Ana sayfa Haberler Bilim

OECD Eğitime Bakış 2016 Raporu ve Türkiye’de Eğitim

Paris’te 5 yıl görev yaptığım Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Kuruluşu’nun (OECD) 510 sayfalık Eğitime Bakış 2016 Raporu (Education at a Glance 2016, http://www.oecd.org/education/education-at-a-glance-19991487.ht) Eylül ayında yayınlanmıştır. OECD Genel Sekreteri Angel Gurría ve Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor’dan sorumlu Direktör (Commissioner) Tibor Navracsics ortaklaşa düzenledikleri basın toplantısında OECD ve AB üyesi ülkelerde eğitim alanında reformlara ihtiyaç olduğunu açıklamışlardır. Navracsics, özellikle üye ülkelerin ilköğretimden yetişkin öğretimine kadar eğitim alanına yatırım yapmaları gerektiğini belirterek bunu destekleyeceklerini belirtmiştir.

Rapor, 35 OECD üyesi ülke ile birlikte Arjantin, Brezilya, Çin, Kolombiya, Kosta Rika, Hindistan, Endonezya, Litvanya, Rusya Federasyonu, Suudi Arabistan ve Güney Afrika’yı da kapsamaktadır. Türkiye’de eğitimin de analiz edildiği rapora göre ülkemiz 35 OECD ülkesi içinde eğitimdeki kamu harcamaları alanında maalesef sonuncu sıralarda yer almıştır. Rapor’da, “Yüksek kaliteli eğitim için sürdürülebilir fon gerekiyor” denilmiştir.

Türkiye, 2008 – 2013 döneminde ilk, orta ve lise öğrenimi için ayırdığı kamu kaynaklarını %63 oranında, bu seviyelerdeki devlet okullarına kayıtlı öğrenci sayısını da %7 oranında artmıştır. Bunun sonucunda öğrenci başına ayrılan harcama %52 oranında çoğalmıştır. Fakat buna rağmen Türkiye’nin ilk, orta ve lise seviyelerinde öğrenci başına yaptığı yıllık harcama olan 3.327 dolar, OECD ülkeleri arasında sondan ikinci sıradadır.

Türkiye, ilk okuldan yüksek öğrenime kadar olan tüm seviyelerde öğrenci başına yaptığı harcamalarda diğer OECD üyesi ülkeler arasında en düşük harcama oranına sahip ülkeler arasındadır. Üniversiteler için ayrılan pay da ortalamanın altındadır.

OECD üyesi ülkelerde eğitimde ve diğer alanlarda cinsiyet eşitsizliği devam etmektedir. 2015 yılında 15-29 yaş arası kadınların %43’ü okumamakta ve de iş hayatında bulunmamaktadır. Kadınlar erkeklere oranla daha az istihdam edilmekte ve daha az kazanç sağlamaktadır. Yüksek öğrenim mezunu kadınların istihdam oranı %58, erkeklerinki ise %76’dır. Cinsiyetler arasındaki bu fark, OECD’deki oran farkının ortalama iki katıdır.

Türkiye’de yüksek öğrenimli bir kadın, aynı durumdaki yetişkin bir erkeğin ancak %84’nü kazanmaktadır. Günümüzde bir iş ya da eğitim programına dahil olmayan 15-29 yaş arası kadınların Türkiye’deki oranı (%43) OECD oranından (%17) fazladır. Türkiye’de kadın istihdamının erkeklere göre daha düşük, kadınlarla erkekler arasındaki ücret eşitsizliği de fazladır. Kadınlarla erkekler arasındaki ücret eşitsizliği ortalaması OECD ülkelerinde %8 iken, Türkiye’de oran %18’dir.

OECD geneline kadınlar bilim ve mühendislik gibi alanlarda yetersiz, eğitim ve sağlık gibi alanlarda ise yeterli seviyededir. Türkiye’de kadınlar mühendislik ve fen bilimleri alanlardaki üniversite eğitiminde OECD ortalamasından (%25) fazladır: %27. Bilim, matematik ve bilişim alanlarındaki kadın mezun oranı ise %50 ile %39 olan OECD ortalamasının üzerindedir. Eğitim alanındaki bölümlerden mezun olan erkek öğrencilerin oranı %36 iken, sağlıkta oran %33’e gerilemektedir.

