Ana sayfa Yazarlar Ömer Sağlam

Abdullah Gül’ün acısı ve Biji Serok Obama…

“Dostum” diyebileceğim seviyede sevdiğim ve bütün Türkiye’nin de yakından tanıdığı bir Müftü Efendi, facebook sayfasında, yandaş medyanın önemli elemanlarından Yeni Şafak gazetesinden bir videoyu paylaşarak şöyle bir yorum yapmış: “Hey gidi günler hey.. Başındaki örtü dolayısıyla Meclisten kovulan kızımıza bu zulmü reva gören bu merhum zat-ı Muhterem bu gün Mecliste olsaydı acep ne derdi ki doğrusu merak ediyorum…”

Yeni Şafak ise görüntüyü şu açıklama ile paylaşmış okurlarıyla: “1999 seçimlerinde milletvekili seçilen Merve Kavakçı başörtülü olduğundan dolayı Meclis’te DSP’li vekiller ve dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in provokasyonlarına maruz kalmıştı. O an Meclis’te bulunan MHP’li, DYP’li ve ANAP’lı vekillerse Kavakçı’ya karşı yapılan sözlü saldırılara sessiz kalarak bu anti-demokratik eyleme destek vermişti.”

Anlaşılacağı gibi; videoda Bülent Ecevit’in, 1999 yılı seçimlerinden sonra yemin etmek için türbanıyla meclise gelen RP İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı’ya göstermiş olduğu tepkiye ilişkin görüntüler var. Hocanın yapmış olduğu yorumun ve paylaşmış olduğu görüntünün altında ise arkadaşlarınca yapılan yorumlar var. Hakaretin ve sövmenin bini bir para.

Yorumların içinde hocayı ti’ye alan birkaç yorum da var. Onlardan birisi olan Soner Ünal isimli kişiye ait. Soner Ünal, Merve Kavakçı’nın aynı zamanda ABD vatandaşı olmasından dolayı, kendisine “Başörtülü kızımız” diyen bizim hoca efendiye “Kızınız ABD vatandaşıydı” şeklinde bir dokundurma yapmış. Hoca bu espriyi anladı mı bilmem. Bu espriye güvenerek hocaya bir dokundurma da ben yaptım ve şöyle dedim:

“Hocam, Merve Kavakçı’nın sizin kızınız olduğunu bilmiyordum! Allah bağışlasın; kerimeniz pek de güzel! Sahi Merve kaçıncı evliliğini yapmıştı? Düğününe davet etmediğiniz için sayamadık da…”

Hoca, benim yorumumu hemen sildi tabi! Ancak durur muyum hemen şu yorumu ekledim:

“Sevgili hocam ve saygı değer dostum; 14 sene önce yaşanmış bir olayı tekrar gündeme getirip, insanları Ecevit’e sövdürmekle elinize ne geçti? Esasen çözülmüş bir problemi ve kapanan bir yarayı kaşımanın kime ne faydası var? Ecevit, şu ya da bu şekilde bu ülkeye hizmet etmiş birisidir. Bırakın diğer hizmetlerini, sadece Kıbrıs’taki haklarımızı perçinlemiş olması bile yeterlidir. Merve Kavakçı’ya milletvekilliğine dair özlük hakları iade edilmiş, eltisi (Ayşenur İslam) ise bu ülkede bakan olmuş. Yani mağduriyetler bir şekilde giderilmiş. Daha ne?

İnsanların ayıplarını araştırmak, geçmişini deşelemek bir Müslüman’a yakışmaz. Yapmış olduğunuz paylaşım; Hucurât Suresi’nin 11. ve 12. ayetlerinin hükümlerine de aykırıdır. Siz, iki bin küsur takipçisi, binlerce arkadaşı ve ayrıca bir tv programcısı olarak lütfen şu üç soruma cevap veriniz. Muhtemelen, takipçileriniz, arkadaşlarınız ve izleyicileriniz sizin bu sorulara vereceğiniz cevapları merak ediyorlardır:

1- Tedbirsizlik sebebiyle Soma’da 301 vatandaşımızı ölümüne sebep olan Soma Holding’in sahipleri, Merzifon’da devletten yeni maden ihalesi almış bulunuyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

2- Zafer Çağlayan’a 700.000 dolarlık saat hediye eden ve cari açığın %15’ini tek başına karşıladığı söylenen Reza Zarrap, TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’nun davetine uymayarak ifade vermeye gitmemiş. Onun arkasındaki güç kimdir, bu konudaki görüşünüz nedir?

