Ana sayfa Haberler Politika

ARAPÇA MI, TÜRKÇE Mİ?

islam-1663703_640BUGÜN Erdoğan yönetiminin bölge politikalarına bakışına dair de fikir verecek, önemli bir tartışma bu.

Aynı zamanda Washington ve Ankara arasında başka bir farklılık haline gelen…

Türkiye’nin geleceğinde belirleyici rol oynayacak kritik bir mesele.

Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin çocuklarına hangi dilde eğitim verilecek?

Arapça mı, Türkçe mi?

Konu en son Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Suriyelilere Arapça eğitim verecek bir eğitim kurumu oluşturulması konusunda işbirliği anlaşmasına varmasından sonra yeniden gündeme geldi. Sanki çok normalmiş ve bunun tartışılacak bir tarafı yokmuş gibi sunuluyor.

Ama öyle değil.

***

BİR defa işin en şaşırtıcı kısmı, Washington Yönetimi, bu konuya özel önem veriyor.

Türkiye’deki Suriyeli çocukların eğitimi için konferanslar düzenliyor, bu konuda araştırmalar yapılması için epey çaba sarf ediyor.

Bunun son örneği, Türkiye’nin G-20 Zirvesi’ne odaklandığı kasım ayında yaşandı.

Ve Amerikan Yönetimi, Antalya’da zirvenin olduğu gün, Washington’da Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda sırf bu konu için tam gün süren çok geniş bir konferans düzenledi.

16 Kasım’da Beyaz Saray Genel Sekreteri Denis McDonough’un açılışını yaptığı toplantının başlığı da aynen şuydu:

“Türkiye’deki mülteci çocukları için eğitim açığını kapatmak.”

***

TOPLANTIYA Amerikan Dışişleri ve düşünce kuruluşlarından yetkililerin yanı sıra Suriyeli sığınmacıların ihtiyaçlarını karşılayan Afet ve Acil Durum Yönetimi AFAD’dan üst düzey isimler de katıldı.

Ve taraflar soruna çözüm için çeşitli öneriler getirdi.

Ancak toplantının ardından hem Amerikan hem Türk yetkililerle yaptığım görüşmelerden de fark ettiğim, iki tarafın çözüm için çok temel bazı konularda farklı düşündükleri ortaya çıktı.

Şöyle:

***

SORUN 1: Bugün Türkiye, 2 milyonu aşkın Suriyeli mültecinin yaklaşık 250 bin çocuğuna çeşitli şekillerde eğitim imkânı sunuyor.

Bu çocukların yaklaşık 40 bini Türk okullarına gidiyorlar.

Çocuklar okullara kaydolmuşlar ama dil engeli sürüyor.

Bölgedeki öğretmenlerin de bu çocuklarla iletişimi kısıtlı ve bunu aşmak için bir eğitim programı yok.

Ayrıca eğitim “parasız” olsa bile Suriyeli aileleri zorlayan bu okulların gizli masrafları, daha fazla çocuğun bu şekilde okula kaydettirilmesini zorlaştırıyor.

Amerikalılar, bu çocuklar için Türkçe kurslar öneriyorlar.

Türk makamları ise mülteciler nasıl olsa bir noktada ülkelerine dönecekler, diye bu konuda bir plan geliştirmiyor.

***

SORUN 2: Çocukların yaklaşık 200 bini ise “Geçici Eğitim Merkezleri”nde (GEM) öğretim görüyorlar.

Bunlar, Suriyeli mültecilerin kamplarında yaşayan Suriyeli öğretmenlerin, Türk okullarında verdikleri Arapça dersler.

Dersler, okulların kendi Türk öğrencilerine verdikleri eğitim bittikten sonra öğleden sonra başlıyor.

Ve Arapça müfredatın ardından, öğrenciler sınavlardan geçiriliyor.

AFAD yetkililerinden öğrendiğime göre kamplardaki 2 bin 500 Suriyeli öğretmen gönüllü olarak buralarda ders veriyor.

Yasa olmadığından Türk hükümeti bu kişilere maaş ödeyemiyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu UNICEF bu öğretmenlere 150 dolar aylık veriyor.

Amerikalılar, yasayla bu okulların daha yerleşik bir yapıya kavuşmasını öneriyor.

Ama Türkler, yine aynı sebeple, nasıl olsa dönecekler, diyerek adım atmıyor.

***

SORUN 3: Ve hikâyenin asıl can alıcı kısmı.

Bir şekilde Türkçe ya da Arapça okula giden çocuklar dışında, Suriyeli mültecilerin Türkiye’de yaşayan 400 bin çocuğu hiçbir eğitim almıyor.

Bunlar sizlerin sokaklarda dilendirilirken gördüğünüz ya da sınır bölgelerinde üç otuz paraya çalıştırılıp sömürülen, suiistimal edilen ya da Yunanistan’a kaçmaya çalışırken ölen çocuklar.

Amerikalılar, işin hem insani boyutu hem de bu çocukların ileride radikalleşme ihtimallerini de düşünerek Ankara’yı soruna çözüm üretmeye zorluyor.

Ankara ise “Ben bu işin altından tek başıma kalkamam” deyip uluslararası toplumu desteğe çağırıyor.

Ve işin en büyük kırılma noktası…

Amerikalılar, bu çocuklara Türkçe öğretilmesi için bastırıyor.

Türkçe kurslar açılmasını, bu çocukların Türk eğitim sistemine entegre edilmeleri gerektiğini savunuyor.

Türkler ise yine aynı sebeple “Nasıl olsa geçici olarak Türkiye’deler” bahanesine sığınarak, Arapça eğitim modelini genişletmenin daha doğru olduğunu savunuyor.

***

SURİYE işi bitmez.

Esad daha ne kadar kalır, Kürtler ne kadar ilerler, Ruslar ne yapacak, bunları gün aşırı yine konuşuruz.

Ama Türkiye’nin geleceğine dair en acil meselelerden biri bu çocukların durumu.

Gelecekte kaçak işçi sorunundan suç örgütlerine, radikalleşmeden Türkiye’nin toplumsal dokusuna birçok alanda yansıması olacak hayati bir konu.

Ve Türkiye’nin konuyu ele alış şekli tartışmalı.

Niye Arapça, açıklamaları lâzım.

(Hürriyet, 10.01.2016 ,Pazar)