Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin temelleri “KEMALİZM_ATATÜRKÇÜ” Düşünce sistemine dayanmaktadır.

Köy Enstitülerinin kapatılması ile karşı devrim hareketleri yavaş yavaş yeniden hortlamaya, 12 Eylül darbesi ile Atatürk Devrimlerinin içi oyulmaya başlamıştı.

Bugüne gelene dek ne yazık ki hiçbir iktidar döneminde devrimlere sahip çıkılmamıştır.

AKP geleli 13 yıldır işler öylesine ileri gitmiştir ki Bağımsız Ulus Devleti olmamız, “Misak-ı Milli” ile çizilmiş bölünmez bütünlüğümüz tehlikeye girmiş, hukukun üstünlüğü denen kavram yok edilmiştir.

Öylesine kara, karamsar günler geçiriyoruz ki ruhsal dengemiz iyice zıvanadan çıktı.

Neredeyse kendimizle kavga edeceğiz.

Stres içindeyiz…

Bu durum bizleri haliyle bezgin, isteksiz kuşkulu, şüpheci bazen umutlu bazen umutsuz hasta bir insan haline getirdi.

Neredeyse gülmeyi unuttuk.

Çocukluğumdan beri Kadıköylü olmama rağmen koyu bir Galatasaraylıyım.

Hiçbir maçını kaçırmazdım, bazen maç hakkında yazılar yazardım.

İnanırmısınız, memleketin içine düştüğü şu durumda ne Galatasaray ne de Milli maçlar beni sanki beni ilgilendirmez oldu.

13 senedir sindirilmek istendik.

Milli manevi değerlerimiz büyük yara aldı.

Milli Bayramlarımızı elimizden alırcasına kısıtlama getirdiler.

Milli birlikteliğimiz yok edilmek isteniyor.

Hergün gelen şehit haberleri,

Patlatılan bombalar, yaralananlar ölenler.

Ve kaybettiğimiz sanatçılarımız.

Sevinmek, gülmek gittikçe benden ve birçoğumuzdan uzaklaştı gibi…

Ortaçağ karanlıklarına sürüklenmek ve parçalanmak istendiği, yolsuzlukların, rüşvetlerin ayyuka çıktığı böyle bir dönemde Türkiye’nin iki zafere imza atması yüreklerimize su serpti.

Birincisi, Türk Milli Futbol Takımımız ÇEK Cumhuriyeti galibiyetinin ardından İzlanda karşısında gelen galibiyetle EURO 2016’ya doğrudan gitmeye hak kazandı, buruk ta olsak sevinebildik.

İkincisi ise çok daha önemli Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek’in “Soykırım Yoktur” zaferidir.

1948 yılında Birleşmiş Milletler kararlarına göre, Ermeni tehciri Soykırım olarak kabul edilmemesine rağmen;

Aşırı milliyetçi Ermeni örgütü (ANCA) ve Ermeni tezlerinin en güçlü destekçileri tarafından ABD hükümeti tarafından soykırımı desteklemeye çağrıldı.

Bunun üzerine ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi 10 Ekim 2007 yaptığı oturumda 30 Ocak 2007 tarihinde Kaliforniya Senatörü Mr. Schiif ve arkadaşları tarafından verilen karar tasarısı önergesi 21 oya mukabil 27 oyla kabul edilmişti.

Türk Hükümeti Dışişleri Bakanlığından sadece bir kınama yapılmıştı.

Egemen Bağış yaptığı açıklamada karşı oy kullananlar sayısının 21 sayıya ulaşmasını bir başarı gibi göstermişti.

Yıllardır Uluslararası bir kampanyaya çevrilen bu soykırım yalanını pişirip, şişirip hep önümüze koydular.

Oysa iddia edilen soykırım bir yer değiştirtme idi. (Tehcir)

Türk Milleti olarak suçlandık.

Bizden özür dilememizi istediler.

Sadece özür değil tabi bir de toprak ve tazminat…

Gelelim Doğu Perinçek’in zaferine…

2005 yılında dünyanın en modern ülkesi denilen İsviçre, Ermeni soykırımının inkârının cezalandırılması için yasa çıkarttı.

Bunu her kim söylerse para ve hapis cezasına çarptırılacaktı.

Perinçek Lausanne, Opfikon ve Köniz kentlerinde üç değişik toplantıya katıldı ve bu toplantılar

Sırasında Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermenilere soykırımı yapıldığı iddialarını yalanlayarak Türk Devletinin böyle bir şey yapmadığını büyük bir cesaretle “uluslararası yalan”

olduğunu söyledi.

Sonrasını anlatmaya gerek yok sanırım.

Gözaltına alındı. Hapis ve para cezasına çarptırıldı.

Bunları 2.Periçek Zaferi başlıklı yazımda daha detaylı anlatmıştım.

O yazımda Perinçek’in Akademisyen ve tarih Yazarı Mehmet Perinçek’in Rus arşivlerinden

Yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda bulduğu belgelerle bu tartışmalara çok önemli katkılarda bulunarak sadece ülkemizde değil tüm dünyada etki yaratacak gerçekleri kitaplarında dile getirdiğini de anlatmıştım.(150 Belgede Ermeni meselesi)

Netice olarak Perinçek’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM ) taşıması ve Aralık 2013’te 2. Daire’nin verdiği hükme AİHM Büyük Mahkemenin uyması soykırımı inkârın cezalandırılmasının ifade özgürlüğü ihlali olduğunu teyit etmesi çok önemlidir.

Bu karar Avrupa’daki ifade özgürlüğü açısından içtihat oluşturacaktır.

Yani benzer bir davada aynı kararın verilmesi bu kadar uzun zaman almayacaktır.

Ermeni tarafına büyük şok geçirten bu dava ile Türkiye kazanmıştır.

Doğu Perinçek mücadelesiyle yüz yıllık yalan bitirmiştir.

Bu vesile ile ;

Kıbrıs eski Cumhurbaşkanımız rahmet ve saygıyla andığım Rauf Denktaş’a, Talatpaşa Komitesine,

Sn. Mehmet Perinçek’e, emeği geçen herkese,

Demir parmaklıklar arkasındayken bile yılmadan bu davanın peşini bırakmayan,

Vatan Partisi lideri Sn. Doğu Perinçek’e ülkem ve kendim adına çok teşekkür ederim.

İyi ki varsınız diyor, saygılarımı sunuyorum.

Tünay Süer

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.