3- Dünya Ekonomik Forumu’nca cinsiyet ayrımı konusunda hazırlanan bir rapora göre; Türkiye 142 ülke arasında 125. imiş; bu konudaki düşünceleriniz nedir?”

Hoca, derhal bu yorumumu da kaldırdı duvarından! Daha da üstüne gitmedim. Hoca hangi kanalda mı program yapıyor? “Bu milletin a..na koyacağız” diyen adamın patronajındaki TV kanalında yapıyor elbette. “Zahide Yetiş” isimli bayan tarafından hazırlanıp sunulan programın sürekli konuğu kendisi. Geçenlerde evlenen ve düğününü ekranlara taşıyan adı geçene eşiyle birlikte altın bile taktı kameralar karşısında…

“AKP neden sürekli kazanıyor” diye merak edenler varsa, işte cevabımız; Ülkücüler yüzünden! Çünkü bu hoca efendi en azından 1990’lı yıllarda Ülkücü geçinen bir din adamıydı. Demek ki; yıllar iyiden iyiye onu da değiştirmiş! Kâmil Hayatı Aydın diye bir Müftü efendi vardı İstanbul’da. Yaman Ülkücüydü ve kendilerini Ülkücü olarak gösteren diğer müftüler yaşça onlardan büyük olan Kâmil Bey’in etrafında toplanırlardı. Kendisine “Ağabey” derlerdi. Diyanet’ten bir istekleri olunca, hemen devreye Gülnar’ın bu cüssesi küçük, yüreği büyük çocuğu Kâmil Hayati Aydın’ı sokarlardı. Bizim televizyoncu müftü de onların arasındaydı bildiğim kadarıyla. Kâmil Bey, İstanbul’da yapılan toplantılarda Diyanet İşleri Başkanlarını bile tenkit etmekten asla çekinmeyen yiğit bir adamdı. Yanılmıyorsam, Merhum Türkeş ile de ilişkisi vardı Kâmil Hoca’nın…

Abdullah Gül Acı Çekiyormuş; Niye ki ne?

Sabık Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Suudi El-Hayat Gazetesi’ne vermiş olduğu ilk röportajında, Türkiye ile Mısır Arasındaki ilişkilerin bozulması konusunda şöyle demiş: “Mısır’la Doğu Akdeniz’de iki elmanın yarısıyız. Her zaman Mısır’ın güçlü olmasını isterim. İki ülke arasında olan bitenlerden acı ve ıstırap çekiyorum. Sorunu çözmek ve yaraları sarmak için ben de adımlar attım, girişimlerde bulundum.”(1).

Şimdi Gül’ün bu açıklamasına kim inanır bilmem ama galiba Kadir bile inanmaz bu sözlere! Çünkü Abdullah Gül’ün bu konuda yapmış olduğu hiçbir girişimi hatırlamıyorum ben. Kahire Büyükelçimiz Hüseyin Avni Botsalı, Tayyip Erdoğan’ın ve Ahmet Davutoğlu’nun oyuncağı olup, Mısır’la Türkiye arasında “çağırma-geri gönderme” anlamında gitgeller yaşarken bile devrede göremedik Abdullah Gül’ü. Çünkü çekiniyordu Tayyip Bey’den. Çünkü onun “Partimizin adayı Abdullah Gül kardeşimdir” diyerek sahneye çıkardığı bir isimdi ve kendisine minnet borçluydu. Gezi Eylemleri sırasında “Polisin takındığı tavır” ve “Orantısız güç kullanımı” konusunda azıcık yalpa yapıp, hükümetle zıt düştü diye başına gelmeyen kalmamıştı çünkü.

Mısır Cumhurbaşkanı seçilen Abdülfettah El-Sisi’ye, teamüller gereği, göndermiş olduğu mesajı bile Tayyip Bey’den çekinerek göndermiş ve “Bu mesaj, uluslararası teamüller doğrultusunda gönderilmiştir, bu durum hükümetin Mısır’la ilgili görüşleriyle çelişmemektedir”(2) şeklinde açıklama yapmak zorunda kalmıştır.

Bu sebeple ben, Abdullah Gül’ün “Mısır-Türkiye ilişkilerinin bozulmasından dolayı acı ve ıstırap çekiyorum” şeklindeki sözlerine billahi inanmam! Eğer öyle olsaydı, Türkiye’deki “Rabiacılar” ve “Esmacılar” için kalkar iki laf ederdi. Peki, siz hiç duydunuz mu başta Tayyip Erdoğan ve hükümeti olmak üzere; Mısır ile ilişkilerimizi kopartan bu adamlar hakkında Gül’ün söylediği iki laf? Duymadınız değil mi? Ben de duymadım.

