Ana sayfa Yazarlar Ömer Sağlam

MHP’deki “Lupus Dinozorus” dönemi bitmelidir!

aksener-ogan

Sinan Oğan ve Koray Aydın’ın ardından Meral Akşener de MHP’de olağanüstü kurultay talebinde bulundu ve satır aralarında genel başkanlığa aday olduğunu açıkladı.

Gerek yapmış olduğu basın toplantısında, gerekse Fatih Portakal’a yapmış olduğu mülakatta söyledikleri dikkate alındığında, MHP Genel Başkanlığı için en uygun adayın Meral Akşener olduğunu düşünüyorum ben. Koray Aydın, her ne kadar Anayasa Mahkemesi tarafından aklanmış olsa da hep şaibeli bir adam olarak kalacaktır hafızalarda. Dolayısıyla; böyle bir ismin MHP Genel Başkanı olması, Ülkücü taban dışından MHP’ye oy akmasının önündeki en büyük engel olacaktır. İktidara susamış olan Ülkücülerin ve Türk Milliyetçilerinin ise bütün işi gücü bırakıp Koray Bey’in ne kadar temiz bir adam olduğunu anlatmak için harcayacakları zamanları yoktur.

Sinan Oğan ise bence henüz çok gençtir. Ayrıca siyasi tecrübesi de MHP gibi iddialı olması gereken bir partiyi çekip çevirmek için henüz yetersizdir. Belki birkaç dönem sonra Sinan Oğan’a da sıra gelebilir. Yunanistan, İngiltere ve Kanada örneklerinde olduğu gibi her ne kadar batılı demokrasilerde çok genç adamların başbakan olabildikleri görülüyor ise de bu durum, biz doğu toplumları için fazla geçer akçe değildir. Esasen, gençlik ve tecrübesizlik, tüm kurum ve kurallarıyla tıkır tıkır işleyen oturmuş demokrasiler gibi oturmuş batılı  demokrasilerde hiç de sorun değildir.

Ancak bizim gibi, demokrasiyi tam olarak rayına oturtamamış ve tam anlamıyla “Homo homini lupus” ilkesinin geçerli olduğu doğu toplumlarında, gençlik ve tecrübesizlik, sorunları çözmek yerine bazen bizatihi kendisi sorun teşkil edebilir.

O sebeple Sinan Oğan, bence birkaç dönem daha bekleyip iyice piştikten sonra partinin başına geçebilirse kendisi açısından da iyi olacaktır. Ancak demokratik bir ortamda yapılacak bir kongre ile Genel Başkan seçilecek Sinan Oğan’a da kimse hayır diyemez, ben de diyemem…

Meral Akşener’e gelince; bence hem 28 Şubat gibi bir badirede bile dik duruş sergileyen siyasi tecrübesiyle, bilgi birikimiyle, imanıyla ve inancıyla, enerji ve hırsıyla, karizmasıyla, sıradan insanlarla ilişki kurmadaki becerisiyle ve hatta güzelliğiyle, MHP Genel Başkanlığı için benim favorim kesinlikle Akşener’dir.

Kendisine “11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Bülent Arınç ile Sapanca’da bir toplantı yaptıkları” şeklinde atılan iftiraya dün şu cevabı vererek hodri meydan çekti Meral hanım:

“Twitter’dan defalarca yazmama rağmen bu iddia devam etti. Ne Bülent Arınç ne de Abdullah Gül ne de başka siyasetçilerle Türkiye’nin herhangi bir yerinde bir araya geldim. Geleceğe ya da MHP’ye ilişkin herhangi bir toplantıya katılmadım. Bu iddianın tarafımdan yalanlanmasına rağmen devam etmesini çok şaşkınlıkla karşılıyorum. MHP bünyesinde kişi ve siyasetçiler dışında hiç kimse ile siyaset konuşmadım….”

Genel Başkan adaylığı konusundaki görüşlerini de şöyle açıkladı Akşener: Ben ve arkadaşlarım ülkücü iradenin üstümüze ve omuzlarımıza yükleyeceği her türlü sorumluluğu almaya hazırız. Şu an itibarıyla çok değerli arkadaşlarımız aday olacaklarını açıklayarak, yola çıktı. Kendilerine başarılar diliyorum. MHP’de görev yapan her ülküdaşımızın genel başkan adayı olmaya hakkı vardır. Bu nedenle ‘ben adayım’ diyen ve bundan sonra aday olacağını söyleyecek tüm arkadaşlara başarılar diliyorum. Onun dışında tek metin üzerinden imza toplayacağız. Olağanüstü kurultayımız sağlandıktan sonra bu değişikliği yaparsak, seçimli kongreye geçeceğiz. Ondan sonra yan yana gelişleri delegelerimiz sağlayacaktır. Şu an itibarıyla öyle bir konuşmanın yapılması hiçbirimiz açısından doğru değildir. Yıllardır söylediğim bir söz vardır; ‘İş birliği içinde rekabet.’ Siyasette bunu hakim kılmamız lazım.”

Doğrusu, Meral Akşener’in bu sözleri, tam da Ülkücü tabanın duymak istediği sözlerdir. Yani uzlaşı ve ortak hareket.

Meral Akşener’in “Olağanüstü kurultayda aday olmazsanız destekleyeceğiniz isimler var mı?” sorusuna,  salondan yükselen “Başbakan Akşener” sloganları üzerine gülümseyerek vermiş olduğu “Cevabı onlar verdi” şeklindeki cevabı da kurultayda Genel Başkanlığa aday olacağının işareti olarak algılandı.

