EŞME RUHU/ÇEŞME RUHU

ask_toren%20(2)

EŞME RUHU/ÇEŞME RUHU

HÜSEYİN MÜMTAZ

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada şunlar ifade edilmiş:

“Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile birlikte 26 Mart 2015 tarihinde, Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun Suriye Devleti toprakları içindeki yeni yerleşkesinde incelemelerde bulunmuş, ayrıca Eşme köyünde yaşayan Türk ve Suriyeli vatandaşlarla sohbet etmiştir.”

Eşme’de Türkler de mi varmış?

Eşme’de Suriyeli mi kalmış? Neden onlar da Türkiye’deki kamplara gelmemişler?

Deniz Kuvvetleri Komutanı neden yokmuş?

Kendileri o sırada acaba Necdet Bey’in maiyeti erkânı ile beraber muhtemel müteakip gezisine hazırlık bâbında Çeşme’nin ötesindeki “Koyun, Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizcik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi, Koufonisi ve Venedik kayalıkları”nda incelemelerde mi bulunuyormuş?

Milli Savunma Bakanı 26 Mart tarihinde Meclis’te resmen şunu itiraf etmemiş miydi?

“Ege adalarıyla ilgili, Lozan Barış Antlaşması 12’nci maddesi ve Paris Barış Antlaşması madde 14 hükümleriyle egemenliği devredilenler dışında hiçbir adanın egemenliği antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiştir. Bu ada, adacık ve kayalıkların egemenliği Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne halefiyet yoluyla intikal etmiştir. Hukuken, EGAYDAAK Türkiye Cumhuriyeti’nin hâkimiyetindedir. Antlaşmalarla gerçekleştirilen bu düzenlemeye karşılık EGAYDAAK’ların bir kısmı üzerinde, başından beri ama ta Osmanlı’dan bugüne gelinceye kadar bir Yunanistan’ın fiilî uygulamaları vardır. Ancak fiilî devlet uygulamaları onların yasal, hukuki statülerini değiştirmez. Bu, uluslararası mahkemelerin de vermiş olduğu karardır. Dolayısıyla, bu durumda EGAYDAAK’lar hukuken Türkiye Cumhuriyeti egemenliğindedir. EGAYDAAK’ların üzerindeki mevcut olan fiilî Yunan uygulamaları hukuki statüyü değiştirmez”.

http://m.milliyet.com.tr/News/Article?ID=2034810

“Mevcut hukuki durum” gerçekten mevcutsa ve “fiilî Yunan uygulamaları” hukuki statüyü değiştirmezse gitsenize Koyun, Keçi, Eşek, Bulamaç, Koçbaba adacıklarına..

Madem “ziyaret” bu kadar kolaydı, 100 metre ötedeki Eşme’de bulunan “seyyar” türbeden önce keşke 90 kilometre ötedeki Halep iline bağlı Karakozak Köyü sınırları içinde “sabit” Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’na gidebilseydiniz de Türbe de yerinde kalsaydı.

Roboski, Rojava, Kobani yahut Ayn El Arab adı her neyse işte o havalideki “etraf, eşhas ve efrâd” zaten öylesine müzahirdir ki Dâvutoğlu bile, YPG,YPJ ve Salih Müslim’in iddialarını doğrular nitelikte Suriye Ulusal Koalisyonu’na verdiği destek için teşekkür ettikten sonra, “Bundan sonra da Süleyman Şah ve onun mekânı sizlere emanettir” dememiş miydi?

Yâni “mesele” Eşme’ye gitmek değil, Çeşme’ye gitmektir.

Tabii, hem de taa Amerika’dan bizim Savunma Bakanı’na cevap veren Yunan Savunma Bakanı Kammenos’u aşabilirseniz..

Kammenos aynen şunları söyledi; “Ege Yunan denizidir. Denizlerin sınırı, kara sularıdır ve ihtilaflı değildir. Gri bölgeler yoktur, haritalar üzerinde çizilmek istenen gri bölgeler kurşun kalemlerle değil, ancak halkların kanı ile boyanır”.

Hadi bakalım..

Yunan Savunma Bakanı bunu ne zaman söylüyor?

