Not: Bu yazı ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi Haziran 2006 basında yer
alan BOP haritasının da yer aldığı Ralph Peter’s’in İngilizce
makalesinden tercümedir.

PROF. DR. HUSEYIN MURAT CEKIRGE _U [[email protected]]

ABD’nin KÜRDİSTAN Merakı

ABD’nin BOP adıyla bilinen küresel projesinin yaşaması ya da
gerçekleşmesi sadece ve sadece KÜRDİSTAN diye bir devletin Ortadoğu’da
oturtulmasına bağlıdır.

Neden Kürdistan?

Çünkü böylesi yapay bir devlet ortaya çıkarsa eğer, dört büyük ülke
parçalanmak durumunda kalır; Türkiye, İran, Suriye ve Irak… İşte
ABD’nin enerji politikasını kolaylaştırır, enerji kaynaklarını ele
geçirmesi ve yönetmesine olanak tanır.

Peki ya Rusya?

Bu BOP Rusya’nın da işine yarar yarar çünkü, dünyanın çekindiği
Asya-Anadolu Birliği yani Asya’daki Türk devletleri ile Anadolu’daki
Türk Milletinin fiziki bağı, işte bu Kürdistan diye projeyle kesilmiş
olur.

Peki bu bir Kürt Projesi midir?

Hayır!.. Bu bir Ermeni projesidir ancak, Ermenilerin gücü yetmediği
için kılık değiştirip Kürt kimliğiyle öne çıkmışlardır.

PKK terör örgütü bir Ermeni Taşnak-Hoybun örgütüdür.

Durum budur, mesele ise şudur; AKP siyaseti bu projenin neresindedir?
Öyle ya, eğer bu proje ile birlikte ise vatanımızın ve milletimizin
birlik ve bütünlüğü fiilen tehlikeye düşmüş demektir, çıkış yolu da bu
siyaseti değiştirmekten geçmektedir.

İŞTE ABD’NİN BOP PROJESİNDE GEÇEN KÜRDİSTAN:

“Balkanlar ve Himalayalar arasındaki adaletsizliği ile ünlü
topraklardaki en göz alıcı haksızlık bağımsız bir Kürt devletinin
yokluğudur.”

Orta Doğu’da bitişik bölgelerde yaşayan 27 ile 36 milyon arasında Kürt vardır.

Günümüz Irak nüfusundan daha büyük olan bu grup, düşük nüfus tahminini
bile göz önünde bulundurduğumuzda Kürtleri dünyanın kendine ait bir
devleti olmayan en büyük etnik grubu yapmaktadır. Daha kötüsü,
Kürtler, Ksenofon’un zamanından beri yaşadıkları tepe ve dağların
bulunduğu bölgeyi kontrol eden her devlet tarafından ezilmiştir.

Ankara’nın önünde bulunan Kürt sorunu, son on yıl içerisinde bir
miktar kolaylaşmış olmasına rağmen baskı yakın tarihlerde tekrar
yoğunlaştı ve Türkiye’nin doğusundaki beşte birlik bölümü işgal
edilmiş bir bölge olarak görülmelidir. Suriye ve İran Kürtleri de
mümkün olsa bağımsız bir Kürdistan’a katılmak isterlerdi.

Ayrıca Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan,
Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır.

Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı
bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir ve bu bölgeler zaman
içerisinde Akdeniz’e yönelmiş bir Büyük Lübnan’a kıyılarını kaybetmiş
olan Suriye ile birleşmeye karar verebilir ki bu durumda Fenike
yeniden doğmuş olur.

İnsanların isteklerini yansıtan bir şekilde sınırların düzeltilmesi
imkansız olabilir. Şimdilik. Ancak, zamanla – ve kaçınılmaz sonucu
olarak kan döküldüğünde- yeni ve doğal sınırlar ortaya çıkacaktır.

Babil birçok kere düşmüştür. Bu esnada üniforma giyen erkek ve
kadınlarımız terörizme karşı güvenliğimiz, demokrasi umudu ve kendiyle
savaşması kaderi olan bir bölgedeki petrol kaynaklarına erişim için
savaşmaya devam edecekler. Ankara ve Karaçi arasındaki bölgedeki
mevcut insani bölünmeler ve zoraki ittifaklar, bölgenin kendine
verdiği acılar ile birleştiğinde aşırı dincilik, suçlama kültürü ve
teröristlerin istihdamı için mümkün olabilecek en uygun zemini
sunmaktadır.

Eğer büyük Orta Doğu’nun sınırları, kan bağı ve inanç bağının doğal
bağlantılarını yansıtacak şekilde değiştirilemez ise, bölgede dökülen
kanın bir bölümünün bizim kanımız olmaya devam edeceği hususunu dini
bir inanç hususu gibi kabul etmemiz gerekecektir.

Kim Kaybeder:
Kaybedenler: Afganistan, İran, Irak, Kuveyt, Pakistan, Katar, Suudi
Arabistan, Suriye, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Batı Şeria.

Ralph Peter’s
Amerikalı bir albay

DURUM BU:

Türkiye, ülkemiz ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü hedeflemiş ve
kendi hükümetinin de yer aldığı bu BOP projesinin işleyişini durdurmak
zorundadır. Aksi halde zaten ağır ve yakın bir tehdit altında olan
Türkiye, varlık ve bekasını sürdürme imkanı bulamayacaktır. Irak’ta
olan bitenler, Suriye’de halen yaşanmakta olan süreç bu tespitimizin
doğruluğunu destekleyen açık kanıtlardır.

Eğer ki bir siyaset bir ulusun ve devletin varlık ve bekasını açıktan
tehlikeye düşürüyorsa, böylesi bir siyasetea karşı bir ulusun direnişi
suç değil anayasal meşru müdafaa olarak görülmeli ve
değerlendirilmelidir.

Not: Bu yazı ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi Haziran 2006 basında yer
alan BOP haritasının da yer aldığı Ralph Peter’s’in İngilizce
makalesinden tercümedir.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.