“Öncelikle ben arkadaşlarımla beraber bu davayı başaracağımıza inanıyorum. Farzımuhal olmadı, MHP bünyesinde milletvekilliğine veya herhangi bir sandalyeye aday olmayacağım. Partisi için çalışan, sade, saygın bir MHP üyesi olmaktan gurur duyacağım. Bir B planım yok. Bütün siyasi hayatım boyunca ‘Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın’ demişimdir.” şeklindeki ifadeleri de bu konuda ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Öte yandan Meral Hanım’ın, diğer iki adayın aksine “Ben ve arkadaşlarım, Sayın Bahçeli’nin istifa etmesi gerektiğini söyleyemeyiz. Çünkü seçilmiştir ve iş başındadır. Biz diyoruz ki, ‘Gelin eşit mücadele edelim. Gelin toplayın olağanüstü kurultayı, aday olalım ve görelim delegelerimiz ne diyecek ve sonuçlarına hep beraber katlanalım.’ MHP, 7 Haziran’daki oy oranını korusaydı bugün bu toplantıyı yapmıyor olacaktık. Genel Başkan, başarısızlıkla ilgili sorumluluğu üstlenmek zorundadır. Gönül isterdi ki, bu yarışı hep beraber bir demokrasi şöleni olarak ortaya koyabilelim. Keşke Sayın Genel Başkan bu olağanüstü kurultayı yapabilseydi ve hepimizi davet edebilseydi.” şeklindeki ifadeleri de onun demokrasiyi, diğer iki adaydan daha çok içselleştirdiğini göstermektedir.

Meral Hanım’ın “Hedefimiz, Ulu önder Atatürk ve Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ilkelerini esas alan politikalar üreten, günlük amaçların ve siyasi çıkarların peşinde koşmayan, hukukun üstünlüğünü esas alan, iktidar olmak için siyaset yapan, yaşlıların tecrübesi ile gençlerin dinamizmini birleştiren, halkın sorunlarını dinleyen, gerektiğinde halka kulağını kaptırmaktan korkmayan bir parti anlayışıdır…” şeklindeki sözleri de bizim öteden beri savunduğumuz, “Türk Milliyetçileri Atatürk’ün ortaya koyduğu ve daha sonra CHP’nin altı ilkesi olarak ortaya çıkan Cumhuriyetin temel ilkeleriyle, bu ilkelerden mütevellit Alparslan Türkeş’in belirlediği 9 temel umdenin içini hakkıyla doldurmak ve gereğini yapmak zorundadırlar” şeklindeki düşünceyle birebir örtüşmektedir.

Meral Akşener’in Fatih Portakal’ın “Seçimlerde neden aday gösterilmediniz” şeklindeki sorusuna vermiş olduğu “Siz sebep oldunuz. Siz ve gazeteciler sebep oldunuz. Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde aday olmamın ne kadar iyi olacağını söylediniz. O günlerde başlayan bir süreç bu. Sayın Bahçeli’nin seçimler sonrası Deniz Zeyrek’in ofisini ziyareti sırasında söylediği ‘Hep Meral Akşener, hep Meral Akşener’, sosyal medyada insanların, kardeşlerin, arkadaşların teveccühü, sizlerin teveccühü. Dolayısıyla Sayın Bahçeli’nin hoşuna gitmedi. Hep Meral hep Meral derseniz çizerim dedi, çizdi. Dolayısıyla ben bir kırgınlık hissetmiyorum…” şeklinde vermiş olduğu cevap da gerçeğin en çıplak şekildeki ifadesidir.

Bu sebeple Meral Akşener’in MHP Genel Başkanı seçilmesinin, öteden beri erkek egemen bir parti olan ve yaş ortalaması olarak TBMM’nin “Lupus Dinozorusu” haline gelen MHP’ye yeni bir ivme kazandıracağına ve normal şartlarda 2019’da MHP’yi tek başına olmasa bile koalisyonun büyük ortağı olarak iktidara taşıyacağına kesinlikle inanıyorum.

Çünkü TBMM Başkan Vekilliği başta olmak üzere, geçen dönemlerde sergilemiş olduğu siyasi tavır da gösterdi ki; Meral Akşener’in Genel Başkanı olduğu bir MHP,  hem Türk milliyetçilerini birleştirecektir, hem de sağdan başlayıp merkezi de içine alacak biçimde en sola kadar toplumun her kesiminden oy alabilecektir. Elbette sağlam bir kadro ile ve “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” ilkesini MHP’de de hayata geçirmek şartıyla.

Bu durumda Sinan Oğan’ın geçenlerde “Tarafsız Bölge” programında  araba benzetmesiyle yapmış olduğu “MHP’nin omurgası, beyni ve direksiyonu Türk Milliyetçiliği olmak kaydıyla kaportası, tamponu, koltukları başka siyasi görüşlerden olabilir” şeklindeki ifadesi de MHP’nin şimdi içinde bulunduğu görüntüden pek farklı olmayacaktır.

Kanaatimizce MHP, gerçek anlamda ancak Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini yaptığı Kuvayı Milliye ruhunu partiye yansıttığında başarıyı yakalayabilecektir. Bence bunu sağlayabilecek yegane aday da yine Sayın Meral Akşener’dir. Birinci şahsın Meral Akşener, ikinci şahsın Sinan Oğan, üçüncü şahsın ise Bahçeli’nin son derece yanlış ve hatta düşmanca tavrı yüzünden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kıl payı Melih Gökçek’e kaptıran Mansur Yavaş’ın olduğu bir MHP, bence tadından yenmeyecektir.

Her iki adaya da başarılar diliyorum…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here