Ekonomide herşey göründüğü gibi mi?…

NECDET BULUZ

Ekonomideki kırılganlık sürüyor. Merkez Bankası ile Erdoğan arasındaki sıkıntıların Saray’da verilen brifingle çözüldüğü ifade edilse de Dolar’daki artışın önüne geçilemiyor. Erdoğan her ne kadar görüşmelerden sonra “Sorunu tatlıya bağladık” dediyse de, ekonomi kurmayları “Şu an için ekonomimizde sorun yok ama iyi de sayılmaz” diyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafasının içindeki, Merkez Bankası’nın faizi 2 puan düşürmesi olarak şekilleniyor. Saray’daki brifingde de bunu Merkez Bankası Başkanı Başçı ve Ekonomiden Sorumlu Bakan Babacan’a da söylediği ifade ediliyor.
Ancak, bu konuda Başçı’nın “Eğer faizi 2 puan düşürürsek, Dolar 3 TL. olur “demesi ve bunu da somut deyatları ile ortaya koyması ile Cumhurbaşkanı’nın bu konudaki ısrarından vaz geçtiği de belirtiliyor.
Bir başka önemli konuya da değinelim:
Ekonomimiz, hiç de söylendiği gibi iyi değil. Seçimlere giderken, eğer ekonomideki bu gidiş devam eder ve önlemler alınmaz ise, nelerle karşı karşıya kalabiliriz? Ekonomistler bu konuda çok açık konuşuyor. Diyorlar ki “Ekonomik göstergelerdeki bozulma bu hızla devam ederse devlet Eylül ayında memur maaşını ödeyemeyecek hale gelebilir”
Sanıyoruz, bu çok önemli nokta Saray’da da dile getirilmiştir. Böyle bir tablo ile karşı karşıya kalınmayı hiç kimse istemez. Ekonomimiz bunu kaldıramayacak konuma gelirse bizi yönetenler bunun altında kalır.
Türkiye’de “Şubat krizi” denilen bir kriz ile yeniden yaşanabileceği ihtimallerinin var olduğu, bunun önlenmesinde Merkez Bankası’nın aldığı kararların önemli olduğu biliniyor. Eğer böyle bir kriz yaşanırsa çok büyük iflaslar ve buna bağlı binlerce kişinin işsiz kalması da gündeme gelir. Bu nedenle Merkez Bankası’nın bağımsızlığına ve kararlarına karşı daha ılımlı bir havanın olması gerekiyor.
Eğer bugün Dolar’daki artış önlenemiyor, TL. Hızla değer yitiriyorsa burada Cumhurbaşkanı ile Merkez Bankası arasında yaşanan gerginliğin de önemli rolünün olduğu söyleniyor. Ekonomik politikalarda ortaya çıkan derin görüş ayrılıkların da bunda rol oynadığının altını çizelim.
Türkiye’ye bir ara sıcak para akışı vardı ve bu da Dolar’daki durumu sağlam tutuyordu. Şimdi, bu sıcak para girişi eskisi gibi değil. Üstelik Merkez Bankası Dolar’daki yükselişe karşı piyasaya Dolar sürüyor ama Dolar’ın ateşini düşüremiyor. Sorunun yurt dışındaki hareketlilikten kaynaklandığını görüyoruz. FED’in kararlarına bağlı küresel finans sisteminde dalgalanmalar yaşanıyor. Bunu hemen hemen ekonomisi kırılgan olan ülkeler yaşıyor. Buna bağlı olarak da TL. nin değeri düşüyor. Ancak, TL.’deki düşüş çok sert ve hızlı oluyor. Asıl korkutan ve endişe veren de bize göre bu olmalıdır.
TL.’nin aşır değer kaybetmesi, pahalılığı, pahalılık enflasyonu artırıyor. Cüzdanlardaki paralar küçülüyor ve azalıyor. Alım gücü düşüyor.
Şimdi asıl konuya geçelim:
Ekonomideki bu sarsıntı 7 Haziran seçimlerini etkiler mi? Evet etkiler. Nedenlerine geçelim:
Bugüne kadar birçok hükümeti, mutfaklardaki yangın götürmüştür. Yani, ekonomik durum sandığa her zaman negatif olarak yansımıştır. Aşırı pahalılık, enflasyon, işsizlik ve parasal konularda önünün görülmemesi kamuoyunda mutlaka etkisini gösterecektir. Bu etki de hali ile sandığa yansır.
Ancak, bir kesim “Eğer seçim sonunda Hükümet gider, yeni hükümet gelirse ekonomi daha da kötüye gider mi? Emekli ve memur maaşlarımız alabilir miyiz?”endişesini de taşıyabilir. Bu kesim, istese de istemese de hükümet olanlardan yana oyunu kullanacaktır.
Şu an için bir “seçim ekonomisi” ortada yok ama Başbakan’ın ortaya koyduğu vaatler nasıl gerçekleşecek, bu da ayrıca düşünülmesi gereken bir başka konudur.
AK Parti Hükümeti, ekonomideki bu gidişi frenleyebilir mi? Kamuoyunda oluşan kötümser havayı dağıtabilir mi? Bugünkü koşullarda zor görünüyor. Cumhurbaşkanı’nın ekonomi kurmaylarını hedef alması ile başlayan süreçte Hükümet kanadının sessiz kalması, Cumhurbaşkanı’nın önüne geçememesi sanıyoruz sıkıntıları daha da artırmaktadır.
Ekonomide “kriz” sözcüğü bile birçok şeyi frenliyor. Yatırımcılar ürküyor. Parası olan harcamaktan kaçınıyor. Piyasada ister istemez bir sıkışma oluyor. Bu nedenle alınan önlemlerin yanında “güven” olayını önemsiyoruz. Büyüme daralırken, kurlar artıyor. Bu da yaşanan endişeleri daha da artırıyor. TL.’deki erimenin önüne geçilmesi konusunda önemli çalışmaların ve kararların alınması ve özellikle “güven” ortamının yaratılması kaçınılmaz görünüyor. Daralan üretimin de ancak bu sayede önünün açılması mümkün olacaktır.
Daha neler olabilir?
İhracattaki sıkıntı artabilir. Yatırımcı hareket etmez. Üretim daha büyük darbe yer. İşsizlik sorunu giderek büyür. Bunlara bağlı büyüme oranları iyice dibe vurabilir. Demek ki, alınan tüm önlemlere rağmen piyasaların ikna edilmesi gerekiyor.
necdetbuluz@gmail.com
necdetes@mynet.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.