Kategoriler
Dünya Hüseyin Mümtaz Politika Türkiye Yazarlar

VAY MANİSA VAY…

 

VAY MANİSA VAY…

HÜSEYİN MÜMTAZ

 

Sıra “İzmir’in Dağları”na mı geldi?

İzmir’in Dağlarında çiçekler açar, bozulmuş düşman yel gibi kaçarken; Manisa’nın dağlarına “PKK” yazmışlar..

“Durumu fark eden vatandaşların ihbarı üzerine”, olay yerine jandarma ve polis ekipleri sevk edilmiş. Güvenlik güçlerinin yaptığı incelemenin ardından yazıyı oluşturan taşlar kaldırılmış. Yere de dev bir Türk bayrağı yerleştirilmiş.

“Durumu” neden vatandaşlar fark etmiş de “önce” yetkililer, ilgililer fark etmemiş?

Görevleri neymiş? Yazıyı hemen kaldırmak için “inceleme” mi gerekiyordu? Yoksa onlarda mı “ses etmeyin” talimatı almışlardı?

Manisa dağlarına bayrak asabiliyorsanız gidin Şırnak, Cizre, Suruç dağlarına, Sur duvarlarına da asın..

Hâkkâri, Batman, Bitlis, Muş dağlarından “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazısını kaldırınca şimdi Manisa/Salihli’ye, bir adım sonra da Belkahve sırtlarına “PKK” yazılmasına hazır olmamız gerekmez miydi?

Van’daki kışladan Muğlalı’nın ismini kaldırınca…

Sırrı Sakık; Ağrı’da Kazım Karabekir’e, kent merkezindeki “pervaneli anıt”a dil uzatınca..

Baydemir; meşe ağacının dalları aracılığı ile “s..tir” çekip de “Türkiye”BMM’ne girince..

Yerel seçimler öncesi ilçeye geldiğinde Güroymak’ın kendileri için çok önemli olduğunu belirtip seçimi kazandıkları gün şükür secdesine kapanacaklarını söyleyen zamanın Dışişleri Bakanı, ilim irfan diyarı olduğunu belirttiği ilçenin Ermenice adını kullanarak “Norşin bizim kalbimizin mübarek diyarıdır. Burayı kaybetmeye tahammülümüz olamaz” deyince…

Aynı seçim döneminde “Seyit Bilal Türbesi”nin bulunduğu Gercüş’ün Vergili Köyü’ne “eski adı” olan “Becirman”ın verildiği tabela takma törenine katılan dönemin Maliye Bakanı; “Bugün sembolik bir adım atıyoruz. Hükümetimizin Meclis’te kabul ettiği demokratikleşme paketinde isimleri zamanla değiştirilen ve Türkleştirilen köylerimize eski isimlerin iadesini sağladık” deyince…

(“Zamanla Türkleştirilen” lâfına dikkat…)

Diyarbakır’daki Hava Kuvvetleri’ne ait kışlanın telörgü-duvar içindeki Türk bayrağı, direkten indirilip, telörgü-duvar dışında yerlere, ayaklar altına atılınca….

Duracaklarını, yeteceğini mi zannetmiştiniz?

Manisa/Salihli’ye geldiler..

Yetmiyor ki zamanın Maliye Bakanı, Washington’da bir konferanstaki sunumunda Kürt kökenli bir gazeteci tarafından Kürtlerin Ortadoğu’daki geleceğine dair sorulan soruya Kürtçe cevap veriyor ve “Ben de Türkiye Kürdüyüm” diyor..

http://haber.star.com.tr/guncel/bakan-simsek-gazeteciye-kurtce-yanit-verdi/haber-1080902

Siz hiç Alman, İtalyan, Çekoslovak asıllı Amerikan bakanlarının uluslararası toplantılarda; Almanca, İtalyanca, Çekçe konuştuklarını duydunuz mu?

“Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün” olduğuna göre “milleti” meydana getiren “kültürel zenginliklerden” birini veya bir kaçını diğerlerine göre öne çıkarmak ayrımcılık olmuyor mu?

Bütünün parçası oldukları, öyle kaldıkları sürece her biri ayrı ayrı, aynı saygıya, sevgiye lâyık değil mi?

“Türk milleti”ni neden çarpanlarına bölüyorsunuz?

O zaman “Yahu ben de Türk’üm be birader, Ne mutlu Türküm diyene!” deyince neden ağırınıza gidiyor?

Diyarbakır’da  “Özyönetim” gündemiyle olağanüstü toplanan ve iki gün devam eden Demokratik Toplum Kongresi (DTK)’nde “Özyönetim Modeli”nin önerildiğini ve 14 maddelik liste/duyuru/MUHTIRA yayınlanmasını;

(Senarist) Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, Abdullah Öcalan’ın tecrit altında tutulduğunu iddia ederek, Öcalan’ın sağlık koşulları ve güvenliği ile ilgili örgütünü endişeye sevk etmenin SAVAŞ çıkaracağı tehdidinde bulunmasını;

Barzani’nin; “36 başkonsolos ve ülke temsilcisiyle bir araya gelerek muhtemel bir bağımsızlık referandumunu ele aldık” demesini….

“Şimdilik” ve “ileride aleyhlerine kullanmak üzere” bir kenara bırakıyorum..

Bu yazıyı; “https://www.turkishnews.com/tr/content/2016/01/06/sur-suruc-suriye/” bağlantısındaki bir önceki yazımızla beraber okumanızı öneriyor ve;

“Başika” olayına dikkatinizi çekmek istiyorum;

https://www.turkishnews.com/tr/content/2016/01/01/tanzim-at/

10 günde asker çektik, ama Obama yeniden “uyardı”.

6 Ocak günü Obama, Irak Başbakanı Haydar el-İbadi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Telefon görüşmesine ilişkin Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Irak güvenlik güçlerinin Ramadi’de IŞİD terör örgütüne karşı elde ettiği başarı nedeniyle Obama’nın, İbadi’yi kutladığı belirtildi. Bu görüşmede ayrıca Obama Irak toprak bütünlüğünün korunması zaruretini vurgulayarak “Türkiye’den Irak’taki askerlerini geri çekmesi zarureti” tekrarlandı.

Ertesi gün, 7 Ocak gece saatlerinde ajanslar (sonradan çeşitli çevrelerce yalanlanan); “Türk askerlerinin bulunduğu Başika kampına IŞİD saldırısının engellendiğini, saldırıda Türk askerlerinin yaralanmadığını, 17 IŞİD militanının öldürüldüğünü” geçti..

Yukarıda linkini verdiğimiz yazımızda demiştik ki;

“Yoksa bu ‘beş benzemez’in zoraki evliliği için IŞİD bilerek ve isteyerek mi yaratıldı?

Nerede planlandı? Nasıl oldu, neden oldu?”

Bu kadar kısa sürede haklı çıkmaktan nefret ediyorum..

Sınırlar uzaktan, güney sınırlarımız da evet Musul, Kerkük, Süleymaniye’den korunur ama;

Sur, Suruç, Şırnak, Cizre, Batman, Hakkari, Muş, Bitlis…. bu vaziyetteyken Telafer, Tuzhurmatu’yu bir kenara bırakıp Başika, Bamarni, Kanimasi’nin  neden gündem olduğunu anlamakta zorluk çektiğimi de ifade etmek istiyorum.. 10 Ocak 2016

 

 

57’İNCİ ALAY HER YERDE/HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.