BAĞIŞLA BİZİ ÖZGECAN… (-Örtüsüz Kadın Perdesiz Eve Benzer!)

10996364_10152994020257860_7738014238304944083_n

BAĞIŞLA BİZİ ÖZGECAN…

(-Örtüsüz Kadın Perdesiz Eve Benzer!)

Özgecan’ı sonsuzluğa uğurladık…
O masum bakışlarını, hiç unutamayacağım…
Bir çocuğumuza sahip çıkamadığımız için, toplum olarak bundan bütünüyle bizler sorumluyuz…
Özgecan’ın ve onun yazgısını öyle ya da böyle paylaşan yavrularımızın vebali omuzlarımızda…
Öğretmen olarak yeterince yol gösterememişiz demek ki çocuklarımıza…
Yönetenler olarak, gerekli politikalar üretip, bunu yaratmayacak davranışlar edindirememişiz insanlarımıza…
Her birimizin; kişi ve kurum olarak sorumluluklarımız var.
Günahkarız!
Günahı olmayan tek kişi varsa, o da Özgecan’dır…
O mağdur…
Yalnız mağdur olsa iyi:
Kırgın, şaşkın, ürkek!
“Nasıl yaparsınız bana bunu?” der gibi hesap sorarak, çekti gitti aramızdan…
Geride ne bıraktı?
Konuşulanlara baktığımız zaman, aslında bundan hiç bir ders almadığımız da net biçimde ortada…
Hele bunu siyasi bir rant kapısı gibi görüp, topluma şirin görünmeye ve onun duygularını istismar etmeye çalışanlar yok mu?
İğreniyor insan…
Katile gelince:
O insan bile değil…
Hayvani bile sayılamayacak dürtülerle; gerçekte insanlığa en büyük darbeyi o vurdu. Bir genç yavrunun yaşamını kararttığı gibi; insanlık onun havaya kalkmış kanlı bıçağı karşısında tir tir titredi.
Bütün değerler dünyamız allak bullak oldu.
Bir ruh kimyası bozukluğu yaşattı bize…
Kimisi de çıkıp; iğrenç kimi karşılaştırmalar yaparak; “İşte biz demiyor muyduk?” diye fırsat bulmuşçasına din ve ahlak öğretileri dayatmaya çalıştılar.
Kendi kirli dünyalarında olan biten şeyleri sorgulamadan, aydınlık bir yüz olan zavallı Özgecan’ın etek boyunu, tesettürlü olmayışını, şunu bunu getirdiler gündeme…
Hatta daha da ileri gidip; şeriat kotarıcılığına soyunmaları yok mu?
Sanki şeriat olsaydı, bu ya da buna benzer şeyler olmayacaktı…
Bakın şeriat ülkelerine, orada kadına karşı uygulanan zulüm, bütün bunlardan bin beter!
Ancak bir doğru var…
O da şu:
Laiklik, sanki dinsizlik gibi dayatılmış topluma…
İnsanlar da bunu kanıksamış.
Bu yalan, bir ur gibi insanların beynini ne yazık ki sarmaya başlamış…
Daha ileri gidip, bu pis suçu işleyen bir ruh hastası piskopatın yaptıklarını sırf bu kamplaşma uğruna, normal bir şeymiş gibi göstermeye çalışan karanlık beyinler de hezeyanlarını ortaya döktüler.
Oysa, toplumda bir kesimi, başını örtmüyor, tesettüre bürünmüyor diye günümüzde bu denli aşağılayan ve suçlu gören bir çarpık bakış ortaya çıktıysa, bu bir anda olmadı.
Adım adım bu noktaya gelindi.
Bakın, belleğimizden uzak değil ama; kimi şeyleri hemen anımsayalım:
Bu olaya bakarak, en etkin yerlerde olan kimi kafalar; sırf oy goygoyculuğuna soyunmak için, bu iğrenç işi yapan kişi ve kişiler için; ceza olarak “Hadım yapmak, İdam etmek…” gibi kabile tepkilerini ortaya koyuverdiler…
Yalnız o kadar mı?
Aklı başında hukuka sahip çıkan biri çıkıp, buna karşı şunu diyecek elbette:
“Modern toplumda böyle şey olur mu? Bu uygulanabilir mi? “
Bunu dediği zaman biri karşılık olarak; Ortaçağ tepkileriyle hareket eden kişinin söyleyeceği çok açık:
“Bu dinimizde de var. Dine karşı mısın? Üstelik toplum bunu istiyorsa sana ne?
Topluma karşı sorumlu olmak yerine, ne kadar toplum üzerinde goy goycu bir oy avcılığı bu farkında mısınız?
Biri çıkmış bir şeyleri protesto etmek için dans etmiş; dans etmeli miymiş, etmemeli miymiş!
Niçin ardından bir Fatiha okumamış!