Eğer acı çekmiş olsaydı, AYM’nin toplantısında TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’na posta koymaya kalkışan dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın “Kalkın gidelim!” emrine râm olarak, peşine takılıp gitmezdi salondan! Çünkü Sayın Gül, hiç bir zaman milletin cumhurbaşkanı olamadı. O sadece AKP’nin, daha doğrusu Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanıydı! Bu sebeple Türkiye’nin uluslararası alanda yalnızlaştırılması operasyonunun önemli bir parçası da bizzat Sayın Abdullah Gül’dür. Bunu sakın unutmayın! Bana göre; Abdullah Gül, Mısır ile ilişkilerimizin bozulmasından dolayı değil, olsa olsa ikinci kez Cumhurbaşkanı seçilememesinden ve AKP’den nazikçe dışlanmasından, hatta kovulmasından dolayı acı ve ıstırap çekmektedir.

Peki sizce Sabık Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk röportajını neden yerli bir medya organına değil de bir Arap gazetesine vermiş olabilir? Üstelik de Suudi Arabistan gazetesi El-Hayat’a?

Biji Serok Obama

Türkiye, hem de cumhuriyetimizin kuruluşunun 91. yılına rastlayan bir günde, tarihinde çok nadiren yaşadığı utançlardan birisini yaşamış bulunuyor. Ağır silahlarla donatılmış Peşmerge güçleri, sınır kapımız Habur’dan başlayıp Suruç’a gelinceye kadar havai fişek gösterileriyle ve “Biji Serok Obama-Yaşasın Başkan Obama” tezahüratları altında ilerledi. Yerli işbirlikçilerin ve hainlerin bu türlü şahsiyetsiz ve karaktersiz hareketleri sebebiyle tam bir gövde gösterisine dönüşen Peşmerge konvoyu, tam da Anadolu’yu işgal eden İtilaf Devletleri’nin askerlerini andırıyordu.

İşin ilginç yanı ise Peşmerge askerlerinin, kollarında ABD bayrağı işlenmiş elbiseler giymiş vaziyette kollarını havaya kaldırarak zafer işaretleri yapmak suretiyle kendilerine sevgi gösterisinde bulunan ayrılıkçı Kürtlere karşılık vermeleriydi. Bu neyin zaferiydi? Silahlı olarak Türkiye’de gövde gösterisi yapma imkanı buldukları için mi zafer işaretleri yapıyorlardı? Kimseler sormadı bu soruyu. Zırhlı araçlarıyla Peşmerge konvoyuna eşlik eden Özel Harekât polisleri bile sormadılar/soramadılar bu soruyu…

Sinan Oğan’dan Bayan Gazeteciye Frikik Golü!

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; Dün akşam Habertürk’te yayınlanan ve Balçiçek İlter’in yönettiği ‘Karşıt Görüş’ programının konukları kendisini Ortadoğu Uzmanı diye tanımlayan Türkiye Gazetesi Yazarı Ceren Kenar ile MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’dı. Programda Sinan Oğan, Ceren Kenar’a dönüp ‘Goebbels’i bilir misin’ deyince, Ceren Kenar ‘Bilirim ama henüz tanışmadım’ şeklinde cevap vermiş. Oysa Dr. Paul Joseph Goebbels, 1897-1945 yılları arasında yaşayan, Alman Faşist diktatör Adolf Hitler’in en yakın arkadaşlarından biri ve en sadık yandaşıydı. Hitler Almanya’sında, 1933 ile 1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapmıştı. Yani Ceren Kenar’ın, bu adamla tanışma ihtimali en azından bu dünya için mümkün değildir. Belki öbür tarafta tanışarak bir röportaj yapma imkânı bulur bu ….’ın kenarı Orta Doğu Uzmanı gazeteci.

Gördüğünüz gibi; elin el kadar kızları bile “Orta Doğu Uzmanı” sıfatıyla gazetelerde köşe yazarlığı yapıp, üstelik de daha Goebbels’in kim olduğunu bilmedikleri halde paraya para demezken, bizim gibi Orta Doğu üzerine 600 sayfa kitap yazmış adamlar, internet köşelerinde aç açına doldur boşalt yapıyoruz dostlar. Söyleyin bakalım, bu suç kimin? Adalet bunun neresinde?
31.10.2014
______________
1-http://www.haber3.com/atesli-konusmalarin-kimseye-faydasi-olmaz-2958905h.htm#ixzz3HdWlJtj1
2-http://www.timeturk.com/m/haber.asp?id=850167
3-http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/135721/Yeni_Turkiye_nin_yeni_gazetecisi_.html#

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here