Ana sayfa Yazarlar Ali Eralp

SEÇİMLER YAKLAŞIYOR, NE YAPMALI?

SEÇİMLER YAKLAŞIYOR, NE YAPMALI?

ALİ ERALP

Yerel seçimler yaklaşıyor.

AKP, yalan dolan, talan, hırsızlık politikaları ile suçüstü yakalandı…

Şaşkın.

Yetkili ve etkili kişilerin bir sözü, bir sözünü tutmuyor… Başbakan ayrı konuşuyor, Adalet Bakanı ayrı konuşuyor.

Birinin söylediğini ötekisi yalanlıyor. Başbakan tutuklama sürecinin 5 yıl olacağından söz ediyor ve bu yapılandırmadan binlerce kişinin yararlanacağını anlatıyor, Adalet Bakanı ise sadece 130 kişinin salıverileceğinden dem vuruyor.

Bir telaş, bir telaş…

AKP yöneticileri, yumruk yemiş boksörler gibi kroki durumunda şimdi… Yani sersemlemiş durumda… Sallanıyor. İtsen yıkılacak…

AKP paçayı kurtarabilmek için PKK ve onun lideri APO ile birlikte 17 Aralık operasyonlarının bir darbe olduğunu yaymaya çalışıyor. Yolsuzlukları, hırsızlıkları gizleyebilmek amacıyla “İleri Demokrasi düzenlemeleri” adı altında yeni yasalar çıkarmaya hazırlanıyor. İnternete sansür getiriyor…

Her şeyden çekiniyorlar. Her şeyden korkuyorlar. İletişimden, basından, insanlardan… Korku dağları bekliyor…

Başbakan, bakanlar, milletvekilleri halkın arasına korumasız giremiyorlar…

Çünkü söylenenlerin aksine vatandaşlarımız olup bitenlere, yolsuzluklara pek de yabancı değil… Soygunların, hırsızlıkların farkında…

AKP’ye verilen oylar anketlerde yüzde 40 civarında çıksa bile, “Cihan Veri Toplama Araştırma Servisi”nin yerel seçimler öncesi halk arasında yaptığı araştırmada, halkın yüzde 60’ı, Başbakanın ve bakanların darbe söylemlerinin aksine, 17 Aralık soruşturmasını “bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonu…” olarak değerlendiriyor.

AKP’nin bu perişan halinden yararlanabilmek ve ondan kurtulabilmek için bu kaos, bu karmaşa ortamı, bulunmaz bir fırsattır… 30 Mart seçimlerinde kazanılacak bir başarı, AKP’nin “çözülme noktası”, “yıkım sürecinin başlangıcı” olacaktır. Ve arkası çorap söküğü gibi gelecektir…

Ondan sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde bozgunlar birbirini takip edecektir…

Yerel seçimlerde İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerin AKP’den alınması onu büyük bir moral çöküntüsüne ve kargaşa ortamına itecektir.

Bir “nemalanma” ve “çıkar partisi” olan “AKP’nin oy yitirdiğini ve “gelecek vadetmediği”ni gören tüm yiyiciler, talancılar ise bu durumda “farelerin batan gemiyi terk etmesi” gibi birer ikişer partilerinden kopacak, yeni oluşumlara katılacaklardır…

Seçimlere çok az zaman kaldı.

30 Mart yerel seçimlerinde yurtsever halkımızı çok büyük görevler beklemektedir. Türkiye’yi AKP’nin karanlık, çağdışı yönetiminden çıkarmak isteyen herkes, vatandaşlık görevini yerine getirmelidir.

Ülkemizi aydınlığa kavuşturmak, onu içine düştüğü talan, yalan, dolan, gericilik bataklığından kurtarmak isteyen herkes, öncelikle sandık başına gitmeli, oy kullanmalıdır.

Seçime katılmayan 8 milyon, 891 bin, 374 vatandaşımız var. Baraja takılan ve geçersiz oyları da buna eklersek, karşımıza toplam 12 milyon seçmen çıkmaktadır.