Çare nedir, ne yapmalıyız diye kafa yoracağımız yerde, nerelerdeyiz konu ile ilgili, görüyor musunuz?
Geçelim:
Bunu tamamlayan bir yoruma bakar mısınız?
Bir bakan üstelik.
Çıkmış şunu diyor:
– “Allah göstermesin, benim kızımın başına böyle bir şey gelseydi; yapanın cezasını kendi ellerimle verirdim!”
Yani ihkak-ı hak…
Ne demek bu?
Hukuk, suçu işleyenin cezasını veremiyor. Ben kendime karşı yapılan bu suçun cezasını kendim veririm…
Üstelik de kısasa kısas…
Yani şeriat ilkesi…
Demek ki modern hukuk, bu tür suçları göğüsleyip, kurallarını ortaya koyamıyorum itirafıdır bu.
Bir modern kafa böyle düşünemez…
Haklısınız:
Ateş önce canım Özgecan’ın genç bedenine ve ruhuna; ardından da ailesinin ocağına, derken onu bir parçamız olarak gören bizim ocağımıza düştü…
Ancak bu ateş gelip orta yere böyle düşmüşse, bu ateşi yaratan bir düşünce ve siyasal iklim oluştu demek ki toplumda.
Yani olaylar buraya kadar boşuna gelmedi.
Garip şeyler tartıştık…
Bunlar orta yöre döküldü. Ve çok kişi, bu sözlerden hareketle, ilkel dürtüleriyle bakmaya başladılar topluma ve insanlara…
Yıllar öncesinden bir “tahrik olma” edebiyatı başladı.
Çok kişi, çok şeyden tahrik olunacağını söyleyip yazdı. Sanki birileri bir kadına karşı, onun her şeyinden tahrik oluyorlardı sözde (!)..
Birileri sözüm ona dine hizmet ettiklerini düşünerek, tesettür etmeyen kadınları hedefine koyarak şunu söyleyebildi:
“Örtüsüz kadın, perdesiz eve benzer. Perdesiz ev de ya satılıktır ya da kiralıktır!”
Biri kendince şu fetvayı verdi:
“Annen de olsa, bir kadının diz kapağının üstü bir erkeği tahrik eder!”
Bir hanımefendi de şunu dedi:
“İyi bir ibadet için iyi bir sevişmek gereklidir”…
Üstelik bu kişi bununla kalmadı; çok eşliliğin dini bir uygulama olduğundan söz ederek, eşine ikinci bir eş aradığını, bunun için kocasına komşusunun kızını önerdiğini de söyledi.
Aynı sapkına göre, kocası bu teklifi kabul etmemişti. Eğer etseydi, kendisi için hiç bir sorun yoktu (!)
Bir başkası, hem de devletin televizyonunda çıkıp, insanların gözlerinin içine baka baka; hamile kadınların sokakta gezmesinin ahlaki olmadığını, kanatlı kanatsız olarak pek çok kadının buna hiç uymadığını geveledi.
Ve en büyük bombayı, avantür kültürün absürt bir temsilcisi olan kişi patlattı: Ona göre; laik düzen sapkınlar yaratmıştı. Çıkar da böyle bir ortamda tesettür etmezsen, işte böyle tecavüzler olurdu. Bu olduğu zaman da çıkıp birilerinin bundan yakınmaya hakkı olmazdı.
Kimileri de derhal savunuya geçip; bunların Avrupa’da da olduğunu söyleyerek, sözde günah çıkarıyorlar…
Yazık…
Bastırılmış bir toplumda, bu tür hezeyanlar bol bol rahmet gibi yağdığında; işte bir yerlerden böyle şeyler fışkırıp, gözlerimizin önünde parlayıveriyor…
Kimse çıkıp da din iman, ahlak, kuran edebiyatı yapmasın!
Hiç bir din böyle bir ahlaksızlıklara cevaz vermez ki; İslam dini versin!
Bütün bunlara bakarak şimdi ne diyebiliriz?
Sanki, ölen bir mağdurun karşısında, kimileri isterik çığlıklar atıyormuş gibi geliyor bana…
Toplumca savrulduk, çok savrulduk hem de…
Din adına güya geveleyenler, bu sapkınlıklarıyla toplumu da dinden soğutuyorlar adım adım.
Aklı başında din alimleri derhal bu konuda bilgilerini toplumla paylaşmalı ve bu kara örtüyü toplumun üzerinden çekip almalıdırlar.
Toplumun buna çok ihtiyacı var!

Kemal Arı, 16.02.2014.

1 yorum

  1. onda bir ana baba varmışki dıştan bakılınca sanırsan kültür imarı.

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.