NECDET BULUZ

Genel seçimlere 4,5 ay kaldı. Siyasi parti liderleri şimdi, seçimler yaklaşırken, vaatlerini de açıklamaya başladı. Bizim en çok ilgimizi çeken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tarım sektörüne yönelik yaklaşımı ve söylemleri oldu. Bahçeli, seçimi kazanmaları halinde tarım sektörünü ayağa kaldıracaklarını, çiftçilerin sorunlarını çözeceklerini söyledi.
Türkiye, tarım konusunda giderek zayıflıyor. Daha düne kadar kendi kendine yetebilecek 9 ülke içinde olan ülkemiz, ne acıdır ki uygulanan yanlış tarım politikaları ile bugün et ithal eden, çiftçisi için tokum ithal eden, hatta buğdayı bile dışarıdan almak zorunda kalan bir ülke konumuna düşürülmüştür.
Birçok konuda da dışa bağımlı hale geldik.
Çiftçiler, yaptıkları işlerden para kazanamadıkları için işlerini de bırakmaya başladı. Bu da köyden kentlere göçü artırdı. Çiftçilik yapanları sayısının da giderek azalmaya başlaması, artan nüfus Türkiye’de neredeyse tarımı bitirme noktasına getirdi. Bugün bu sektör neredeyse can çekişiyor, taze kan gerekiyor.
Önümüzdeki bu tabloya baktığımızda MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin seçim vaatleri arasında tarımı ön plana çıkarmasını sevindirici ve olumlu buluyoruz.
MHP ne diyor, ne istiyor?
Tarımın bugünkü iktidarın ilgi ve desteğinin dışında kaldığını söylüyor. Gemiciklere ucuz mazot verildiğini, ancak çiftçiden bunun esirgendiğini söylüyor. Kaçak elektrik parasının çiftçinin cebini yaktığını söylüyor. Çiftçinin borç batağına sürüklendiğini, zirai kredi borçlarının 42 milyar lirayı aştığını söylüyor. Çiftçilerimiz için çok acil destek paketinin hayata geçirilmesini istiyor.”Çiftçi AK Parti’nin ayağındaki çarık, MHP’nin başındaki sarıktır” diyor.”Buğdayın para etmesi için de çözüm MHP’dir” diye ekliyor. Daha çok istek var ama yerimizin yetersizliğinden bunları sıralayamıyoruz.
Ancak, söylemek ve özetlememiz gereken MHP’nin seçimi kazanması halinde bu sıralanan istekleri yerine getirme sözü verdiğidir.
Konu ile ilgili olarak Bahçeli’nin şu açıklamalarına birlikte bakalım:
“Çiftçi olmadan doymamız, tarım olmadan beslenmemiz mümkün değildir.
Tarlada ekilen mutfakta pişiyor, tarlada dikilen sofrada yeniyorsa bunun itibar payesi elbette toprağını alın teriyle işleyen çiftçimizdedir.
Toprak bereketin yuvası, medeniyet ve kültürlerin yurdudur.
Toprakla buluşan ilk tohum, toprağı kaderi ve geleceği gören ilk şuur insanlığa yepyeni ufuklar çizmiş, tarihe taptaze bir istikamet vermiştir.
Tarımla beraber devletler kurulmuş, imparatorluklar ortaya çıkmıştır.
Bereketli hilal diye tabir edilen coğrafi kuşak insanlık için umut ve uyanış adası olmuş, buradan yeryüzünün her köşesine medeniyet ışığı düşmüştür.
Çiftçilik; mazisi asırları bulan, şöhreti çağları aşan, değeri paha biçilmez olan bir mesleğin, bir mücadelenin, bir fedakârlığın haklı gururudur.
Toprakta gelecek gören, toprağa var olmanın ruhunu aşılayan çiftçidir, çiftçilerimizdir.
Nasır tutmuş elleriyle, güneş yanığı nurlu yüzleriyle, kimi gün hüzünlü, kimi gün umutlu bakışlarıyla milletine hizmet sunmaktan övünç duyan yine çiftçilerimizdir.
Şu an köy kahvesinde kasvetli bir ruh haliyle çayını yudumlayan kardeşlerimizin meseleleri ağırdır, biliyorum.
Şu an evlerinde kara kara borçlarını düşünen, bu yıl ki harmanı da borçlarına teslim etmenin peşinen yürek yarasını duyan kardeşlerimizin sıkıntısı fazladır, anlıyorum.”

Dikkat edilecek olursa et konusu yıllardır sorun olmaya devam ediyor. Besicilik bile neredeyse dibe vurmuş durumda. Zaman zaman Türkiye et ithal etmek durumunda bile kalmadı mı? Bugün, ülkemize çeşitli yollardan ve sağlığa zararlı kaçak etler girmiyor mu? Ne yediğimizi, ne içtiğimizi bile bilemiyoruz.
MHP’nin programında et konusu da var. Bahçeli, bu konuya da şöyle yaklaşıyor:
“Artık ülkemiz ihracat şöyle dursun, birçok tarım ürününü ithal eder bir hale gerilemiştir.
Şüphesiz kendi kendimizi doyuramayacak durumda olmamız ibret vesikasıdır.
2002 yılına göre bugün ithalat miktarlarına baktığımızda; buğday 3,1 kat, arpa 11,7 kat, kuru fasulye 1,5 kat, kırmızı mercimek dikkatinizi çekiyorum bin 234 kat, nohut 834 kat, şeker 13 kat, ayçiçeği 6,7 kat artış göstermiştir.
Öyle ki saman bile ithal edilmiştir.
Canlı hayvan ve et ithalatıyla hayvancılık dibe vurmuştur.
Şiddetli soğuk ve yağışlardan dolayı Doğu Anadolu Bölgemiz başta olmak üzere birçok yöremizde hayvanlar açlıkla yüz yüzedir.
Bu itibarla hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız sorun yumağının içindedir.
Yem bitkileri parası ya ödenememekte, ya da ödenenler bir işe yaramamaktadır.
Aşırı kar yağışı ve don vakası nedeniyle; Aydın, Muğla, Antalya, Sakarya, Manisa, Edirne ve daha birçok ilimizde çiftçilerimiz endişe verici zararlarla karşılaşmışlardır.
2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanunun henüz bir faydası dokunmamış, kanayan yaralara deva olamamıştır.
Mahsulü tarlada kalmış, umutları afetlerle kaybolmuş çiftçilerimize bin bir zorluk çıkarılmakta, zarar ve ziyanları karşılanmamaktadır.
Bu adaletli bir durum değildir ve mutlaka düzeltilmelidir.
Toplam mal varlığının yüzde 40’nı bulmayan zararlarında yardım ve destek alamayan çiftçilerimizin feryadına kulak vermek Hükümet’in her şeyden önce vicdan borcudur.
2000’li yılların başında tarımdan ekmeğini çıkaran, nafakasını temin eden 7,8 milyon vatandaşımız varken, bu sayı yıllar içinde erimiş ve 6 milyona düşmüştür.”

[email protected]
[email protected]

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.