Anadolu Üniversitesi, Kırım Tatarlarının lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na fahri doktora verilmesi için yerinde bir girişim başlatmıştır. Kırım’ın uluslararası hukuka aykırı olarak Rusya tarafından işgal edilmesinden sonra verilecek onursal doktora, bir anlamda Rusya’ya yönelik bir protesto olup, Kırım Türklerinin Kırım’daki mücadelesine büyük destek anlamındadır.
Girişime katkıda bulunan başta Eskişehir Kırım Türkleri Derneğine ve Başkan Evren Olcay’a, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan’a ve diğer ilgililere derneğin eski başkanı ve Kırım Gelişim Vakfı Kurucu Üyesi olarak teşekkür ediyorum. Bu gibi onurlandırmalar, şahıslar kadar o şahısların temsil ettikleri topluluklar için de çok anlamlı ve önemlidir.
Daha önce bu onurlandırmayı, benim girişimlerimin de katkısıyla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi yapmıştır. Osmangazi Üniversitesi, 26 Ağustos 2009 tarihli ve 22 sayılı Senato Kararı ile Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında fahri doktora vermiştir. Dönemin Eskişehir Valisi Mehmet Kılıçlar, üniversitenin konferans salonunda düzenlenen etkinlikte kentte 100 binden fazla Kırım Tatarı olduğunu belirterek, bu kişilerin kentin kültür, sanayi ve tarımının gelişmesine büyük katkıda bulunduğunu şöyle açıklamıştır:
“Günümüzde yükselen değerler, barış, insan hakları ve demokrasidir. Herkes bu konulardan bahsediyor ama geçmişi de unutmamak gerekir. 1944’te saat 03.00’da 200 bin insanın evinin kapısı çalınıyor ve 15 dakika içinde bulundukları yerlerin meydanlarında toplanmaları isteniyor… Bir gecede binlerce kişi yurtlarından ayrılıyor, sürgüne gönderiliyor, 200 bin insanın üçte biri 6 yılda yok oluyor. Bu bir soykırım değil mi? İnsan hakları savunucuları denilince akla Nelson Mandela, Gandhi geliyor. Bize göre günümüzde yaşayan en büyük insan hakları savunucusu, bu onurlu mücadeleyi şerefli bir şekilde yürüten Mustafa Abdülmecit Kırımoğlu’dur.”
Osmangazi Üniversite’sinin verdiği onursal doktora sonrasında Kırımoğlu “Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı” ile de onurlandırılmıştır. Bu köşede 18 Kasım 2013 tarihinde yayınlanan “Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Osmangazi Üniversitesi” başlıklı yazımda Kırımoğlu’na Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı verilmesi gereği üzerinde şöyle durmuştum:
“Eskişehir Osmangazi Üniversitesi 26 Ağustos 2009 tarihli ve 22 sayılı Senato Kararı ile Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na 2009 yılında Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında fahri doktora vermiştir…Kırımoğlu’na, Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Cumhuriyeti arasındaki dostça ilişkilerin geliştirilmesini, iki ülke halkını birbirine yakınlaşmalarını sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı verilmesinin uygun olacağı düşüncesindeyim.”
Kırım Haber Ajansı bu önerimi 21 Kasım 2013 tarihinde abonelerine şöyle geçmiştir: “Eskişehir (QHA) – Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rıdvan Karluk, Sakarya gazetesindeki 18 Kasım tarihli yazısında Kırım Tatarlarının lideri Mustafa A. Kırımoğlu’na Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı verilmesi fikrini ortaya koydu. Prof. Dr. Rıdvan Karluk, 2009 yılındaki bir köşe yazısında yaptığı teklifini hatırlatarak, Kırım Tatarlarının yoğun olarak yaşadığı Eskişehir’de bulunan Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversitelerinin Kırımoğlu’na fahri doktora unvanı verilmesi konusunun yeniden gündeme almasını önerdiğini belirtti.
Eskişehir’e Türk Dünyası Kültür Başkenti ziyareti kapsamında gelen Kırım Milli Meclis Eski Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Osmangazi Üniversitesi’ni de ziyaret etmesini çok anlamlı bulduğunu kaydeden Rıdvan Karluk, ‘Kırımoğlu’na, Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Cumhuriyeti arasındaki dostça ilişkilerin geliştirilmesini, iki ülke halkını birbirine yakınlaşmalarını sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı verilmesinin uygun olacağı düşüncesindeyim’ diye yazdı.”
16 Aralık 2013 tarihinde “ Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Nişanı” başlıklı yazımda konuyu yeniden gündeme getirmiştim.
Nobel Barış Ödülü’ne de aday gösterilen Kırımoğlu Osmangazi Üniversite’nde yaptığı konuşmada “En Çok Demokratik Mücadeleye Özen Gösterdik” dedikten sonra şunları söylemiştir: “Kırım Tatarları için verilen mücadelede en çok özen gösterdiğimiz konu kan dökülmeden demokratik yöntemlerin kullanılması ve kimsenin zarar görmemesidir. Kırım Tatarları için verilen mücadele süresince Sovyet yönetiminin baskıları, sürgün ve hapis cezaları yüzünden, girdiğim üniversitelerde eğitimimi tamamlamak nasip olmadı…Ancak annem ve babam sağ olsaydı Kırım Tatarlarının yoğun yaşadığı, adeta ikinci vatan olarak gördüğümüz Eskişehir’deki böylesine seçkin bir üniversiteden doktora unvanı verilmesinden büyük onur duyarlardı.”

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.