Türkiye’ye biçilen rol…

NECDET BULUZ

 

IŞİD’a karşı Amerikan’ın önderliğinde oluşturulan “çekirdek koalisyon” içinde Türkiye önce aktif görev almamıştı. Ya da böyle bir algı operasyonu yayıldı. Daha sonra Cumhurbaşkanı’nın New York ziyareti ve ikili görüşmeler sonunda Türkiye politikalarında (U) dönüşü yaptı. Erdoğan yaptığı açıklamada “Askeri dahil, her türlü desteğe hazırız” dedi.

Bizi takip eden okurlarımız anımsayacaklardır. IŞİD’a karşı operasyonların başlamasından önce yazdığımız bir yazıda “Türkiye’yi kara operasyonuna sürükleyeceklerdir” demiştik. Suriye ve Irak’daki IŞİD hedeflerinin havadan vurulmasından sonra kara harekâtının şart olduğu açıklanmıştı.

Hatta Türkiye’ye gelen Amerikalı yetkililer “Türkiye ile anlaştık. Üzerine düşeni yapacaktır” demişlerdi.

Karadan süpürme operasyonlarını Peşmerge ve Irak güçlerinde yapılacağı söylenmişti. Bu güçlerin bırakın süpürme operasyonunu, u anda kendilerini koruyacak güçleri bulunmuyor. Amerika ve Batı bunu bilmiyor mu? Bölgede, bu işi en iyi şekilde yapacak olan tek ülke Türkiye’dir. Bu nedenle de Türkiye’ye bastırdılar ve biçilen rolü üstlenmemizi dikte ettirdiler.

Bizimkiler, IŞİD’ın elindeki rehineleri bahane ederek açıklama yapmaktan kaçındılar ama Türkiye’ye biçilen görev eninde sonunda yerine getirileceğini de biliyorlardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York’taki temasları sonunda her şey netliğe kavuştu. Erdoğan’ın, dönüşte yaptığı açıklamalarda “Elimiz kolumuz bağlı duramayız. IŞİD tehlikesi sınırımıza dayanırsa kara operasyonu yaparız. Askerimiz bugünler için vardır” diyerek Türkiye’ye biçilen görevi sınırlı da olsa dile getirmiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Hudutlarımızı korumak durumundayız” diyor. Doğru da söylüyor. Hudutlarımız 3 yıldan bu yana delik-deşik olmuş, bugün mü korumak aklımıza geliyor? PYD ve IŞİD kurşunları hududu aşıyor,topraklarımıza düşüyor,masum insanlar ölüyor, okullar tatil ediliyor,evler boşaltılıyor. Yıllardır film seyreder gibi bunları izlemiyor muyuz?

Peki, ne oldu da birden bire böyle bir değişikliğe gidiliyor? Sınırlarımızın güvenliğinden söz ediliyor. Zaten sınırlarımızda güvenlik mi kaldı? Tel örgüleri bile yerle bir ederek Suriye’ye geçenler mi, Suriye sınırından ülkemize elini kolunu sallayarak gelenler mi, sınır boylarımızdaki çatışmalarda topraklarımıza düşen bombalar mı, kurşunlar mı bugüne kadar tehlikeli olmadı? İnsanlarımız bile hayatını kaybetti. Daha ne olması bekleniyordu?

Bugün sayıları 3 milyonu bulan sığınmacılar nereden geldi? Kaldı ki bunların yarısının kayıdı bile bulunmuyor. Türkiye’nin hemen her tarafına yayılan bu sığınmacılar yüzünden huzurun ve barış ortamının büyük ölçüde yara aldığını defalarca söylemeye gerek var mı?

 

IŞİD, kapı komşumuz olmadı mı? PKK’nın Suriye kolu PYD’nin bayrakları sınır boylarımızda görülmüyor mu? Her türlü kaçakçılığın, teröristlerin geçiş noktası olarak Hatay ve diğer Suriye sınır bölgelerimiz gösterilmiyor mu? Türkiye aleyhindeki iddiaların uçunu göremiyoruz.

Bizi bir gün, Ortadoğu’daki bu bataklığa sokacaklarından hep endişe ettik. Yapılanların yanlışlığını vurgulamaya çalıştık. Suriye konusundaki yanlış politikaların faturasını günün birinde ödemek durumunda kalacağımızı da biliyorduk. Bugün, ne yazıktır ki bu noktaya gelmiş bulunuyoruz. Türkiye, öyle görünüyor ki ön cephede bulunacak. Amerika ve Batı tarafından Türkiye’ye biçilen rol budur.

Halen, “Esad rejimine gereği yapılacaktır” deniliyor.

Ortadoğu’da haritalar değiştikten, Türkiye’ye biçilen rol yerine getirildikten, ülke bölünme noktasına taşındıktan sonra Suriye’deki rejim değişse ne olur, değişmese ne olur?

Şimdi, biz de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şunu anımsatalım:

Yıllardır PKK ile mücadele dildi, Kandil yuvaları havadan bombalandı. Sonuç alınamadı. Askeri uzmanlar “ Kara harekâtı olmadıkça sonuç almak mümkün değildir” dediler. Ortadoğu uzmanları da aynı görüşleri dile getirdiler.

Bugün sınırlarımızdaki tehlikeden söz edenler, sınır güvenliğinin sağlanması için gerekeni yapacaklarını söyleyenler, PKK’lıların Kandil’den Türkiye’ye sınırdan girdiklerini bilmiyorlar mıydı? Eylem yapan teröristler, yeniden sınırdan sızıp Kuzey Irak’a geçmiyorlar mıydı?

Kuzey Irak’tan Türkiye’ye yapılan kaçakçılık sınırdan yapılmıyor mu? Bugüne kadar bunu önleyebildik mi?

Kandil’e kara harekâtından kaçanlar, bugün IŞİD konusunda bakınız neler diyor:

“IŞİD, sadece hava operasyonu ile bitmez. Karanın girmediği yer kalıcı olmaz. Sınırımıza tehdit olursa askeri operasyon yapılacaktır. TSK böyle anlarda gereklidir.”

e.mail: necdetbuluz@gmail.com

             necdetes@mynet.com

 

 

 

 

 

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.