Kategoriler
Kültür/Sanat

Fahrettin Kerim Gökay

Zaman zaman çok acayip valiler yönetmiş bu İstanbul‘u. Fakat hiç ama hiç birisi 07.02.1949 da İstanbul Valisi (eşzamanlı olarak belediye başkanı da) yapılan “bir ufak” Fahrettin Kerim Gökay kadar acayip olamaz tabii

Yeşilay kurucularından ve 6-7 Eylül olayları göz yumucularından Fahrettin Kerim, rakıya düşman, ırkçılığa dost bir valiydi.

Rakı düşmanlığının ve ufak tefekliği birleşince uzun bir süre küçük rakıya Fahrettin Kerim dendi. Hatta rivayete göre bir lokantada kavga çıkar ve birisi tombul kısa rakı şişesini başka birisinin kafasına vurur. Tesadüf bu, o sırada Fahrettin Kerim içeri girer. Garsona ne oluyor diye sorduğunda garson “Efendim birisinin kafasına zatıalinizle vurdular” der.

İçki düşmanlığının suyunu çıkarıp geceleri İstanbul sokaklarını turlayıp rastladığı sarhoşları bel kemiklerinden su alınmak üzere, hastaneye gönderdiği söylenir. Bir katil milletvekilini sahte deli raporuyla hapisten kurtarması da anıları arasındadır. Ki ilişkin raporu vermeye bir başka arızalı psikiyatr Mazhar Osman dahi cesaret edememiştir.
Her devrin adamı Fahrettin Kerim’in (Celal İnce bestesi) “mini mini valimiz, ne olacak halimiz” tekerlemesi adını aşar. Hakkında söylenenler hep böyle nazik olmamıştır tabii: “Rızk için Allah kerim / ha benim gerim ha Fahrettin Kerim” benzeri bir yığın hakaret tekerlemeleri de üretilmiştir.

İşin bu kısmı tarihçileri ilgilendirir ama iki kelam etmeden geçilmez. Ayrımcılığı tarifte kullanılan klişe “Halk plajlara akın etti, vatandaş denize giremiyor” lafının sahibi Fahrettin Kerim’dir. Ama bu, Nazi hayranlığının yanında masum kalabilir tabii. “Çirkinleri ve aptalları” Alman usulü kısırlaştırmamızın iyi olabileceğini söyleyecek kadar ileri gitmiş, kankası, Mazhar Osman ile birlikte Türkler için “eugenique” yani soy arıtımı üzerine çalışmalar yapmıştır.

Kadehlerimizi İstanbul’a ve mukavemet kabiliyetine kaldıralım. İstanbul bunlardan da kurtulacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.