Başbakan kendisine 24 saat boyunca (mecburen) tahsis edilen televizyonlarda ve millet parasıyla düzenlediği mitinglerde; “şunu başardık, bunu yaptık, bunu ettik…” diye konuşuyor veya iktidarın yandaşı haline getirilmiş gazetelerde beyanatlar veriyor!

O da yetmiyor O bir söylerse medya bülbülleri 10 ilavesiyle beyinleri işgal etmeye çalışıyorlar…

Değerli okur,

Türkiye 75-80 milyonun(*) üstündeki nüfusuyla elbette durağan bir ülke değil. O nedenle günümüzde de mutlaka çeşitli hamleler ve işler yapılmaktadır. Çünkü kökü; sağlam ve Orta Asya’dan dünyaya yayılmış bir millete, Selçuklu, Osmanlı ve en nihayetinde 1920’lerde kurulmuş bir cumhuriyete dayanıyor…

Birilerinin yuvarlak ve ne manaya geldiği tam anlaşılamayan “benim milletim” gibi muğlâk ifadeleriyle. İsmini dahi telaffuz etmekten çekindiği veya özellikle adını anmaktan imtina ettiği Türk milleti.. Geçtiği coğrafyalarda uygarlık, adalet ve insanlık adına ne varsa götürmüş, İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır.

Türk milleti Anadolu’da sahne almaya başladığı günden itibaren, hiçbir insanı ötekileştirmeden, ayrıştırmadan, bir şemsiyenin altında tutup, ayrı gayrı değil, tek bir millet olarak yaşamasına imkân vermiştir. Hatta son Türk devletini kuran Gazi Mustafa Kemal “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” diyerek hiçbir yurttaşını dışlamadığını göstermiştir.

İşte bu asil milleti; kendi elcağızlarıyla seçtiği beyni kirada, siyasi varlıklarını ise kendi arzularıyla başkalarının insafına  terk etmiş mevcut iktidar tarafından uzun süredir örselenir oldu..

Burada hatırlatmakta fayda gördüğüm; “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.” gibi son derece doğru bir tespiti (bilerek) kulak ardı eden AKP iktidarı, Türk milletinin ezelden ebede kadar düşmanı olup, her zaman O’nu tarihten silmeyi amaçlayanların bizatihi hedef tahtası haline getirmiştir..

Yaptığı uygulamalarla adeta “gavurun ekmeğine yağ sürmüş”, onların nihai planlarına çanak tutmuştur.. Buda yetmiyormuş gibi melanet projeleri inatla sürdürmeye de devam etmektedir..

Mesela yy öncesi İngilizlerin bu konudaki en önemli planlarından birini günümüzde –sanki bilerek- yeniden canlandırmış. Ülkemiz içinde yeni yeni “milletler” icat etmeye başlamıştır. Nitekim bu yolda Türk milletini hepten yok sayarken, unsurlardan birini özellikle öne çıkarmış, bu topluluğun önce ismini beyinlere perçinletmiş, sonra da (uydurma olsa da) dilini algılara yerleştirmiş, derken ayrışmanın önünü ardına kadar açmaya başlamıştır.

Burada şunu özellikle vurgulamak lazımdır.. Gerek Türk milletinin, gerekse de ismi ön plana çıkartılan Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan bir kısım insanımızın birbirleriyle her hangi bir düşmanlığı olmadan yüzlerce yıl beraber yaşamış, bu ülkenin az veya çok demeden nimetini de külfetini de birlikte paylaşmışlardır…

Fakat mevcut iktidar ile nüvesini bebek katillerinin oluşturduğu terör örgütü mensupları ve onların (güya) siyasi temsilcileri, bu gerçeği ters yüz edip; iplerinin bağlı olduğu güç sahiplerinin isteği doğrultusunda yeni bir role soyunmuşlardır…

Bunun için kendileri ne kadar inkâr etseler, yandaşı medya ile mahfillerce ne kadar saklanmaya ve üstünü örtmeye çalışsalar da siyasi bir koalisyon kurmuşlardır…

Yani ülkemizi maalesef AKP ile PKK’nın yaklaşık bir yıl kadar öncesi kurdukları koalisyon hükümeti yönetmektedir. Ki bu hükümetin kuruluşu “biz görüşmedik, devlet görüştü” yalanlarının havada uçuştuğu Oslo görüşmeleriyle başlamıştır.

