Kategoriler
Hüseyin Mümtaz

AL SANA MARAŞ!

AL SANA MARAŞ!

HÜSEYİN MÜMTAZ 

                Meğer “Vehbi’nin kerrakesi” başkaymış, işin içinde iş varmış, turpun büyüğü torbadaymış.

Biz aceleden ve saf saf haberin “yerli basın” tarafından uygun görülen kısmını alıp “süreci AB ve ABD’nin heyecanla desteklediğini aktarırken, ufak bir “ayrıntıyı” gözden kaçırmışız.

Rum basınından öğrendiğimize göre meğer Obama Maraş’ı istiyormuş.

Politis dün “Amerikalılar Kıbrıs Sorununda Katalizör Rol İstiyor… Amerikan Başkanı Barack Obama’dan Dinamik Müdahale… Maraş Konusu da Masada… Ve Ankara’ya Gerilimden Kaçınma Uyarısı” başlığını attı.

Amerikalıların, Eroğlu-Anastasiadis görüşmesiyle başlayan yeni çabaya kendi damgalarını, kararlılıkla vurduklarını belirten gazete ABD Başkanı Barack Obama’nın prosedüre destek belirttiği genel açıklamasının ötesinde müzakere masasına Maraş konusunu da koyduğunu yazdı.

“Geniş açıklamasında, Amerikan Başkanı ve Amerikan hükümetinin Başkan Anastasiadis’in ‘taraflarca uzlaşılıp uygulandığında Kıbrıs Türk ve Rum toplumları arasında işbirliği geliştirip çözüm çabalarına inanç sağlanması olanağına sahip olan cesur ve yeni güven yaratıcı önlemler ve diğer yapıcı öneriler paketine’ desteğini açıkladı. Maraş’a ismen değindiği açıklamasına, ABD’nin bütün çabaya aktif müdahiliyeti taahhüdü eşlik etti. Obama ‘ABD, iki toplum tarafından mutabakat sağlandığında Maraş bölgesinin yeniden canlandırılması da dâhil, çözüm müzakerelerini takviye için olası inisiyatifleri araştırmak üzere bütün müdahillerle diplomasiye girecek’ dedi.”

Kerry’nin gizlilik uyarısının, Downer’in Dâvutoğlu ile içeriği gizli görüşmesinin, “Ortak metnin” gizlilik maddelerinin altını biraz karıştırınca Maraş açığa çıkıveriyor.

Aslında ilk işaretleri yine Rum basınında, görüşmeden bir gün önce dillendirilmişti de, ihtimal vermemiştik.

10 Şubat tarihli Alithia; Anastasiadis’in geçtiğimiz Eylül ayında, BM Genel Kurulu çalışmaları çerçevesinde gittiği Washington’da ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile görüştüğünü anımsatarak Biden’in bu görüşmede, Anastasiadis’e, Obama’nın, Güney Kıbrıs’ın o dönemde gelişim halinde olan jeopolitik konulardaki tutumuna yönelik memnuniyetini ilettiğini yazmıştı.

Joe Biden’ın, Anastasiadis’e, “Sizin için ne yapabiliriz”(what can we do for you Mr. President) sorusunu sorduğunu yazan gazete, Anastasiadis’in ise “ekonomi, Kıbrıs sorunu ve Maraş” olmak üzere üç olgu ortaya koyduğunu belirtmişti.

Anastasiadis’in, Biden’dan istediği üçüncü şeyin güven yaratıcı önlem olarak Maraş olduğunu yazan gazete, iki toplum liderinin görüşmesinin hemen ardından dünyadaki güçlü devletlerden ve AB’den yağmur gibi açıklamaların yapılmasının beklendiğini, bununla birlikte önemli bir önlem olan Maraş’ın iadesine ilişkin yol haritasıyla birlikte güven yaratıcı önlemlere ilişkin açıklamanın da planlanmakta olduğunu belirtmiş.

Gazete haberinin devamında Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin Brüksel temaslarına da dikkat çekmişti.

Hakikaten, bunca gürültü içinde Nami Brüksel’de ne arıyor?

Bunca yıldır Kıbrıs okur yazarım, Maraş’ın neden “güven yaratıcı önlem” olarak Rum’a verilmesi gerektiğini anlamış değilim.

Rum’un güveni artmalı da Türk’ün güveni yerlerde mi sürünmeli?

Karşılığında ne teklif ediyor Rum tarafı? Meselâ Kıbrıs Türk oluşturucu/kurucu devletinin sınırları için Bostancı’lardan, Akıncılar’ın acayip şekilde Rum tarafına girmiş burnuna, oradan da Derinya’ya düz bir hat neden çizilmesin?

Şu “aynı gökyüzü altında” “iki toplumlu” gösteriler-konserler-etkinlikler hep Türk tarafında, Çetinkaya sahasında; Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılabiliyor da…

Türk tarafının “Rum’lara güveninin artması için” neden meselâ aynı Baf göğünün altında, Baf Kalesi’nde Musa Eroğlu Konseri verilemiyor?

Katsantonis ve Taşçı, 12 Şubat 2004 tarihinde ilk sahneye çıktıkları Atatürk Kültür Merkezi’nde 10 yıl sonra yine aynı tarih ve aynı günde,  aynı kostümlerle sahne alarak “Aynı Yolda 10 Yıl” konseri vermişler. Ne kadar güzel?

