Kategoriler
Dünya Haberler Hüseyin Mümtaz Kültür/Sanat Politika Türkiye Yazarlar

İKİ KATIR YÜKÜ VİCTORİA ŞİLİNİ

 

İKİ KATIR YÜKÜ VİCTORİA ŞİLİNİ

Hüseyin MÜMTAZ

 

“Önde zeytin ağaçları arkasında yâr/Sene 1946 Mevsim Sonbahar” Bedri Rahmi’nin unutulmaz dizeleridir.

Bunun Kıbrıs versiyonunu, Haşmet Gürkan’a atfen Ahmet Okan çok sık kullanır;

Önde şilinler arkada İngiliz askerleri… (“KIBRIS TARİHİNDEN SAYFALAR”. Haşmet M.Gürkan. Galeri Kültür Yay. Lefkoşa 1996. S.88)

1878’in 12 Temmuz günü tanyeri ağarırken Lârnaka’dan Lefkoşa’ya doğru yola çıkan bir kafile vardır. 100 kişilik yaya İngiliz askeri, araba ile Amiral Lord John Hay ve en önde de ağır yük taşıdıkları belli iki süslü katır. Katırlar torba torba yeni kesilmiş Victoria yarım şilinleri taşımaktadır.

Yâni Türkçesi “rüşvet”…

Aşağıda bu konuya tekrar döneceğiz.

Gelelim günümüze…

Cenevre görüşmelerinde temel dış konulardaki “vazgeçilemeyecek başlıklar” aşağı yukarı kayda geçti.

Taraflar bundan sonra her ahvalde başlangıç noktası olarak (haritada ne yazık ki %29/28 bandı) Ocak 2017 tarihini milat olarak ele alacaklar.

Sıra geldi artık evin içinin “de” temizlenmesine.

Ülke yangın yeri.

Sol”ist” kılığındaki sendikacı faşistler sosyal hayatı “terörize” ediyor.

“Sosyal devlet” de, “devletten herkes bir şey koparsın” anlayışına dönmüş.

“UBP-DP Hükümeti de artık sallanmaya başladı! Kuraklık tazminatları az daha önceki gün tuş edecekti bu hükümeti…Konu şu: Geçen yılki kuraklık tazminatları, çiftçinin dört gözle beklediği! Şu çok özel kesim yani… Ekseler de ödeniyorlar ekmeseler de, seller sular götürse de! Hükümet ödeyecek ama aması var işte…UBP hepsi ödensin diyor! DP, gübre dökmeyenler ödenmesin diye tutturuyor… Çünkü bir kesim çiftçi gübresi dahil her şeyini yerine getirirken… Bir kısım ‘kuraklık olsun, dolu vursun’ diye dua edip, fazla harcamamak için tarlaya gübre dökmüyor! Sonuçta hükümet bu konuda gitmiş gelmiş ve iş tatlıya bağlanmış… Gübre dökmeyenler 5 TL daha az ödenecek! Ne şiş yandı ne kebap misali…” (Özadam)

Yâni kimse “tarım sigortası” yaptırmıyor, “devlet sigortası”ndan para çekiyor.

“Savaşı kazanmış, Rum servetine konmuş ve hala o ganimetten zenginleşen bireyler yaratan, geri kalmış ‘fakir göçmen topluluğu’ özellikleri taşıyan, devlet maliyesi, belediyeleri iflas etmiş, sokakları çöplerle dolu, maaş ve yardım dağıtan ekonomiye dayalı kuzey”. (Azgın)

“2014’de 56 bin olan yabancı üniversite öğrencisi sayısı, bugün 100 bini aşmış durumda.

Ancak son 5 yıldır, ülkedeki suç oranı da korkunç bir şekilde artıyor.

Suça karışanların ciddi bir bölümü yabancı öğrenci kimliğiyle ülkede bulunanlar. Kimse bize ırkçılık basmasın sakın, ezici çoğunluğu Nijeryalılar… Birçok şüpheli ölüm vakasında yine bunlar, hem de ne vahşi cinayetler, uyuşturucu olaylarında yine bunlar. Valiz dolusu uyuşturucuyu KKTC’ye sokmaya çalışmak organize suç değil de nedir? Sonra kara para aklamada yine bunlar…

Öyle ya, üniversitelerimizde uzun süreden beri devam mecburiyeti yok. Adam bir şeMuhtemel referandumda kilde bir üniversiteye kapağı atıyor, sonra sokaklarda… Ünversitelere devam mecburiyeti getirme cesareti de yok kimsenin… Şu anda KKTC’de 6 bin civarında Nijeryalı öğrenci olduğu görülüyor.