Fakat ne hazindir ki, ülke geri dönülmesi güç bir girdaba sokulmuşken. Halkımızın bir kısmının tepkisizliği halen sürmekte veya olanları sadece seyretmektedirler. Bu da açıkçası bizleri hem üzmekte hem de ülkenin geleceğine karşı bu denli lakayt bir tavır sergilemeleri hakikat odur ki, canımızı sıkmaktadır.

Değerli okur, bu iktidar 11 senede aynen fersude paraya dönmüş, fakat sıkıştıkça kullanmaktan asla çekinmediği başörtüsü meselesinden başka da istismar edeceği hiçbir konu kalmamıştır.

Hani hikâyeyi bilirsiniz.

-Baba bir hırsız yakaladım.
Oğlum tut getir.
-Gelmiyor.
Gönder gitsin!
-Gitmiyor…

Tıpkı bu hikayedeki gibi.. Meseleyi kökünden halletmek yerine hallediyor gibi gözükerek ama mutlaka geriye büyük bir parça bırakarak yoluna devam etemektedir.

Çünkü bu konuya ihtiyaçları hiç bitmiyor!!!

Çünkü az önce de belirttiğimiz gibi ülkeyi çözmede yol arkadaşı ve koalisyon ortağı PKK’nın taleplerinin ardı bir türlü kesilmiyor. Ehh haliyle bu talepleri (gönüllüde olsa bile) yaparken milletin kendisini alaşağı etmesinden korkuyor. O nedenle bu meşum taleplerin üstünü örtmek için; başörtüsüyle ilgili ufak bir düzenlemeyle birlikte adeta topluma dayatıyor.

Hülasa,

Ekonomisi dışarıya ve sıcak paraya bağlı, borçları katlanmış. Özellikle emeklileri perişan, çalışanlarının çoğunluğu boğaz tokluğuna (oda iş bulabilirse) çalışır hale gelmiş. Tarımı ve hayvancılığı iflas noktasına getirilmiş olup, dışarıdan samanı dahi ithal eder günlere girilmiştir. Dış politikada külliyen çuvallamışlar. Büyük patronlarının şamar oğlanına çevrilmişlerdir. Basına sansür doruk noktasına çıkmış, özgürlükler iki dudak arasına bırakılmıştır. Devasa adalet saraylarında adalet hepten kaybolup gitmiş, tıpkı Yassı Ada’da olduğu gibi mumla aranır hale gelmiştir.

O halde neyin başarısından bahsedilebilinir ki?

Bitirirken hiç mi başarıları yok diyorsanız elbette ki var!!.

Bebek katili Apo ve PKK’nın her isteğini yapma ile onlarla koalisyon kurma konusunda gerçekten hem mahir hem de çok başarılılar…

Değerli okur,

Kanla, irfanla kurduğumuz ve ebediyete kadar sürmesini istediğimiz Cumhuriyetimizin; 90’ıncı yıl dönümünü kutluyor. Bu uğurda kan ve ter dökenlerin cümlesine şükranlarımı sunuyor. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal edenleri rahmetle ve tazimle anıyorum…

Yeni bir yazımızda buluşmak üzere esen kalınız!

(*) Nüfusu 75-80 milyon dememin sebebi. Asıl nüfusun, hem TUİK tarafından tam olarak tespit edilememesi(!) hem de sınırlarımızın delik deşik olması sebebiyle; sığınmacı Suriyeliler ve K.Irakta konuşlananlar ile Başbakan’ın “göz yumuyoruz” dediği Ermeni işçilerin ülkemizdeki sayısının net olarak bilinmemesi nedeniyledir.