Tolga Tanış’ın, Suriye sınırının delik deşik bir yolgeçen hanı olduğunu yazdığı (http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/tolga-tanis_322/suriye-politikasi-ici-bos-turbe-gibi_285860549);

Genelkurmay’ın, “Şanlıurfa Birecik’te, Suruç Belediyesinde çalışan bir işçinin kullandığı belediyeye ait resmi plakalı bir araçta yapılan kontrolde; PYD/PKK terör örgütüne katılmak üzere, Bireсik ilçesi Göktepe Mahallesi bölgesinde, sınır hattından Suriye’ye geçmeye çalışan 10 şahsın yakalandığı”nı açıkladığı;

Yine Genelkurmay’ın, “Valilik oluruna istinaden” “Güvenlik güçleri tarafından, Mardin, Mazıdağı kırsalında, bölücü terör örgütü mensuplarına ait olduğu değerlendirilen sığınak, barınak, depoları tespit ve imha etmek maksadıyla, 5 tim kuvvetle operasyon icra edilmektedir” dediği;

HDP’nin İstanbul, Kazlıçeşme Meydanı’nda düzenlediği Nevruz kutlamalarında Türk bayrağını, Atatürk büstünü ve okulları yakan PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H üyelerinin yüzlerini örterek “Barışın teminatı ordulaşmaktır ve gerilla saflarıdır” diyerek kürsüden konuşabildikleri;

http://odatv.com/n.php?n=turk-bayragini-ataturk-bustunu-ve-okullari-yakanlar-hdp-kursusunde-2303151200

…bir müzakere/mütareke/mücadele (?) sürecinde yapıyor..

İşte tam da bu süreçte Öcalan meydanlarda okunan “mektubunda” ne demişti;

1.“PKK’nın, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yürüttüğü silahlı mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi gördüğünü” söylemiş; 2. “Eşme ruhunu, halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selâmlıyorum” ve 3. “AKP-BDP (HDP) olarak İdris-i Bitlis-Yavuz ittifakını güncelleyelim” demişti.

Yâni sayın seyirciler;

1.PKK, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silahlı mücadele yürütüyormuş; 2.”Eşme’ye nakil” Kürt-Arap-Türk vb.. halklarının yeni tarihinin sembolü imiş; 3. Osmanlı Padişahı Yavuz, Kürt Ağa İdris-i Bitlisi’yi (Alevi) Türkmenleri katletmek için görevlendirmişti, bu ittifakı “güncelleyelim”..

Nasıl ama?

Şimdi bu gayet masum “toplumsal mutabakat çağrısına” Genel Kurmay karşı çıktı ve dedi ki;

“Bazı basın yayın organlarında; hiçbir zaman muhatabımız olmayan ve olmayacak olan terörist başının ‘EŞME RUHU’ açıklamasına atfen, Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun SURİYE toprakları içinde yer değiştirmesi ile ilgili olarak ‘TSK ile PYD/PKK’nın işbirliği yaptığı’ yolundaki yayın ve haberler tamamen gerçek dışı olup; 31 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasal düzenini değiştirmeyi hedefleyen bir terör örgütü ile silahlı mücadele eden ve bu uğurda binlerce şehit ve gazi vermiş olan şerefli, haysiyetli ve onurlu Millî Ordu Türk Silahlı Kuvvetlerine bu yakıştırmayı yapan kişileri ve yayın organlarını Yüce Türk Milleti önünde şiddetle kınıyoruz”.

Dedi..

Şimdi…

Bölücü terör örgütünün Mardin-Mazıdağı’ndaki depo/barınak/sığınaklarına karşı 5 timle yapılan son operasyonun “valilik oluruna istinaden” yapılması örneğindeki gibi; valilerimizin yedek subaylıkları süresince edindikleri üstün taktik/stratejik bilgi ve deneyimleri çerçevesinde bir askerî harekâtı yönetebilmelerini son derece olağan karşılıyorum da…

Genelkurmay’ın bu son Eşme açıklamasını da meselâ Ankara Valisi’nin “oluruna istinaden” yapıp yapmadığını hayli merak ediyorum…

“Netekim”…

Sırrı Süreyya’nın cevabî muhtırası gecikmedi;

“Bugün Kürtlere kükreyenler, bu ordunun başına çuval geçirildiğinde terbiyeden ölecek gibi sesini çıkarmadı. TSK, iktidar bloğu arasındaki çatışmayı Kürtlere ihraç ederek bundan kurtulacağını düşünüyor” dedi.

“Genelkurmay Ortadoğu halklarına katliam getiren güçleri terörist olarak nitelese, ülkesi için daha hayırlı bir iş görmüş olur” dedi.

“Mardin’de valinin onayı yani hükümetin de oluruyla başlatılan operasyon ateşkes koşullarının ağır bir ihlalidir” dedi.

“Eşme ve Süleyman Şah operasyonu konusundaki reddiyelerini Dışişleri Bakanlığı’na havale ediyorum. Dışişleri Bakanlığı olayın bütün sefahatinde bu işbirliğinde devrededir. Artık sıkıntıyı ve iç çatışmaları Kürde ihraç ederek kurtulma dönemi bitmiştir. Bir an önce herkesin ve bütün kurumların demokrasi ayarlarına geri dönmesinde sonsuz fayda vardır” dedi.

Dedi oğlu dedi..

Mutfakta kimse var mı? 30 Mart 2015

57’İNCİ ALAY HER YERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.