Mesela, Polis Muhacereti üniversitelerle işbirliği yapıp, durumlarını takip edemez mi..?

Sadece öğrenciler için değil, tüm kaçaklar için yapılması gereken bir takip bu ama her nedense yapılmaz… Sonra, Türkiye’den örnek verdik. Türkiye, yabancı öğrencilere otomatik çalışma iznini kaldırdı”. (Moreket)

Peki, ne olacak bu memleketin hâli?

Bence her türlü olumsuzluğun temelinde “sterlin mafyası/ cuntası” var. Kısaca STÖ (Sterlin terör örgütü) de diyebilirsiniz.

KKTC’de kullanımdaki para “sterlin”.

Evler, arabalar, okullar, kiralar… Bütün ödemeler “kraliçe”den geçiyor…

“Ev-araba alacak olanlar düşünsün” diyemiyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan “sol”ist/faşist öğretmen sendikaları yüzünden kimse çocuğunu devlet okuluna gönderemiyor, bunu bilen özel okullar da basıyor sterlinin gözüne.

May’in Brexit ile ilgili son konuşmasına kadar dünyada sterlin tarihin en düşük seviyesinde iken bile KKTC’de (ve Türkiye’de) 4.5 tl seviyesinde idi, May’in konuşması ile 5 tl sınırına dayandı.

İşin en çarpıcı tarafı ne biliyor musunuz; Rum tarafı AB üyesi olduğu için Euro kullanırken, kuzeyde Rum’a yamalanmak isteyenler tam tersine sterlin rüyası görüyorlar.

Muhtemel bir referandumda “AB’ye mi girelim, İngiliz Sömürgesi mi olalım?” sorusu sorulsa “b” şıkkının açık ara onay göreceğinden endişeliyim.

Lâf aramızda son Cenevre görüşmelerini de kuzeydeki sterlin cuntası/lobisinin dinamitlediğinden endişeliyim.

Haşmet Gürkan taa 1982’de yukarıdaki satırları yazarken acaba 1878’deki o “geleneğin” bu güne taşınacağını mı görmüştü?

İki katır yükü yarım Victoria şilinlerine mi gitti/gidiyor koca Kıbrıs?

Çok ucuz değil mi?

Mevcut hükümet, Cenevre dönüşü bu kadar olumsuzluk içinde belki de hepsini düzeltecek ve şimdiye kadar kimsenin cesaret edemediği radikal bir adım attı.

Meclise profesyonel sendikacılık ortadan kaldıracak bir yasa teklifi sunuldu. Başbakan Özgürgün gerekçe olarak “Sendika yönetimlerinin hadlerini aştığını” gösterdi.

Kesinlikle doğrudur ve geç kalmış bir adımdır.

Bu yapılırken masum ve basit bir önerge ile yasa teklifine “sendika aidatlarının maaşlardan kesilmemesi” maddesinin eklenmesini tavsiye edeceğim.

Üyeler aidatlarını, maşları tam olarak ellerine geçtikten sonra götürüp sendikaya yatırsınlar.

Bakın bakalım o zaman sendikaların kaç üyesi kalacak?

Bu yasa geçerse inanın KKTC’de eğitim başta olmak üzere sosyal hayat, ekonomi, maliye, dış politika hepsi kısa sürede düzelecektir.

Bina, araç satış ve kiralanmaları ile okul taksitlerinde sterlinin yasaklanması çok mu zor?

“Aynı zamanda” devlet memuru da olan “çiftçi” bozuntularına kuraklık tazminatı ödenmemesi bu kadar mı zor?

Oturma izini olmayan turistlerle, yabancı öğrencilere “çalışma izini” verilmemesi bu kadar mı zor?

Belediyelerin sokak lambalarını yakması, yol ve sokaklardan çöpleri temizlemesi çok mu zor?

Ben “çözüm” ile ilgili tekliflerimi, yukarıda gördüğünüz gibi günlük gazete yazılarından edindiklerimle sunuyorum.

KKTC’de kimse gazete okumuyor mu?

(“Jöleli” mi? Onu okumasanız da olur. Bir şey kaybetmezsiniz). 21 Ocak 2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.