Doç. Dr. İlyas Kemaloğlu (Kamalov) ORSAM Avrasya Danışmanı

3 Aralık 2012 tarihinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin Türkiye’yi ziyaret edecek ve Rusya-Türkiye Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin toplantısına katılacaktır. Bilindiği gibi bu ziyaret daha Ekim ayında gerçekleşmeliydi. Ancak Vladimir Putin’in sağlık nedeni ile ziyaret ertelenmişti. O tarihlerde iki ülke arasında uçak krizi yaşandığından dolayı, ziyaretin ertelenmesinin nedeni olarak bu kriz gösterilmişti. Ancak şu da bir gerçekti ki, Rus yetkililer ziyaretin uçak krizinden birkaç gün öncesinde ertelendiğini açıklamışlardı. Ziyaretin 3 Aralık’a ertelenmesinin hem olumlu hem olumsuz tarafları vardır. O tarihlerde ziyaret gerçekleşmiş olsaydı hiç şüphesiz ikili münasebetler gölgede kalacak, görüşmelere uçak krizi damgasını vuracaktı. Ancak kriz sırasında gerçekleşen ziyaret, o tarihlerde iki ülke arasında yaşanan gerginliğin derecesini hemen azaltabilirdi.

Uçak krizi geride kalsa ve Suriye krizi de artık eskisi gibi Türk-Rus münasebetlerinin gündeminde yer almasa da hiç şüphesiz Suriye konusu da görüşmelerin önemli gündemini oluşturacaktır. Kaldı ki Patriot füzeleri gibi önemli bir konu daha son anda görüşmelerin gündemine eklenmiş bulunmaktadır.

Gerek Suriye konusunda gerekse de Patriot füzeleri konusunda hiç şüphesiz taraflar kendi görüş/tutumlarından geri adım atmayacaklardır. Bu bağlamda tarafların en önemli hedefi, doğrudan Türk-Rus münasebetlerini ilgilendirmeyen bu konuların söz konusu münasebetlere zarar vermesini engellemek olmalıdır. Suriye konusunda tarafların bunu başardıklarını söyleyebiliriz. Aslında ilginçtir ki, Batı’nın Suriye de dâhil olmak üzere Orta Doğu’da müsebbip olduğu krizde Rusya ile Türkiye, doğrudan iki önemli taraf hâline gelmiş, hatta karşı karşıya kalmışlardır. Hâlbuki Suriye konusu, hiçbir zaman Türk-Rus münasebetlerinin gündeminde yer almamıştır. Bunun da farkında olan Türk ve Rus yetkililer, baştan beri Suriye konusunun münasebetlere zarar vermeyeceğini açıklıyorlardı. “Suriye krizi”, aslında Türk-Rus münasebetleri için bir sınav olmuştur. Tarafların da bu sınavı başarıyla verdiklerini söyleyebiliriz.

Patriot füzeleri konusuna gelince Kremlin, NATO’nun genişlemesi ve füze kalkan sistemlerini Rusya sınırlarına yakın coğrafyalara yerleştirmesine karşı çıkmaktadır. Zira Rus yetkililer bütün bunların Rusya’yı hedef aldığı görüşündedirler. Rus yetkililer, Türkiye’ye de Patriot füzelerinin yerleştirilmesine karşı çıkmaktadırlar. Türk yetkililer, bu füzeleri savunma amacıyla istediğini ileri sürseler de buna karşılık Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Lavrov, Çehov’un hikâyeleriyle cevap vermiştir. Bilindiği gibi Çehov’un hikâyelerinin başında hep bir silahtan bahsedilir, daha sonra bu silah unutulur ve ancak hikâyenin sonunda bu silahtan ateş edilirdi. Lavrov bu örneği vererek, söz konusu füzelere er ya da geç başvurulacağı ve bütün bunların bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağını söylemek istemektedir. Her ne kadar Rus yetkililer, Patriot füzelerinin Türkiye’ye yerleştirilmesine karşı çıksalar da Kremlin bu konuda asıl muhatabı olarak Batı’yı görmektedir.

Suriye ve füze konularının yanı sıra hiç şüphesiz ikili işbirliği konuları da bugünkü görüşmeler sırasında ele alınacaktır. Bu konuların başında ekonomi, ticaret, enerji alanlarındaki işbirliği konuları yer almaktadır. Bilindiği gibi iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 40 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. 2015 yılında taraflar ticaret hacmini 100 milyar dolar seviyesine çıkartma konusunda kararlıdırlar. 2014’te Soçi’de Kış Olimpiyat Oyunları’nın, 2018’de Rusya’da Dünya Futbol Şampiyonası’nın gerçekleşecek olması, Türk inşaat şirketleri için önemli bir fırsattır.

Enerji alanındaki işbirliği de münasebetlerde önemli bir yer tutmaktadır. Her ne kadar Türkiye’de enerji alanında Rusya’ya bağımlılık eleştirilse de bu bağımlılık artık tek taraflı değildir. Zira Rusya da kendi kaynaklarını Avrupa’ya ihraç etme sürecinde transit konusunda Türkiye’ye bağımlı hâle gelmektedir. Enerji alanındaki önemli sorunlardan biri, Rusya’nın Türkiye’ye pahalı gaz satmasıdır. Rusya, özellikle Güney Akım’ın güzergâhını belirlerken işbirliği yapacağı ülkelere fiyat indirimine gitmiştir. Türkiye de Rusya’dan aynı taleplerde bulunabilir.

Hiç şüphesiz Vladimir Putin’in bu ziyareti sırasında taraflar siyasi konularda anlaşmaya varmasalar dahi bu ziyaret, ikili münasebetlerin gelişimi açısından büyük önem arz etmekte, çok yönlü işbirliğine önemli katkılar da bulunacaktır. Ancak tarafların daha fazla önem vermeleri gereken bir alan daha vardır. Bu alan da kültürel münasebetlerdir. Her ne kadar Türk tarafı, münasebetleri “stratejik ortaklık” olarak nitelendirse dahi algılama sorununun daha tamamen çözülmediğini söyleyebiliriz. Yalnızca Rus turistleri ve Rusya’ya giden Türk işadamları ile de bu sorun çözülemeyecektir. Dolayısıyla taraflar, kültürel münasebetlere de önem vermeli, üniversite, stratejik araştırma kurumları, kütüphane, arşiv gibi kurumlar arasında işbirliğini arttırmalıdırlar. Bu alandaki işbirliği Soğuk Savaş döneminden kalan algılama sorununu çözmeye yardımcı olacağı gibi gelişen işbirliğini de daha sağlam temellere oturtacaktır. İşte o zaman Çehov’un oyunlarının başında zikredilen silahlardan da korkmaya gerek kalmayacaktır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.