Temmuz ayının ilk haftasında Üsküp’te gerçekleştirilen uluslararası bir toplantıya katıldım ve Avrupa Birliği’nin Batı Balkanlara Genişleme Sürecine ilişkin bir bildiri sundum. Bu yazımda bildirimden kısa bir özeti sizlerle paylaşacağım.

 

Türkiye 1959 yılından bu yana AB kapısında üye olmak için beklemektedir daha doğrusu bekletilmektedir ama Yugoslavya’nın dağılmasından sonra kurulan 7 Balkan ülkesinden ikisi (Slovenya ve Hırvatistan) AB üyesi olmuştur.

 

Sırada 6 Balkan ülkesi vardır. Bunlar da sanırım Türkiye’den önce AB üyesi olacaklardır.

 

Batı Balkan ülkelerinden Makedonya 17 Aralık 2005, Karadağ 17 Aralık 2010 tarihinde aday ülke statüsünü kazanmıştır. Avrupa Birliği’ne üyelik için başvuran fakat adaylık statüsü verilmeyen ülke Arnavutluk’tur.

 

Üyelik için başvuruda bulunmayan iki ülkeden biri Bosna-Hersek diğeri Kosova’dır. Kosova, potansiyel aday ülke konumundadır.

 

Makedonya ile 9 Nisan 2001, Arnavutluk ile 12 Haziran 2006, Bosna-Hersek ile 16 Haziran 2008, Karadağ ile 15 Ekim 2007, Sırbistan ile 29 Nisan 2008 tarihinde İstikrar ve Ortaklık Anlaşmaları imzalanmıştır.

 

Bosna-Hersek, AB açısından günümüzde “ortak ülke” statüsünde potansiyel aday ülkedir. Şubat 1992 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Bosna-Hersek, 7 Nisan 1992’de ABD ve diğer Batılı ülkelerce tanınmıştır.

 

Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya 1991 yılında bağımsızlığını kazanınca, 22 Mart 2004 tarihinde AB’ye üyelik başvurusunda bulunmuştur. 1 Nisan 2004 tarihinde Makedonya ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması imzalanmış, 19 Aralık 2009 tarihinde Schengen Alanı’na girişte ülke vatandaşlarına yönelik vize kaldırılmıştır.

 

Yugoslavya’nın dağılmasının ardından bir süre Sırbistan ile kader birliği yapan Karadağ 28 Haziran 2006’da bağımsızlığını kazanarak Birleşmiş Milletler’in 192’nci üyesi olmuştur. 15 Aralık 2008’de Karadağ üyelik başvurusunda bulunmuştur. Karadağ vatandaşlarına uygulanan vize 19 Aralık 2009 tarihinde kaldırılmıştır.

1 Haziran 2000 tarihli Feira Zirvesi’nde AB ile İstikrar ve Ortaklık  Süreci’ndeki ülkelerinin AB’ye potansiyel adaylıkları kabul edilince eski Yugoslavya’nın temeli olan Sırbistan ile de ilişkiler gelişmiş ve 19 Aralık 2009’da Schengen Alanına seyahat edecek Sırp vatandaşlarına yönelik vizeler kaldırılmıştır.

Haziran 2003 Selanik Zirvesi’nde Bosna Hersek potansiyel aday ülke olarak  kabul edilmiştir. Henüz AB’ye üyelik başvurusunda bulunmamıştır. 15 Aralık 2010’da biometrik pasaporta sahip olan ülke vatandaşlarının Schengen Alanı’na vizesiz girişi sağlanmıştır.

 

Avrupa Komisyonu, 27 Haziran 2012 tarihinde Bosna-Hersek ile Katılım Sürecine İlişkin Yüksek Düzey Diyaloğu başlatmış ve AB’ye üyelik başvurusunda bulunabilmesi için İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın yürürlüğe girebilmesi için yerine getirmesi gereken koşulları  içeren bir yol haritası sunmuştur.

 

Yol haritasına göre, Bosna-Hersek’in anayasasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin  2009 yılında aldığı Sejdi-Finci Kararı doğrultusunda üç kurucu halk olan Boşnak, Sırp ve Hırvatlar dışındaki etnik grupların da üst düzey kamu görevlerine seçilebilmesine imkan sağlayacak şekilde değiştirmesi gerekmesine  rağmen siyasiler arasında  bir uzlaşma sağlanamamıştır.

 

Avrupa Komisyonu, Bosna-Hersek anayasasını AİHM kararı doğrultusunda değiştirmediği sürece AB ile bütünleşme sürecinde ilerlemesinin mümkün olmayacağını açıklamış ve 2014 yılında yapılacak seçimlerin uluslararası standartlara uygun olarak gerçekleşmiş sayılmayacağını belirtmiştir.

 

1992-1995 Savaşı’nı sonlandıran Dayton Barış Anlaşması’nın yarattığı karmaşık idari yapı ve ülkedeki siyasi istikrarsızlık, Bosna-Hersek’in üyelik sürecindeki en büyük engeldir. Bosna-Hersek’te Ekim 2010 seçimlerinden sonra 16 ay boyunca  hükümet kurulamamış, bu durum AB yolunda uygulanması gereken reformları aksaklığa uğramıştır. Bosna-Hersek vatandaşlarına da AB’ye vizesiz seyahat imkanı sağlanmıştır

 

19 Nisan 2013’te Kosova ile Sırbistan Başbakanları arasında AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton arabuluculuğunda iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla yürütülen diyalogda, Kuzey Kosova’nın yönetimi ve ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda  anlaşmaya varılmıştır.

