NECDET BULUZ

 

Suriye sınırında bir Suriye jetinin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düşürülmesinden sonra Başbakan da, Cumhurbaşkanı da, Dışişleri Bakanı da “Yanlış yapanlar anında karşılığı görür” demişlerdir. Hiç kuşkusuz, uluslar arası kural neyi gerektiriyorsa, o yapılmalıdır biz bunun yanındayız. Hatta Başbakan daha da ileri gidip, miting meydanlarına bile bu olayı taşımış “Ey Esad, aklını başına al, senin karşında güçlü bir Türkiye ve ordu var” diyerek adeta meydan okumuştur. Başbakan “Bir tek evladımızın ölümüne bile izin vermeyiz “diyerek de Esad’a seslenmiştir.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, öyle açıklamalar yapıyor ki, sanki Esad’a diz çöktürmüş, bütün dünyaya meydan okuyan bir görüntü sergilemeye çalışıyor. Savaştan, vurmadan, kırmadan söz ediyor. Açık söylemek gerekirse biz bu tür açıklamalardan her zaman endişe duyuyoruz. Şimdi karşımızdaki düşman Esad değil, düne kadar besleyip destek verdiğimiz IŞID değil mi? El Kaide değil mi? PKK’nın Suriye kolu PYD değil mi?

                                                 DOĞRU OLANIN YANINDAYIZ

Görüşümüzü özetleyelim:

Devletimize, toprağımıza, bayrağımıza, vatandaşlarımıza ve askerimize karşı kimden gelirse gelsin, girişilecek her düşmanca hareketin karşısındayız. Hiçbir konuda taviz verilmesini de istemiyoruz. Suriye sınırında ikazlara rağmen sınır ihlali yapan Suriye jetinin düşürülmesini de takdirle karşılıyoruz. Bu konularda da bizi yönetenlerin yanında olduk, bundan sora da olacağız.

                                                  Ancak, burada parantez içinde şu önemsediğimiz konuyu vurgulamadan geçemeyeceğiz:

Suriye’deki iç çatışmalarda pis kokular geliyor. Türkiye tarafından muhalif gruplara tank desteği dahil, çeşitli silah, araç gereç verildiği de ifade ediliyor. Örneğin Suriye yetkilileri “Sınırda muhaliflere karşı havadan vurma yapacaktık, uçağımız düşürülerek Türkiye tarafından sınırdan topraklarımıza geçen muhalif gruplara destek sağlandığını gördük” diyorlar.

Eğer iddialar doğruysa, biz bunlara ve bu politikalara da karşı olduğumuzun altını çizmek istiyoruz. Görülüyor ki, Suriye konusunda bugüne kadar yapılan yanlışlara yenileri ekleniyor. Kaldı ki, desteklediğimiz bu gruplar çıkar ilişkileri gündeme geldiğinde bizi bile tehdit ediyorlar. IŞİD’in, El Nusra’nın, El Kaide’nin yaptıklarını görüyoruz ve unutmadık.

                                              PEKİ İSRAİL NE OLDU?

                                              Şimdi asıl konumuza dönelim:

                                                Suriye için söylemediklerini bırakmayanlara geçmişte İsrail’in Mavi Marmara baskınını anımsatmak istiyoruz. Mavi Marmara, uluslar arası sularda İsrail tarafından durdurulmuş, gemi basılmış, 9 vatandaşımız da katledilmişti.

                                              Suriye için mangalda kül bırakmayanlar, bu olay karşısında ne yaptı? Niye seslerini çıkarmadı? Niye misilleme için düğmeye basılmadı? Donanma bulundukları yerden bile kıpırdamadı. Hiçbir uçağımız kaldırılıp, İsrail’e gözdağı verilmedi. Siz, 9 vatandaşınızın katledilmesi karşısında susuyorsunuz, İsrail’den şamar yiyorsunuz, pısıyorsunuz, Suriye karşısında “vatan millet” edebiyatı yapıyorsunuz. Bu bir çelişki değil mi? Bunun inandırıcılığı olabilir mi? Bir de bunu siyasi rant sağlamak amacı ile meydanlara taşınmasını da doğru bulmuyoruz.

Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda İsrail Cumhurbaşkanı Perez’in aşırıya kaçan konuşmaları karşısında “One minute” diyerek Perez’in sözünü kesmesi ve Davos’u terk etmesi tabanında o an için bir coşku yarattı. Ya sonra? İsrail yine bildiğini okumadı mı? Yine Gazze’yi cehenneme çevirmedi mi? Ne değişti? Bunlar da yetmiyormuş gibi Mavi Marmara’yı uluslararası sularda basıp, 9 vatandaşımızı katletmedi mi?

                                            ERDOĞAN GAZZE’YE GİTMEYECEK MİYDİ?

                                            Bir konuyu daha anımsatalım:

                                              Hani Başbakan geçen yıl Gazze’ye gidecekti, ne oldu? Niye gidemedi? Gazze’ye gidiş tarihini bile vermişti, soruyoruz niye gidemedi? Çünkü İsrail “Gidemezsin” dedi. Amerika’ya Obama ile görüşmeye giden Erdoğan’a ABD Başkanı “Gitme” dedi. Ondan sonra da Gazze de unutuldu, Mavi Marmara’da baskında katledilenler de.

                                             İşte bizimkilerin dış politika anlayışı “one minute”den öteye gidememiştir. Her konuda tökezleyen, hiçbir konuda başarı elde edemeyen bir dış politika anlayışı ile bugün Suriye çıkmazında çırpınıp duruyoruz. 3 yıldır iç çatışmaların yaşandığı Suriye’ye gücümüzü göstererek dış politikada başarılar elde ettiğimiz sanıyoruz. Bir Suriye uçağı düşürerek de bunu taçlandırmaya çalışıyoruz.

e.mail: [email protected]

             [email protected]

 

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.