Financial Times gazetesi, Türkiye’nin derin bir şekilde bölündüğünü yazarken, “ülke derin yönetilemez bir hale düşme tehlikesiyle karşı karşıya” demiş.

Bunlar yanlış bilgilerdir.

Birincisi Türkiye şükürler olsun bölünmedi ve böldürmeyeceğiz.

İkincisi yönetilemez bir hale düşme tehlikesiyle karşı karşıya değil.

Yö-ne-tile-mi-yor…

Ne var ki Türkiye’nin kan gölüne dönmesi bile Erdoğan’ı ihtirasından vaz geçirmiyor.

Bazen şükrediyorum…

iyiki şu 17-25 Aralık yolsuzlukları meydana çıktı da Erdoğan kendisine darbe yapacaklarını, askere ve aydınlara yapılanların da kumpas olduğunu söyledi.

Ergenekon davaları birer birer çöktü de aydınlarımız ve askerlerimiz özgürlüklerine kavuştular.

***

Neden yeniden seçim istediği ve koalisyon hükümetine izin vermediği bellidir.

AKP’nin tek başına iktidar olması için adeta bir savaş vermektedir.

Çünkü biliyor ki tek başına iktidar olamazsa kendisinden ve yolsuzluk yapan eski bakanlardan hesap sorulacaktır.

Ekonomik ve siyasi istikrarsızlık maalesef Türkiye’yi bu günlere taşıdı.

Davutoğlu ’da insanlarla alay eder gibi gözümüze baka baka halen,7 Haziranda AKP tek başına iktidar olsaydı böyle olmazdı diyor.

13 senedir kendileri iktidar değilmiş gibi.

Bunlar %43 ün dışında herkesi de aptal yerine koymaya utanmıyorlar.

***

Gelelim her sıkıştığında AKP’ye baston olan MHP’ye.

Devlet Bahçeli Ankara’daki katliamdan sonra “Türkiye AKP’nin teröre sempatik ve sıcak bakışının, dış politikadaki tarafgir ve gayri milli yaklaşımın bedelini ödemektedir

Gerek Erdoğan, gerekse de devamlı kamu düzeninden bahseden Davutoğlu devletin azametini gösterecek yürekliliği, yıkılan milli güvenliği ayağa kaldıracak iradeyi derhal, gecikmeksizin göstermelidirler “diyor.

Bu muhterem zata “Haydi, oradan sende “diyorum.

AKP’nin iktidarda kalmasını sağlayan sen değil misin?

7 Haziran sonucu TBMM’si başkanlığını sen ikram etmedin mi?

Partinizin adı Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

“Yıkılan milli güvenliği ayağa kaldıracak iradeyi” kendin gösterebildin mi?

Bu güne kadar avaz avaz bağırmaktan, söz söylemekten başka ne yaptın ey Bahçeli?

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman ise AKP’nin milli irade açısından ‘’Bir numaralı tehdit’’ olduğunu söylüyor.

Allah aşkına şimdi mi anladınız bunu ya?

***

Öte yandan Türkiye partisiyim diyen HDP ye baktığımızda hiçte masum numaraları yapmasınlar.

Hatırlayalım;

1 Aralık 2014… Kendilerine gelen bir “istihbaratı değerlendiren Emniyet mensupları, 1 Aralık 2014 tarihinde, “Suruç Onbirnisan Belediyesi’nde yaptıkları aramada bulunan silahları burada yazmaya kalksam sayfa yetmez. Belediye değil adeta cephanelikti.

27 Ocak 2015 te PKK’nın Suruç koluna götürülen yüklü miktarda silahı HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın teslim aldığı tespit edilmişti.

“14 Ağustos 2015 tarihinde Van Belediye Kamyonunda 100 Kilo Amonyum Nitrat ayrıca uzun namlulu silahlar, fişekler PKK/KCK’ya taşınırken yakalanmışlardı.

Hangi birisini dile getireyim.

Güneydoğu ve Doğuya yaptıkları stoklarla adeta bir devlet kadar mühimmat hazırlamışlar.

Bunlar bilinenler, ya bilinmeyenler?

HDP bırakın Türkiye partisi olmayı PKK’nın yan kolu olarak çalışmaktadır.

Sokaklarda, yollarda açılan hendekler hangi araçlarla açıldı acaba?

Neye üzülüyorum biliyor musunuz, bunlar bir de bizlerin ödediğimiz vergiler ile maaş alıyorlar.

Yolgeçen hanına dönmüş sınırlarımız ve AKP nin olanları görmezden gelmesi yüzünden Türkiye bu haldedir.

Neyse fazla uzatmak istemiyorum.

Birkaç gün önce ABD kargo uçaklarının “PKK’yı ordulaştırma” stratejisi kapsamında Suriye’deki PYD’lilere havadan silah ve mühimmat desteği yaptığı iddia edilmişti.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz demişler.

Ne doğru bir söz…

İddia, ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Elissa Smith tarafından da doğrulandı.

Türkiye’den tık yok…

***

Ulusal Kanalın haberine göre

Uluslararası Af Örgütü bir rapor yayınlamış.

Raporda PKK’nın uzantısı PYD’nin Arap ve Türkmen köylerinin ateşe verdiği ve köylülerin de bölgeyi terk etmesi için ölümle tehdit edildiği vurgulanmış.

Sivillerin yaşadığı bölgeleri kullanılamaz hale getirdiğini ve bölge sakinlerini zorla yerlerinden ettiği belirtilmiş. Bölgenin bazı Kürt sakinlerinin de benzer muamelelere maruz kaldığına işaret edilmiş.

Uluslararası Af Örgütü tüm bu olanların savaş suçu olduğunu raporuna işlemiş te bunlara bomba ve her türlü lojistik desteği sağlayan ABD nin yaptığı suç değil de nedir acaba?

O silahların büyük bir bölümü de Türkiye’ye sokuluyor.

ABD için kim suç duyuracak?

Ey ilgililer bırakın barış çağrıları yapmayı da önce bu silahların peşine düşün.

Bize masallar anlatmayın.

Kalleşçe, vicdansızca kaybettiklerimiz hepsi bizim insanlarımızdır.

Milli birliğimize, bin yıllık kardeşliğimize bugün bir tehdit varsa bunun sorumluları ABD ve

AKP dir.

Diyarbakır mitinginde, Suruç ve Ankara’nın göbeğinde bombalar patlatılıp katliamlar yapılıyorsa, İstanbul’da bomba ihbarıyla METRO kapatılıyorsa Türkiye yönetilemiyor demektir.

Tünay Süer   13.10.2015

 

 

 

 

 

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.