DUMUZI

Dün yayınlanan 2. Bölüm’ün devamı

Göklerin kraliçesi,
Kahraman kadın, annesinden daha yüce,
Enki tarafından takdim edilen,
İnanna, Ay’ın ilk kızı,
Dumuzi’nin kaderini buyurdu;
 
Savaşta liderinim,
Kavgada sana zırh tutanım,
Mecliste senin savunucunum,
Seferberlikte senin ilhamınım.
Sen, kutsal tapınağın seçilmiş çobanı.
Sen, Kral, Uruk’un sadık tedarikçisi,
Sen, An’ın tapınağının ışığı,
Tüm yollar sana uygundur:

Yüce taht üzerinde başını dik tutmaya,
Lapis lazuli tahtında oturmaya,
Başına kutsal taç takmaya,
Vücuduna uzun elbiseler giymeye,
Kraliyet elbisesini üstünde taşımaya,
Gürz ve kılıç taşımaya,
Uzun yay ve okuna rehberlik etmeye,
Yanında mızrak ve sapan bulundurmaya,
Elinde kutsal asa ile yarış yapmaya,
Ve ayağında kutsal sandalet ile,
Lapis lazuli taşlı kutsal göğüsler üzerinde zıplamaya.

Sen, hızlı koşan, seçilmiş çoban,
Tüm yollar sana uygundur,
Kalbin uzun günlerin zevkini alabilir.

An’ın (tanrı) senin için belirlediği — değiştirilemez.
Enlil’in verdiği – değiştirilemez.
Sen Ningal’in gözdesisin.
Canım, İnanna seni kucaklar.

Ninşubur, Uruk kutsal tapınağının sadık hizmetkarı,
Ve İnanna’nın tatlı kasıklarına binen Dumuzi konuştular:
Kraliçem, kalbinizin seçtiği buradadır,
Kral, sevgili güveyiniz.
O, sizin hoş kasıklarınızla uzun günler geçirebilir.
Ona güzel ve görkemli bir saltanat verin.
Krallık tahtını bağışlayın, temellerini sağlamlaştırın.
Çobanın, adaleti sağlayan biri olmasını bağışlayın.
Parlak bir saltanat ve asil taç bağışlayın

Güneşin doğduğu yerden battığı yere,
Güneyden kuzeye,
Yukarı denizden aşağı denize,
Huluppu ağacının ülkesinden sedir ağacı ülkesine
Tüm Sumer ve Akkadlı insanları Çoban’ı korusun.

Çiftçi gibi, bereketli tarlalar yapsın,
Çoban gibi, çokça koyun ağılları yapsın,
Onun hükümdarlığı altında orada sebzeler olsun,
Onun hükümdarlığı altında orada zengin tahıl olsun.

Bataklıkta balık ve kuşlar sohbet edebilsin,
Sazlıklarda genç ve yaşlı sazlar büyüyebilsin,
Bozkırda mashgur-ağaçları büyüyebilsin,
Ormanlarda geyik ve yaban keçisi çoğalabilsin,
Meyve bahçesinde, orada bal ve şarap olabilsin.

Bahçelerde marul ve tere büyüyebilsin,
Sarayda uzun ömürler olabilsin,
Orada, Dicle ve Fırat’ta su taşması olabilsin,
Kenarlarında bitkiler büyüyüp ve çayırlarla dolabilsin,
Yığın ve tepeciklerde hububatın hanımı olabilsin.

Kraliçem, gökyüzünün ve dünyanın,
Tüm evrenin kraliçesi,
Tatlı kasıklarında uzun günler tadını çıkarabilsin.

Kral, başı dik vaziyette kutsal kasıklara gitti.
O, başı dik vaziyette kutsal kasıklara gitti.
O, başı dik vaziyette kraliçeye gitti.
O, gökyüzünün kutsal rahibesi için kollarını açtı.

İnanna konuştu:
Bana ait olan, gözlerimin nuru, benle buluştu,
Birlikte sevindik.
O benden zevk aldı.
O beni evine götürdü.

Beni mis kokulu bal yatağa yatırdı.
Tatlı aşkım, yüreğimin yanına uzanarak,
Diliyle oynayarak, bire bir,
Sevgili Dumuzi’m böylece elli kez yaptı.

Şimdi benim tatlı aşkım doydu.
O şimdi söyler:
Beni serbest bırak, kız kardeşim, beni serbest bırak.
Babasının küçük kızı olacaksın.
Gel benim olan kız kardeş, sarayıma götüreceğim.
Beni serbest bırak…

İnanna konuştu:
Çiçek açanım, caziben tatlıdır.
Elma bahçesinde çiçek açanım,
Elma bahçesinde meyve verenim,
Dumuzi-abzu, caziben tatlıdır.

Korkusuz kişim,
Kutsal heykelim,
Lapis lazuli taşlarla benzenmiş kılıçlı heykelim,
Caziben ne kadar tatlıdır……

Kaynak: Inanna, Queen of Heaven and Earth: Her Stories and Hymns from Sumer, D. Volkenstein and S.N. Kramer kitabından alınmıştır.

Dip. Ark. Kadir YILDIRIMSAL
e-mail: [email protected]

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.