçta ayrıcalıklı olacaklar; “alaylı”, “mektepli” ikiliği gibi ikilik oluşacak ve disiplin yok olacaktır.

Sayın Genelkurmay Başkanı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra TSK hallaç pamuğu gibi atıldı. Emir- Komuta zinciri bozuldu. Harp Akademileri ve harp okulları kapatıldı. Yerlerine sivillerin yönetiminde Milli Savunma Üniversitesi açıldı. 15 Temmuz’da imamların yönetimindeki askerlerin yaptıkları darbeyi gördük: yüzlerine, gözlerine bulaştırdılar! Bu üniversitenin imamların yönetimine geçmesi olasılığı yok mu?

Asırlık çınar Gülhane ve askeri hastaneler kapatıldı. Askeri Yargı kaldırılıyor. Askeri hakimsiz ve askeri hekimsiz ordu olur mu? Gazetelerin yazdığına göre, astlar üstlerini polislere şikayet ediyorlarmış. Cephede suç işleyen askerler de artık sivil mahkemelere verilir!

Sayın Genelkurmay Başkanı, içeriden ve dışarıdan yıkılmak istenilen bu vatanın savunması disiplinsiz bir ordu ile yapılabilir mi?

Yapılamaz diyorsanız bu düzenlemelere dahliniz olması gerekmez miydi?

Eğer, “kuvvet komutanlıklarını MSB’ye, Jandarma ve Sahil Güvenliği İçişleri Bakanlığı’na bağlayarak altımı boşalttılar. Artık ‘Protokol Paşası’ olmaktan başka işlevim kalmadı” diyorsanız”, dahliniz olmayabilir. Ama o zaman da yapacağınız başka şeyler olmalıydı: örneğin, tarihe not düşecek bir açıklama ile onurlu istifa gibi!..

Saygılarımla…
Prof. Dr. Süleyman Çelik (scelik44)

1 yorum

  1. TURK ORDUSUNDA BAS ORTUSU VE TURBAN VE SAKAL VE BERDUS KIYAFETLER KABUL EDILEMEZ. ISRAR EDENLER OLURSA ATIN ICINIZDEN. KANUNEN CIKARTMAK ISTEYENLERI DE TEMIZLEYIN!!

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.