 

19 Ekim 2012’da Kosova ile Sırbistan arasında yüksek seviyeli görüşmelere başlanılmıştır. Komisyon ve Yüksek Temsilci tarafından 22 Nisan 2013’te sunulan  raporda, Kosova’nın belirlenen öncelikleri yerine getirdiği belirtilmiş ve Kosova ile Anlaşma ’ya yönelik müzakerelere başlanmasını önerilmiştir.

 

Komisyon, Kosova’nın AB programlarına katılımına imkan sağlayacak bir teklif sunmuştur. 27-28 Haziran 2013 tarihinde AB liderleri Kosova ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması müzakerelerine başlanmasına onay vermiştir.

 

Kosova’nın beş AB üyesi devlet (Romanya, Slovakya, İspanya, Yunanistan ve GKRY) tarafından tanınmaması ve AB’de Kosova’nın statüsüne ilişkin ortak bir görüşün olmaması,  Kosova’nın AB ile ilişkilerindeki en büyük sorundur.

 

Nisan 2013’te Kosova ile Sırbistan arasında ikili ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin imzalanan anlaşmadan sonra Kosova’nın AB ile  İstikrar ve Ortaklık Anlaşması müzakerelerine başlamaya hazır olduğu kabul edilmiştir. Kosova’nın örgütlü suçlar ve yolsuzluk alanında da sorunlarını da çözmesi üyelik sürecinde ilerlemesi için bir önşattır.

 

Balkanlar, coğrafi, siyasi, ekonomik açıdan olduğu kadar tarihi, kültürel ve insani bağlar bakımından Türkiye için öncelik taşımaktadır. Çünkü Türkiye de bir Balkan ülkesi sayılır. 

 

Balkanlar; Türkiye’nin Batı ile irtibatını sağlayan tek kara bağlantısıdır, Türkiye üzerinden geçecek enerji  nakil hatlarının transit güzergahıdır, ekonomik ilişkilerimiz açısından  önemli bir yere sahiptir.

 

Ayrıca Balkanlarda önemli bir Türk nüfus yaşamaktadır. Balkanlar, 1990’lı yıllarda savaşlara ve etnik temizliğe maruz kalmış, bugünkü  barış ve istikrar ortamı ancak uluslararası müdahale sonunda sağlanabilmiştir.

 

Balkanlar’da barış ve istikrarın korunması Türkiye için önemlidir.  Yugoslavya’nın dağılması sonucu eski Yugoslavya’dan 7 bağımsız devlet ortaya çıkmış,  Balkanlar’daki  dengeler sarsılmış, istikrarsızlık bölgesel açıdan tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

 

Türkiye Balkanlar’daki işbirliği mekanizmalarının geliştirilmesi üzerinde önemle durmaktadır. İyi komşuluk ilişkileri ve bölgesel işbirliği kapsamında Türkiye’nin inisiyatifi ile gerçekleştirilen Türkiye-Hırvatistan-Bosna-Hersek ve Türkiye-Sırbistan-Bosna-Hersek üçlü danışma mekanizmaları oluşturulmuştur.

 

Bu işbirliği mekanizmaları ile bir yandan Bosna-Hersek’te barış, istikrar ve refahın pekiştirilmesine çalışılmakta, diğer yandan  Balkanların daha istikrarlı hale gelmesine çaba gösterilmektedir.

 

Türkiye, bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması bakımından  bölge ülkelerinin Avrupa ve Avrupa-Atlantik kurumlarına entegrasyonunun  gerekli  olduğu düşüncesiyle  bu ülkeleri desteklemeyi sürdürmektedir.

 

Türkiye, bölge ülkelerine siyasi ilişkilerin dışındaki alanlarda da destek ve yardım sağlamaktadır. Ekonomi, kültür, ortak tarihi miras, eğitim, askeri ve güvenlik gibi pek çok alanı kapsayan bu yardımlar ilgili devlet kurumları tarafından ikili anlaşmalar çerçevesinde ve dayanışma ruhu içerisinde gerçekleştirilmektedir.

 

Avrupa Komisyonu, 2014 yılı genişleme politikası önceliklerini temel konuların öncelikle ele alınması olarak belirlemiştir. Bu kapsamda hukukun üstünlüğüne öncelik veren yeni yaklaşım kapsamında Balkanlardaki gelişmeleri yakından izleyecektir.

 

Sırbistan ile katılım müzakerelerine başlanacaktır. AB üyelik surecinde isim sebebiyle engellemeler ile karşılaşan Makedonya’nın AB ile bütünleşme sürecindeki sorunların giderilmesi ve AB üyelik sürecinde Bosna-Hersek’in de 2014 yılında ilerleme sağlaması ümit edilmektedir.

 

Avrupa Birliği’nin Balkanlara genişlemesiyle Avrupa kıtasında “Türkiye dışında” genişlemenin sınırlarına ulaşılacak ve kıta bir barış ve refah bölgesi olarak dünya ekonomisindeki yerini alacaktır.

                                  

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.