Türkiye’de mesleki lise ile genel lise programlarından mezun olma oranı 2005 – 2014 döneminde artmıştır. Bu artış 2005 (%17) ve 2010 (%22) verilerine göre yüksektir. Mesleki lise artışı, imam hatiplerin meslek lisesi kategorisinde kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’de imam hatip liselerinin de etkisiyle her üç gençten biri (%34) meslek lisesi mezunudur.
Mesleki lise programları arasında mühendislik, imalat ve inşaat sektörlerine yönelik programlardan mezun olanların oranı %37 ile en yüksek payı kapsamaktadır. Bu oran OECD ülkelerindeki ortalama paydan (%33) daha çoktur.

Türkiye’de meslek liselerinden mezuniyet yaşı ortalaması 18 iken, OECD ülkeleri ortalaması 23’tür. Mesleki eğitimin istihdam piyasasındaki başarı için çok önemli olduğu belirtilen Rapor’da, OECD ülkeleri arasında 25-64 yaş grubu arasında mesleki eğitim almış olanların işsizliği en düşük seviyededir.

2013 yılında yüksek öğrenim kurumlarında öğrenci başına ayrılan toplam bütçe; (10.637 dolar) ilk, orta ve lise öğrenimi için harcanan giderin üç katıdır. Türkiye, 2008 – 2013 döneminde yüksek öğrenim kurumlarına ayırdığı yıllık kamu bütçesini iki katından fazla arttırmıştır. Devlete bağlı yüksek öğrenim kurumlarına kaydolan öğrenci sayısı bu dönemde %56, bu kurumlarda öğrenci başına ayrılan yıllık harcama ise %32 oranında çoğalmıştır. Buna rağmen Türkiye’de yüksek öğrenim kurumlarında eğitim gören öğrencilere ayrılan yıllık ortalama gider OECD ortalamalarının altındadır.

Rapor’a göre kamu ve özel sektör harcamaları birlikte ele alındığında OECD ülkeleri, GSYH’nın ortalama %5,2’ni ilkokuldan yüksek öğretime kadar eğitim kurumlarına harcamakta, yüksek öğretim harcamalarının yaklaşık %30’u özel kaynaklardan gelmektedir. Kamu ve özel sektör harcamaları göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin ilkokuldan yüksek öğretime kadar eğitim kurumlarına yaptığı harcamalar diğer OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında daha düşüktür.

2008-2013 döneminde Türkiye’nin ilk, orta ve lise öğretimine yaptığı harcamalar %63 oranında artarken, yüksek öğretime yıllık kamu harcamaları ikiye katlanmıştır. Harcamalardaki artışa rağmen Türkiye’de eğitim kurumlarına yapılan kamu harcamalarının GSYH’ya oranı %4.6 ile %4.8’lik OECD ortalamasının altındadır. Kamu harcamaları ele alındığında, eğitime bütçeden en fazla pay ayıran OECD üyeleri Norveç, Danimarka, Finlandiya ve İzlanda gibi kuzey ülkeleridir.
New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde 25-27 Eylül 2015 tarihlerinde gerçekleştirilen BM Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 193 ülke tarafından kabul edilmiştir. Bu yeni gündem insanlar, dünya ve refah için bir eylem plan olup, daha geniş özgürlük anlayışı içerisinde dünya barışını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Tüm ülkeler ve paydaşlar işbirliği içinde hareket ederek bu planı uygulamaya koyacaktır. Yayınlanan 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve 169 alt başlığı yeni Küresel Gündem’in amaç ve boyutlarını göstermektedir. 17 hedefin 4’ncüsü, “Herkesi kapsayan ve herkese eşit derecede kaliteli eğitim sağlamak ve herkese yaşam boyu eğitim imkanı tanımak”tır.