Ülke uçurumun kenarına sürükleniyor…

NECDET BULUZ

Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde meydana gelen olaylar “kamu güvenliği” konusundaki hassasiyetleri alt üst etmiştir. Özellikle ilçede terör örgütü PKK ile, Hizbullah (HÜDA-PAR) arasında çıkan çatışmaların ülkeyi iç çatışmalara, hali ile uçurumun kenarına sürüklemekte olduğunu da göstermesi açısından önemsenmelidir. Olaylarda 3 kişinin hayatını yitirmesi, onlarca kişinin yaralanması ve tansiyonun yükselmesi yeni olayların da habercisi olarak değerlendiriliyor.
Burada özellikle vurgulamamız gereken şu olmalıdır:
Güneydoğu’da devlet var mı? Çeşitli çevreler, muhalefet parti liderleri, Doğu ve Güneydoğu’da otorite boşluğunun var olduğunu,devletin olmadığını, güvenlik güçlerinin yetersiz kaldığını iddia ediyor. Yapılan açıklamaların ortak noktası da “Devlet Güneydoğu’da yok” şeklinde oluyor.
Başbakan Davutoğlu, her zaman olduğu gibi “Bunlar provokasyonlarla karşı karşıya olduğumuzu açık bir şekilde göstermektedir.”diyor. Derin güçlerin ortaya çıktığını ve olayların bu nedenle meydana geldiğini söylüyor.
Biz, ülkeyi bölünme noktasına taşıyan, karışıklı çıkaran,iç çatışmaları kışkırtan kim olursa olsun karşısındayız ve devletin yanındayız.
Ancak, olayların seyri, görünenler ve diğer açıklamalar, işin boyutunun hiç de böyle olmadığını gösteriyor. Polisin giremediği Cizre sokaklarına Öcalan posterlerinin ve PKK bez parçalarının asılması ve bunlara ses çıkarılmaması buralarda bir güvenlik boşluğunun olduğunu gösteriyor.
Esnaf kepenk kapatmaya zorlandı, caddeler savaş alanına döndü. PKK ve yandaşları polis araçlarına molotof kokteyleri ile saldırdı. Bunu yapanlar belli, ama yakalanmıyor. Bu da kafalarda soru işaretleri yaratıyor.
Cizre’de olayların başlangıcına baktığımızda “Devlet nerede?” demek zorundayız. PKK’lılar, günlerce hendek kazıyor. Bir hazırlık içinde oldukları görülüyor. Peki, PKK’lılar bunu yaparken, bunlar görülmüyor mu? Görülmemesi bir hata, görülüyorsa engelllenmemesi daha da hatadır.
Bir başka iddia da şu:
PKK’lı Kürtler, HÜDA-PAR’lı Kürtlerin evlerini yakmaya kalkmışlar. Bu evler önce tespit edilmiş, daha sonra eylem başlatılmış. Bu işi tezgahlayan kirlii eller varsa bunlar neden tespit edilemedi? Neden bunlar eylemlerden önce yakalanmadı? Devlet “Burada ben varım” demedi? Olaylar sonrası ortaya çıkıp “Bu işler provokasyon, kirli eller devrede “demek çözüm olmuyor. Varsa bunlar ortaya çıkarmak bu devletin görevidir.
Bu işlerin provokasyon olduğu, kirli ellerin işin içinde olduğu, hatta paralel yapının eseri olduğu da iddia ediliyor. Eğer böyle bir şey varsa devlet nerede? Hükümet niye bu kirli ellere ulaşamıyor? Niye provokatörleri yakalamıyor? Herşeye hakim olan, her imkana sahip olan Hükümetin varsa böyle bir iddia bunları bulup, ortaya çıkarması gerekiyor.
Biz, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, kirli elleri, provokatörleri, pararel yapı veya yapıları devletin bulmasını, ortaya çıkarmasını ve yok etmesini bekliyoruz ve destekliyoruz.
Yoksa “Devlet nerede?” sorusu yanıt bulamayacaktır. Varsa ortada bir provokasyon, çıkarın bunu ortaya.
“Parelel yapı ile mücadele diyoruz” diyen Hükümete karşı bazı çevreler ve muhalefet “Asıl parelel yapı PKK” diye yanıt veriyor. Terör örgütüne verilen tavizlerle yeni bir parelel yapı oluşturulduğuna dikkat çekiliyor.
PKK ve yandaşları açık açık hendek kazıyor, polisi kente sokmuyor, yapılan açıklamalarda da burada terör örgütünün özerklik ilan ettiği vurgulanıyor. Daha ne provokatörü,ne derin PKK eli aranıyor? Yapanlar ortada değil mi? Bu işin arkasında olanların kim olduğunu devlet bilmiyor mu?
Ellerinde kalaşnikof, yüzlerinde poşu örtülü militanlar yakalanmıyor, gözaltı olayları olmuyor,bunları yönetenlere karşı operasyonlar yapılmıyorsa burada insanların aklına “devlet nerede?” sorusu gelmiyor mu?
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun şu tespitine dikkat ediniz:
“Güneydoğu’da güvenlik gücü denilince akla PKK’lılar geliyor. Buna şimdi de Hizbullah eklendi. Aralarında egemenlik savaşı var. Ülkemiz hızlı iç savaş sürecine doğru gidiyor. Başbakan,bunu kavrayamıyor. Başbakanlık binasına sahip olamayan biri bunu nasıl kavrasın?”
Ülkemizde bir iç savaşın ayak seslerinin duyulmakta olduğu ifade ediliyor. Bu oyunun da yeni olmadığı, taban oluşturulduğu,bu savaşın yayılması için de sıkı bir çalışma içinde olduğu iddia ediliyor.
Hükümet olanların “Önce kamu güvenliği” demelerine karşılık, kamu güvenliğinin hiçe sayıldığını, bu eylemlerin Güneydoğu’yu da aşıp, ülke geneline yayılmasından da endişe ettiğimizin altını çizmek istiyoruz.
necdetbuluz@gmail.com
necdetes@mynet.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.