Halka Rağmen Karar Almak


Okuma Süresi: 3 Dakika

KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Güney Kıbrıs’ta EOKA B’cileri bünyesinde barındıran ve onları bağrına basmış olan DISY partisinin eski başkanı, şimdiki Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis arasında başlayan görüşmeler, her iki taraftan farklı farklı mesajlar gelmesine rağmen hızla devam ediyor.

 

Bir taraftan Cumhurbaşkanları “Toplum liderleri” adı altında görüşmeler yaparlarken, diğer taraftan da Cumhurbaşkanlarının görüşmeciler olarak tayin ettikleri Nami ve Mavroyannis sık sık görüşüyorlar.  Amaçları biran evvel Kıbrıs sorununa çözüm bulmak.

 

Bu süreç hızlı bir şekilde yaşanırken, işin garip tarafı, Kıbrıslı Türklerin “Kırmızı Çizgi” olarak tanımladıkları ve yıllardır hiçbir zaman tartışılmaya bile açılamayacağını beyan ettikleri “Garantörlük” konusunun KKTC Cumhurbaşkanının Basın Sözcüsünün “tabu değildir” açıklaması ile masaya konulacağı ima edilirken, Rumların tabu olarak ilan ettikleri hiçbir konu tabu olmaktan çıkarılıp, tartışılmaya açılacağı dile getirilmedi.

 

Rumlar için “İki Kurucu Devlet” kavramı, “Siyaseten eşit iki kurucu devletten oluşacak sınırları belirlenmiş iki bölgeli federasyon” tanımı , “Kıbrıs Türk Devleti” terimi,  “Kıbrıs Türk halkı” tanımı veya da “Kıbrıs adasında yaşayan iki halk” cümlesi tabu.

“Federal Cumhuriyetin Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı” ve de “Federal Meclisin Kıbrıslı Türk Başkanı” tanımları ile “Federal Kıbrıs Futbol Federasyonu” ve benzeri diğer kurumların  “Türk Başkanı olabileceği ” kavramları ise –VIP- tabu. Bu makamlara asla Kıbrıslı Türkler seçilemez ve getirilemez.

“Türk Askerinin adadaki varlığı devam edecek” kavramı Rumların duymak istemedikleri ve ağıza alınmaması gereken tabu. Ve diğerleri…

 

Bunların maalesef hiçbirine ve üstelik 1964 yılından beridir adada konuşlanmış Yunanistan Silahlı Kuvvetleri’nin ve Rum Milli Muhafız Ordusunda görevli Yunanlı Subaylar ile sayıları neredeyse 20 bine ulaşmış Yunanlı paralı askerlerin geri gitmesi, önümüzdeki aylarda New York’ta gerçekleştirileceği dile getirilen olası bir beşli toplantı da görüşülmeyecekken, daha şimdiden Türkiye’nin garantörlüğünün ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin adadaki varlığı masaya konmuş bile.

 

“Garantörlük” konusunun New York’ta görüşüleceği konusunda  Türkiye’nin onayının alınıp alınmadığını kesin olarak bilmiyorum ama Kıbrıs Türk halkının bu konudaki onayının alınmadığını çok iyi biliyorum.

 

Hiçbir kimse, Kıbrıs Türk halkının onayını almadan “Ben böyle düşünüyorum ve böyle istiyorum” mantığı ile “Garantörlük” konusunu kendi keyfince tartışıp görüşemez.

 

Halkın onayının olmadığı bir kararın asla uygulamaya konulamayacağı”nın politikanın ve demokrasinin değişmez kuralı olduğunu, eminim yöneticilerimiz, acı tecrübeler ve yaşadığımız soykırımdan sonra “Kıbrıs Türk halkının kırmızı çizgileri” olarak kabul edildiklerini bilmektedirler.

 

Bu konuda aklıma hep, geçmiş yıllarda toplanan bir eğitim şurasında, Kıbrıs Türk halkına sormadan ve danışmadan kendi kendilerine kapalı kapılar ardında gelin güvey olup “KKTC’deki Türkçe yer isimlerinin iptal edilip, yerlerine eski Rumca isimlerin kullanılması” kararını alan komite üyelerinden bir tanesinin, Türk köylerinden birinin meydanına “St Nikolas Meydanı” tabelasını dikince, köy halkı tarafından anında kafasına tabelayı geçirmeleri geliyor.

 

Özetle, halkın onaylamadığı hiçbir konu, kararı kim alırsa alsın geçerli olmuyor….

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

29 Haziran 2015

 

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Prof. Dr. Ata Atun
Yazılarını sayfanda yayınla (RSS)
mesaj gönder ya da yazıya yorum yap.
Diğer Yazıları
Bugün Gündem

Son Gelen Mesajlar

  1. yetmez asılmalı da… ulan bi de müslümanım diyorsun kendine be… demek ateist şımarık ..

  2. kaftancıoğlu şimarık haddini bilmez saygısız apocu ateist.kötü niyetli yaramaz insan.50 yıl yatmalı kerata

Son Yazılar

  • Gıda Güvenliği, Milli Güvenliğin Ayrılmaz Parçasıdır
    Rusya-Ukrayna Savaşı üzerinden derin stratejiler, büyük gıda krizi endişelerini gündeme getirmiştir. Hemen her kesimin kenarından köşesinden tehlikeye temas etmesi olumlu bir gelişmedir. Buna karşın on yıllardır tarlalar ekilemediği, ekilen ürünler bir yıl elde kalırken ertesi yıl ithal edildiği, ülke sathında banka haczi bulunmayan tarla ve bahçenin nadirleştiği, çiftçinin sadece alın teri karşılığını isteme feryatlarının bir türlü duyulmadığı gerçekleri ise son derece hazindir.
  • Türkiye’mizin gününü ve geleceğini dert edinen değerli Yurttaş
    Okuma Süresi: 3 Dakika Hepimizin bildiği gibi yaklaşan seçimler öncesi AKP/Erdoğan sürekli olarak seçim yasaları ile oynayarak, AYDINLARI HAPSE ATARAK […]
  • O Son Koku
    Okuma Süresi: 2 Dakika Ölüme giden o son anda hayatımızın film şeridi gibi geçtiğini söylerler. İnanın öyle değil! Geçmişte yaşadığım […]
  • A Day in Pompeii
    Okuma Süresi: 1 Dakika A Day in Pompeii, a Melbourne Winter Masterpieces exhibition, was held at Melbourne Museum from 26 […]
  • Üyeliklerine neden karşıyız?..
    Okuma Süresi: 4 Dakika Soru şu: “Türkiye, NATO’ya üye olmak isteyen Finlandiya ve İsveç’ten ne istiyor?” Bugünkü yazımızda bu soruya […]

Message Turkish Forum on WhatsApp

https://wa.me/message/2RSZA7ULJ4EXD1