2004 Annan’ızın Planı, 2014 Üç Güzeller’in (Nuland, Ashton, Buttenheim) Planı.. (Keşke aralarında Bakoyanni de olsaydı. İkna kabiliyetine hayranım.)

Kaldı ki muhtemel bir Musa Eroğlu konserinde ona arkasında bas gitarı ile eşlik edecek bir “Kıbrıs Türk’ü” (ikisi de büyük) de tanıyorum.

Çok değil, altı ay önce Eylül ayında “MARAŞ’I VERMEK DEVLETİ VERMEKTİR” demişiz.

https://www.turkishnews.com/tr/content/2013/09/18/marasi-vermek-devleti-vermek-demektir/

“Maraş’ı vermek; Magosa’yı vermek, Girne’yi, Lefke’yi, Lefkoşa’yı vermek demektir.

Maraş’ı vermek devleti vermek, devletten vazgeçmek, KKTC’yi sıfırla çarpmak demektir.

                ….

Aynı gün NTVMSNBC’den Selim Sayarı, Eroğlu ile Özersay’ın uçakta başbaşa çalışırken çekilmiş bir fotoğrafı eşliğinde; ‘NTV’nin ulaştığı plan, Maraş’taki Rum mallarının hak sahiplerine verilmesini, yerel idarenin Gazimağusa Belediyesi’ne, güvenliğin ise KKTC polisine bağlanmasını öngörüyor’ haberini veriyor.

Sayarı’ya göre KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’yla, planı hazırlayan eski başmüzakereci ve uluslararası hukukçu Kudret Özersay’ın gizlice Maraş’a giderek, incelemeler yaptığı ve alternatif Maraş planının geçen yıl nihai şeklini aldığı belirtiliyor” demişiz.

“Be efendiler Maraş’ın tamamı, Kıbrıs adasının %70’i Osmanlı vakıf malı değil mi?

Bunu öğrenmek için Maraş’a öyle gizlice gitmeye filan lüzum yok. Haşim Altan’ın kitaplarını, Taner Erginel’in çalışmalarını, Halil Giray’ın haritalarını, Taner Derviş’in makalelerini zahmet edip okusanız problem çözülecek..

Taner Erginel diyor ki, ‘Magosa tapu dairesi elimizde, bakın belgelere’..     Bakmıyoruz..

Bizim tapu kayıtlarımıza, devlet dairelerimize, raflardaki dosyalarımıza, belge ve bilgilerimize Rum devlet görevlileri, dışişleri mensupları en ufak bir zorlukla karşılaşmadan kolaylıkla ellerini kollarını sallayarak ulaşabilirken, izaz ikramla karşılanırken biz gidip, zahmet buyurup okumuyoruz..

Maraş’ın toprak konusu görüşülmeye başladığında gündeme geleceğini, toprak konusunun da en son görüşülecek konu olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, toprak konusu görüşülmeye başladığında dörtlü veya beşli zirve denilen 3 garantör ve 2 tarafın katılacağı görüşmeler yapılacağını belirtti. Diğer konular görüşülmeden toprak konusunun görüşülmesiyle büyük bir huzursuzluk ve ekonomide bir çöküntü ortaya çıkabileceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, buna sebep vermemek amacıyla toprak konusunun son olarak görüşülmesine karar verildiğini vurguladı. Downer’in Türk tarafından bir jest beklediğini, ancak Kıbrıs Türk tarafının en büyük jesti Annan Plan’ına evet demekle yaptığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, ‘onların bir jest yapması beklenirken, bizden jest beklenmesi biraz tuhaf’ dedi.

Eroğlu’nun söylediklerinde yanlış şeyler yok.. En önemlisi ‘toprak’, dolayısı ile ‘Maraş’ın en sonunda görüşülecek olması..

Fakat Eroğlu’nun sıkıntısı da büyük..

Çünkü anladığımız kadarıyla en büyük zorluğu ve sıkıntısı; selefinin yürüttüğü politikaların tamamen karşısında olduğu için binde 3’lük bir farkla seçildiği Cumhurbaşkanlığı makamında açık veya kapalı/resmi veya gayri resmi hala Talât’ın ‘mutemet’ adamlarıyla çalışma mecburiyetinde kalması..

Özersay ve Nami ile varacağı fazla bir yer yoktur Eroğlu’nun..

Maraş vatandır.. Girne, Magosa, Lefkoşa, Lefke, Güzelyurt gibi vatandır Maraş..

Mevzu bahis olan vatansa gerisi teferruattır” demişiz.

Doğru demişiz..

6 ay önce “Özersay ve Nami ile varacağı fazla bir yer yoktur Eroğlu’nun” demişiz..

6 ay sonra pat diye Özersay “müzakereci” olmuş.

Başbakan da “Nami niye müzakere heyetinde olmasın” diye sormuş.

Çocuk daha 22 aylık.. Doğru dürüst konuşamıyor bile..

Ama dayısı öğretmiş, hoşuna gitmeyen biri olduğu zaman “al al” yapıyor..

Çatal yürekli, DEMİR bilekli 22 aylık o delikanlı, şimdi “Maraş” denince Rum tarafına dönüp yapıyor “al al”larını..

“Al sana Maraş”..

Çocuk, Allah bağışlasın; benim “küçük” torunum, o da abisinin izinde..13 Şubat 2014

 

57’İNCİ ALAY HER YERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.