Yani çöpe atılan bu sayı 2011 seçimlerinde CHP’nin aldığı oydan fazladır. Bunu da seçim sonuçlarına katarsak, AKP’nin nasıl iktidar olduğunu ve “yüzde 50 oy alma masalı”nın nasıl bir beyin yıkama aracı olarak kullanıldığını en bilgisiz bir vatandaş bile anlayabilir.

“Ben tüm partileri protesto ediyorum, tümünün de Allah belasını versin, oy kullanmayacağım” demek, vatana ihanetin bir başka biçimidir. Çünkü yapılan anketlerde oy vermeye gitmeyenlerin büyük bir çoğunluğunu solcu seçmenler oluşturmaktadır ve AKP’nin ekmeğine yağ sürmektedirler.

AKP’liler, bırakın seçimlere katılmamayı, ölülere bile oy kullandırmakta, aldıkları oy sayısını hile hurda yolu ile ikiye katlamaktadırlar. Son zamanlarda bir de Suriyelileri Türk vatandaşlığına kabul ederek onları AKP’yi desteklemeye yönlendirmektedirler…

Bütün bu hilelere, hukuksuzluklara, eşkıyalıklara son verme, “DUR” deme zamanı gelmiştir.

30 Mart yerel seçimleri 12 yıllık siyasal İslamcı sömürü ve baskı iktidarında bir milat, bir dönüm noktası olmalıdır.

Küresel emperyalizm ve işbirlikçileri sevgili yurdumuzu “kolay yutulur lokma” haline dönüştürülebilmek için kırk parçaya bölmüştür…

Alevi – Sünni, Kürt – Türk diye etnik ve dinsel temelde ayrıştırmıştır…

Ülkemizde önüne gelen, kafası bozulan, siyasal parti ya da grup kurmuştur. Her köşe başında karşımıza bir parti ya da bir grup çıkmaktadır.

30 Mart yerel seçimleri ayrışma, parçalanma, bölünme seçimleri değildir. Birleşme, bütünleşme seçimleridir.

Güçbirliği seçimleridir…

Hangi kentte, hangi ilçede, hangi kasabada, AKP VE BDP DIŞINDA, hangi aday güçlüyse, hangi adayın seçilme şansı yükse yurtseverler oylarını ona vermelidirler.

Hele hele, kaybedeceğini bile bile, sadece kendi partisinden olduğu için bir belediye başkan adayını desteklemenin AKP’yi desteklemekle hiçbir farkı yoktur…

30 Mart yerel seçimlerinin hedefi “particilik yapmak” değildir…

30 Mart seçimlerinin hedefi AKP’yi zayıflatmak, güçsüzleştirmek ve daha sonraki seçimlerde de alaşağı etmektir.

30 Mart yerel seçimlerinin hedefi, ülkeyi emperyalistlerden ve yerli ortaklarından kurtarmaktır, vatandır…

Dayanışması, direnişleri ile AKP iktidarını sarsan gezi olayları, gezi kalkışması, bu alanda izlenecek en iyi yol, en iyi stratejidir…

“Haziran ayaklanması” iktidar ve muhalefet açısından yeni bir dönemdir, bir başlangıçtır… En önemli yanı ise Kürt – Türk, Alevi – Sünni, şu parti, bu parti seçimi yapılmadan güçbirliğinin oluşturulması, ORTAK MÜCADELE’NİN öneminin kavranılmasıdır.

Halk bu direnişte ortak düşmanlarına karşı birleşerek, bütünleşerek, devleşerek gücünü ortaya koymuştur…

Önümüzdeki seçim, bir genel seçim değil, bir yerel seçimdir. Ama genel seçimde kazanılacak zaferin, aydınlığa açılan yolun BAŞLANGIÇ NOKTASIDIR. Bu nedenle yurtseverler “Sen – ben kavgası”nı, “Parti çekişmeleri”ni, particiliği bir yana bırakıp, güçlü, seçilebilecek adaylar üzerinde birleşmeli, ortak çalışmalar yapmalıdırlar.

HEDEF AKP, PKK VE ONUN PARLAMENTER UZANTISI BDP’nin tasfiye edilmesidir…

GERİSİ LAF-I GÜZAFTIR, YANİ BOŞ LAFTIR…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here